Ebulfez Elçibey kimdir? Azerbaycan liderinin hayatı ve siyasi mirası
Ebulfez Elçibey’in Keleki’den Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına, Halk Cephesi’nden 1993 Gence krizine ve Ankara’daki vefatına uzanan hayatı.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
BAKÜ, AZERBAYCAN — Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Azerbaycan bağımsızlık hareketinin öncülerinden Ebulfez Elçibey, 1992’de cumhurbaşkanı seçildi; bir yıl sonra Gence’deki askerî isyanın yarattığı krizle iktidardan ayrıldı.
Asıl adı Ebulfez Kadirkulu oğlu Aliyev olan Elçibey, Arap tarihi üzerine çalışan bir akademisyenden Sovyet karşıtı siyasi tutukluya, Azerbaycan Halk Cephesi liderliğinden devlet başkanlığına uzanan sıra dışı bir hayat yaşadı. 7 Haziran 1992’de yaklaşık %61 oyla cumhurbaşkanı seçildi; Türkiye’yle stratejik yakınlaşmayı dış politikasının merkezine aldı, Rus askerî varlığının ülkeden çıkarılmasını destekledi ve millî devlet kurumlarını güçlendirmeye çalıştı. Ancak Karabağ savaşındaki ağır askerî sorunlar ve 1993’teki iç siyasi kriz yönetiminin yalnız bir yıl sürmesine neden oldu.
Keleki’den Arap filolojisine uzanan çocukluk ve eğitim yılları
Ebulfez Elçibey, 24 Haziran 1938’de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad bölgesine bağlı Keleki köyünde dünyaya geldi. Doğum adı Əbülfəz Qədirqulu oğlu Əliyev, Türkçedeki kullanımıyla Ebulfez Kadirkulu oğlu Aliyev’di. Daha sonraki millî mücadele döneminde “Elçibey” adını kullanmaya başladı ve kamuoyunda bu isimle tanındı.
İlk ve orta öğrenimini Nahçıvan’da tamamladı. 1957’de dönemin Azerbaycan Devlet Üniversitesinin, bugünkü Bakü Devlet Üniversitesinin Doğu Bilimleri Fakültesi Arap Filolojisi Bölümüne girdi.
Üniversite yıllarında yalnız Arap diliyle değil, Orta Doğu tarihi ve Azerbaycan’ın siyasi geçmişiyle de ilgilendi. Eğitimini 1962’de tamamlamasının ardından Sovyetler Birliği’nin çeşitli projelerinde tercüman olarak çalışmaya başladı.
1963’te Mısır’a gönderildi. Burada Asvan Barajı projesinde Sovyet uzmanları için Arapça tercümanlık yaptı ve 1964’e kadar Mısır’da kaldı. Bu dönem, Sovyet sınırları dışında İslam dünyasını ve Arap toplumlarını doğrudan gözlemleme fırsatı bulduğu ilk uzun deneyimlerinden biri oldu.
Azerbaycan’a döndükten sonra akademik hayatına devam etti. 1969’da “Tolunoğulları Devleti (868-905)” başlıklı teziyle tarih alanında bilimsel derece aldı. 1968-1975 arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesinde Asya ve Afrika ülkeleri tarihi dersleri verdi.
Sovyet yönetimi tarafından tutuklandı ve çalışma kampına gönderildi
Elçibey’in akademik hayatı, milliyetçi ve bağımsızlıkçı düşünceleri nedeniyle Sovyet güvenlik kurumlarının dikkatini çekti.
Kaynaklara göre öğrencileri arasında Azerbaycan’ın tarihi, millî kimliği ve Sovyet sisteminin geleceği üzerine görüşler dile getiriyordu. Ocak 1975’te Azerbaycan SSC Devlet Güvenlik Komitesi tarafından tutuklandı. Hakkındaki suçlamaların merkezinde milliyetçi ve Sovyet karşıtı propaganda yaptığı iddiası bulunuyordu.
Yaklaşık 18 ay hapis ve çalışma kampı cezası çekti. Bazı kaynaklarda cezası sırasında Bakü yakınlarındaki Karadağ taş ocaklarında çalıştırıldığı belirtiliyor.
17 Temmuz 1976’da serbest bırakıldı ancak üniversitedeki öğretim görevine geri dönemedi. Bunun yerine Azerbaycan Bilimler Akademisine bağlı El Yazmaları Enstitüsünde araştırmacı olarak çalışmaya başladı. İlerleyen yıllarda kıdemli araştırmacı ve bölüm yöneticisi gibi görevler üstlendi.
Elçibey’in Sovyet sistemine karşı muhalif kimliği bu dönemden sonra daha da belirginleşti. Akademik çalışmalarının yanında Azerbaycan’ın egemenliği, Türk kimliği ve Sovyetler Birliği’nden bağımsızlaşma düşüncesini savunan entelektüel çevrelerle ilişkisini sürdürdü.
Azerbaycan Halk Cephesi’nin başına geçti
Mihail Gorbaçov döneminde başlayan glasnost ve perestroyka politikaları, 1980’lerin sonunda Sovyet cumhuriyetlerinde millî hareketlerin güçlenmesine zemin hazırladı.
Azerbaycan’da bu sürece Dağlık Karabağ anlaşmazlığının 1988’den itibaren hızla büyümesi de eklendi. Milliyetçi, demokrat ve Sovyet yönetimine muhalif farklı gruplar ortak bir siyasi hareket etrafında birleşmeye başladı.
