Haydar Aliyev kimdir? Azerbaycan liderinin hayatı ve siyasi mirası

Haydar Aliyev’in Nahçıvan’dan KGB ve Politbüro’ya, 1993’te Azerbaycan liderliğine, Karabağ ateşkesinden petrol anlaşmalarına uzanan hayatı.

06 Eyl 2026 - 00:50
0
Haydar Aliyev kimdir? Azerbaycan liderinin hayatı ve siyasi mirası

Ahmet Taş | Bizi Unutma

BAKÜ, AZERBAYCAN — Sovyet güvenlik teşkilatında başladığı kariyerini Azerbaycan Komünist Partisi liderliğine ve Moskova Politbürosu’na taşıyan Haydar Aliyev, 1993’te bağımsız Azerbaycan’ın başına geçerek ülkeyi on yıl yönetti.

10 Mayıs 1923’te Nahçıvan’da doğan Aliyev’in yaklaşık altmış yıllık kamu hayatı, Sovyetler Birliği’nin yükseliş ve çözülme dönemlerinden bağımsız Azerbaycan’ın devletleşmesine kadar uzandı. 1969-1982 arasında Sovyet Azerbaycanı’nın en güçlü siyasi ismi, 1982-1987 arasında Moskova yönetiminin üst düzey yöneticilerinden biri olan Aliyev; 1993’te iç siyasi kriz sırasında yeniden Bakü’ye döndü, cumhurbaşkanı seçildi ve 12 Aralık 2003’teki ölümüne kadar Azerbaycan siyasetinin merkezinde kaldı.

Nahçıvan’dan KGB’nin zirvesine uzanan kariyer

Tam adı Haydar Alirıza oğlu Aliyev olan siyasetçi, 10 Mayıs 1923’te Nahçıvan’da doğdu. 1939’da Nahçıvan Pedagoji Teknik Okulunu bitirdikten sonra Azerbaycan Sanayi Enstitüsünün mimarlık bölümüne başladı; ancak İkinci Dünya Savaşı şartları nedeniyle bu eğitimi tamamlayamadı.

1941-1944 arasında Nahçıvan’daki çeşitli devlet kurumlarında görev yaptıktan sonra Mayıs 1944’te Sovyet devlet güvenlik teşkilatında çalışmaya başladı. Leningrad’daki güvenlik teşkilatı eğitiminden geçti; daha sonra Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin güvenlik birimlerinde yükseldi. 1957’de Azerbaycan Devlet Üniversitesinin tarih bölümünden mezun oldu.

1958’de Azerbaycan SSC Devlet Güvenlik Komitesinde karşı istihbarat bölümünün başına getirildi, 1964’te KGB başkan yardımcılığına yükseldi. 1967’de Azerbaycan KGB Başkanı oldu ve tümgeneral rütbesine terfi etti. Böylece Sovyet güvenlik sisteminin bir cumhuriyet düzeyindeki en güçlü isimlerinden biri haline geldi.

Aliyev’in daha sonraki siyasi yönetim tarzını değerlendiren araştırmacılar, onun istihbarat ve Sovyet parti bürokrasisindeki uzun deneyiminin karar alma biçimi, kadro politikası ve güçlü merkezî yönetim anlayışı üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. Uluslararası basındaki ölüm değerlendirmelerinde de Aliyev sıklıkla “eski KGB yöneticisi” ve Sovyet siyasi okulundan gelen güçlü bir yönetici olarak tanımlandı.

1969’da Sovyet Azerbaycanı’nın lideri oldu

Haydar Aliyev’in kariyerindeki büyük dönüm noktası 12 Temmuz 1969’da yaşandı. Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreterliğine seçildi ve fiilen Sovyet Azerbaycanı’nın lideri oldu. Bu görevini 1982’ye kadar sürdürdü.

Azerbaycan’ın resmî tarih anlatımı Aliyev dönemini sanayi tesislerinin çoğaldığı, altyapı ve eğitim yatırımlarının genişlediği bir kalkınma dönemi olarak değerlendiriyor. 1970’ler ve 1980’lerin başında petrol dışındaki sanayi alanlarının büyütülmesi, yeni işletmelerin kurulması ve Azerbaycanlı kadroların Sovyet yönetiminde daha fazla yer alması onun dönemine atfedilen başlıca gelişmeler arasında.

Aliyev aynı zamanda Sovyet merkez yönetimindeki konumunu sürekli güçlendirdi. 1976’da Sovyetler Birliği Komünist Partisi Politbürosu aday üyesi, 1982’de ise tam üye oldu. Aynı yıl Moskova’ya çağrılarak SSCB Bakanlar Kurulu Birinci Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu makam, onu Sovyetler Birliği’nin en üst düzey yöneticileri arasına taşıdı.

Ancak Mihail Gorbaçov’un 1985’te iktidara gelmesiyle siyasi dengeler değişti. Gorbaçov’un perestroyka döneminde eski Brejnev kadroları tasfiye edilirken Aliyev de merkez yönetiminden uzaklaştı. 1987’de Politbüro ve hükümet görevlerinden ayrıldı. Azerbaycan’ın resmî anlatısı bunu Gorbaçov politikalarına itirazla ilişkilendirirken, Batılı kaynaklar Aliyev’i eski kadroların tasfiyesi sürecinde görevden uzaklaştırılan Sovyet yöneticilerinden biri olarak değerlendiriyor.

Kara Ocak’tan sonra Komünist Partiden ayrıldı

Haydar Aliyev’in yeniden Azerbaycan siyasetinin merkezine dönmesi 1990’da başladı.

19-20 Ocak 1990 gecesi Sovyet birliklerinin Bakü’ye girmesi sonucunda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Azerbaycan tarihinde “Kara Ocak” olarak anılan olayların hemen ardından Aliyev Moskova’daki Azerbaycan temsilciliğine giderek Sovyet müdahalesini açık biçimde kınadı ve sorumluların cezalandırılmasını istedi. Daha sonra Sovyetler Birliği Komünist Partisinden ayrıldı.

Aliyev ardından doğduğu Nahçıvan’a döndü. 1991’de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Başkanı seçildi. Sovyetler Birliği’nin aynı yıl dağılmasının ardından Azerbaycan bağımsız bir devlet haline gelirken Aliyev, Bakü’den uzakta fakat giderek güçlenen alternatif bir siyasi merkez oluşturdu.

21 Kasım 1992’de Nahçıvan’da kurulan Yeni Azerbaycan Partisinin genel başkanı seçildi. Parti, ilerleyen yıllarda ülkenin en güçlü siyasi örgütü haline gelecekti.

Bu sırada Bakü’de Ebulfez Elçibey’in Azerbaycan Halk Cephesi yönetimi iktidardaydı. Karabağ savaşında yaşanan kayıplar, ekonomik kriz ve ordu içindeki otorite sorunları hükümeti giderek zayıflatıyordu.

1993 Gence krizi Aliyev’i yeniden iktidara taşıdı

Haziran 1993’te Albay Suret Hüseynov’un Gence’deki isyanı, Azerbaycan’ı ciddi bir iç siyasi krizle karşı karşıya bıraktı.

Elçibey yönetimi Haydar Aliyev’i Bakü’ye davet etti. Aliyev 15 Haziran’da Azerbaycan Yüksek Sovyeti Başkanlığına seçildi. Elçibey birkaç gün sonra Bakü’den ayrılarak doğduğu Keleki köyüne gitti; 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı yetkileri Aliyev’e devredildi.

Bu iktidar değişiminin nasıl tanımlanması gerektiği kaynaklara göre farklılık gösteriyor. Azerbaycan’ın günümüzdeki resmî tarih anlatısında Aliyev’in dönüşü, ülkenin “iç savaş ve devletin dağılması tehlikesinden kurtarılması” olarak değerlendirilir ve 15 Haziran Millî Kurtuluş Günü olarak anılır.

Human Rights Watch ise Suret Hüseynov’un silahlı isyanının Halk Cephesi hükümetini devirdiğini ve bunun Aliyev’in iktidara gelişinin yolunu açtığını kaydediyor. HRW ayrıca 3 Ekim 1993 seçiminde açıklanan %98,8’lik oy oranını ve bildirilen son derece yüksek katılımı eleştirel biçimde değerlendiriyor.

Dolayısıyla 1993 olayları, Azerbaycan tarihinin bugün de farklı siyasi çevrelerde farklı yorumlanan başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Karabağ ateşkesi ve “Yüzyılın Anlaşması” dönemi

Aliyev iktidara geldiğinde ülkenin en ağır sorunu Ermenistan ile süren Dağlık Karabağ savaşıydı.

1993 boyunca Azerbaycan cephede yeni toprak kayıpları yaşadı. Savaş 1994 ilkbaharına kadar devam etti. Mayıs 1994’te Azerbaycan, Ermenistan ve Karabağ Ermenileri arasında ateşkes sağlandı. Bu ateşkes kapsamlı bir barış anlaşması değildi ancak 2020’ye kadar sürecek çatışmasızlık düzeninin temelini oluşturdu. Sonraki yıllarda Aliyev yönetimi, Karabağ sorununu AGİT Minsk Grubu çerçevesindeki görüşmeler yoluyla çözmeye çalıştı.

İç savaş tehlikesinin azalmasının ardından Aliyev ekonomide petrol ve yabancı sermayeyi merkeze alan bir strateji izledi.

20 Eylül 1994’te Azeri-Çırak-Güneşli petrol sahalarının geliştirilmesi için 11 uluslararası şirketin katıldığı üretim paylaşım anlaşması imzalandı. Yaklaşık 7,4 milyar dolarlık yatırım öngören anlaşma Azerbaycan’da “Yüzyılın Anlaşması” olarak adlandırıldı. Konsorsiyumda BP, Amoco, Statoil, Lukoil ve Türkiye Petrolleri gibi şirketler bulunuyordu.

İlk petrol 1997’de Çırak sahasından çıkarıldı. Bu strateji ilerleyen yıllarda Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının ve Azerbaycan’ın Batı enerji piyasalarıyla güçlü biçimde bütünleşmesinin zeminini hazırladı.

Devlet kurumlarını güçlendirdi ancak demokratik sicili eleştirildi

Haydar Aliyev’in destekçileri onun 1993 sonrasında dağılma tehlikesindeki devlet kurumlarını yeniden merkezileştirdiğini, silahlı grupları denetim altına aldığını ve siyasi istikrar sağladığını savunuyor.

1995’te yeni Azerbaycan Anayasası kabul edildi. Aliyev 1998’de yeniden cumhurbaşkanlığına aday oldu ve resmî sonuçlara göre %76,1 oyla ikinci kez seçildi.

Bununla birlikte Aliyev dönemindeki seçimlerin niteliği ve insan hakları uygulamaları uluslararası kuruluşlar tarafından yoğun biçimde eleştirildi.

AGİT/ODIHR, 1998 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birçok açıdan uluslararası standartları karşılamadığını; oy verme, sayım, medya dengesi ve devletle iktidar partisinin ayrılması konularında ciddi sorunlar bulunduğunu bildirdi.

Human Rights Watch da 1990’lar boyunca muhalefete yönelik baskılar, siyasi tutuklamalar, polis kötü muamelesi, işkence iddiaları ve basın özgürlüğündeki sınırlamalar konusunda Aliyev yönetimini eleştirdi. Buna karşılık aynı dönemde ölüm cezasının kaldırılması, ön sansürün iptal edilmesi ve bazı insan hakları sözleşmelerinin kabulü gibi reform adımları da atıldı. HRW, bu hukuki değişiklikleri olumlu bulmakla birlikte uygulamanın geride kaldığını savundu.

Bu nedenle Aliyev dönemi bir yandan devlet istikrarı ve ekonomik yeniden yapılanma, diğer yandan güçlü başkanlık sistemi ve sınırlı siyasi rekabet ile tanımlanan çift yönlü bir miras bıraktı.

“Bir millet, iki devlet” sözüyle Türkiye ilişkilerinde sembol oldu

Haydar Aliyev dış politikada Türkiye ile yakın ilişkileri sürdürürken aynı zamanda Rusya, ABD, Avrupa ülkeleri ve İran arasında denge kurmaya çalıştı.

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri açısından onun adı özellikle:

“Bir millet, iki devlet.”

sözüyle özdeşleşti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı bugün de Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin tarihî karakterini anlatırken Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz…” sözüyle Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” ifadesini birlikte kullanıyor.

Petrol boru hatlarının Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ulaştırılması yaklaşımı da iki ülkenin stratejik bağlarını enerji alanına taşıdı.

Aliyev’in hayatının son yıllarında sağlık sorunları ağırlaştı. Nisan 2003’te kamuoyu önünde yaptığı bir konuşma sırasında rahatsızlandı. Yaz aylarında tedavi için önce Türkiye’ye, ardından ABD’ye götürüldü. Ekim 2003’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığı açıklanmasına rağmen sağlık sorunları nedeniyle adaylıktan çekilerek oğlu İlham Aliyev’i destekledi.

İlham Aliyev 15 Ekim 2003 seçiminde cumhurbaşkanı seçildi. AGİT ve insan hakları kuruluşları seçim sürecinde ciddi usulsüzlükler ve muhalefete yönelik baskılar bulunduğunu bildirdi. Böylece post-Sovyet coğrafyasının ilk dikkat çekici aile içi iktidar devirlerinden biri gerçekleşti.

Haydar Aliyev ise 12 Aralık 2003’te ABD’nin Cleveland kentindeki Cleveland Clinic’te 80 yaşında hayatını kaybetti. Kalp ve böbrek sorunları nedeniyle uzun süredir tedavi görüyordu. Naaşı Azerbaycan’a getirildi ve 15 Aralık’ta Bakü’deki Fahri Hiyaban’a defnedildi.

Haydar Aliyev bugün Azerbaycan’ın resmî devlet anlatısında “Umummillî Lider” olarak anılıyor. Adına vakıf, kültür merkezleri, havaalanı, üniversite ve çok sayıda kamu yapısı bulunuyor.

Eleştirel uluslararası değerlendirmelerde ise onun mirası daha karmaşık: Sovyet KGB sisteminden gelen tecrübeli bir siyasetçi olarak 1993’te parçalanma tehlikesindeki devleti istikrara kavuşturduğu, Karabağ’da ateşkesi sağladığı ve petrol gelirlerine dayalı yeni ekonomik düzenin temelini attığı kabul edilirken; iktidarın aşırı merkezileştirilmesi, muhalefetin sınırlandırılması ve demokratik kurumların zayıflığı da aynı dönemin temel sorunları olarak gösteriliyor.

1923’te Nahçıvan’da başlayan ve 2003’te Cleveland’da sona eren Haydar Aliyev’in 80 yıllık hayatı, yalnız bir siyasetçinin biyografisi değil; Sovyet Azerbaycanı’ndan günümüz bağımsız Azerbaycan devletine geçişin en önemli siyasi hikâyelerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User