Bu hareket Azerbaycan Halk Cephesi adı altında kurumsallaştı. 16 Temmuz 1989’daki ilk kongrede Ebulfez Elçibey hareketin başkanlığına seçildi. Hareketin temel talepleri arasında Azerbaycan’ın egemenliği, demokratikleşme ve giderek açık biçimde Sovyetler Birliği’nden bağımsızlık yer aldı.
Elçibey’in siyasi çizgisi laik, milliyetçi ve Türk dünyasıyla yakın ilişkileri savunan bir karakter taşıyordu. Black Garden kitabının yazarı Thomas de Waal, Elçibey’in Türkiye ile mümkün olan en yakın ilişkiyi savunduğunu ve Azerbaycanlıların Türk kimliğini özellikle vurguladığını kaydediyor.
Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’ye girmesi ve 20 Ocak olaylarında çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi, Azerbaycan’daki Sovyet karşıtı hareketi daha da güçlendirdi.
Azerbaycan, 18 Ekim 1991’de bağımsızlığını yeniden ilan etti. Elçibey’in başında bulunduğu Halk Cephesi, Sovyet döneminin son yıllarında bağımsızlık talebinin kitleselleşmesindeki temel siyasi aktörlerden biri oldu.
1992’de yaklaşık yüzde 61 oyla cumhurbaşkanı seçildi
Bağımsız Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’un yönetimi, Karabağ savaşındaki gelişmeler ve iç siyasi kriz nedeniyle 1992’de sona erdi.
7 Haziran 1992’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Azerbaycan Halk Cephesi adayı Ebulfez Elçibey yarışın açık galibi oldu. Anadolu Ajansı seçim sonucunu %60,9, bazı akademik çalışmalarsa %59,4 olarak kaydediyor. Farklı resmî olmayan hesaplamalara rağmen Elçibey’in oyların yaklaşık %60’ını alarak cumhurbaşkanı seçildiği konusunda kaynaklar birleşiyor.
Böylece Azerbaycan’ın bağımsızlık sonrası ikinci cumhurbaşkanı oldu.
Elçibey’in yönetimi, Sovyet sisteminden yeni çıkmış bir ülkede çok sayıda kurumu aynı anda yeniden yapılandırmaya çalıştı. Azerbaycan millî ordusunun kurulmasına hız verildi ve ülkedeki Rus askerî varlığının sona erdirilmesi Elçibey yönetiminin temel politikalarından biri haline geldi.
ABD Kongre Kütüphanesi ülke çalışması ve dönemin çeşitli kaynakları, Elçibey döneminde Rus askerî birliklerinin Azerbaycan’dan çekilmesinin tamamlandığını kaydediyor. Bu konu, Elçibey’in destekçilerinin onun siyasi mirasında en fazla öne çıkardığı başlıklardan biri oldu.
Azerbaycan’ın millî para birimi manat Ağustos 1992’de dolaşıma girdi. Ancak ruble bir süre daha kullanımda kaldığı için “Elçibey rubleyi hemen tamamen kaldırdı” şeklindeki anlatım teknik olarak doğru değil. Buna karşılık bağımsız para sistemine geçiş onun yönetimi sırasında başlatıldı.
Latin alfabesinin kullanımının genişletilmesi ve üniversite giriş sınavlarında merkezi test sisteminin uygulanması da Elçibey döneminin öne çıkan reformları arasında gösteriliyor.
Türkiye’yi dış politikanın merkezine yerleştirdi
Elçibey’in cumhurbaşkanlığı döneminin en belirgin özelliklerinden biri Türkiye ile kurduğu yakın ilişkiydi.
Seçildikten sonra ilk yurt dışı ziyaretini 24-27 Haziran 1992’de Türkiye’ye gerçekleştirdi. İstanbul’daki Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısının ardından Ankara’ya geçti ve TBMM’de konuşma yaptı.
Türkiye ziyaretinde Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığını açık biçimde dile getirdi. Anıtkabir özel defterine yazdığı kısa ifade Elçibey’in siyasi kimliğiyle özdeşleşti:
“Senin askerin Elçibey.”
Türkiye ile siyasi, ekonomik ve kültürel bağların güçlendirilmesini Azerbaycan’ın Batı dünyasıyla ilişkilerinin de ana güzergâhlarından biri olarak görüyordu. 1992’de Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği açıldı ve iki ülke arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları imzalandı.
Elçibey’in düşüncesi yalnız Türkiye-Azerbaycan ilişkileriyle sınırlı değildi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri arasında daha yakın siyasi ve kültürel ilişkiler kurulmasını savundu.
Bu nedenle Elçibey, ölümünden sonra özellikle Türkiye ve Azerbaycan’daki milliyetçi-demokrat çevrelerde Türk dünyasında birlik düşüncesinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam etti.
Karabağ savaşı ve Gence isyanı yönetiminin sonunu getirdi
Elçibey hükümetinin karşı karşıya bulunduğu en büyük sorun Karabağ savaşıydı.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışma Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından açık savaşa dönüştü. 1992’nin bir bölümünde Azerbaycan kuvvetleri bazı askerî başarılar elde etti ancak 1993’e gelindiğinde cephedeki denge yeniden değişti.
Karabağ’daki kayıplar, ekonomik sıkıntılar ve devlet kurumları içerisindeki otorite sorunları Elçibey hükümetinin kamuoyu desteğini zayıflattı. ABD Kongre Kütüphanesinin ülke çalışması, yönetimin bir yandan savaşla mücadele ederken diğer yandan ordudaki farklı silahlı grupları merkezî otorite altında tutmakta ciddi sorun yaşadığını belirtiyor.
Kriz 4 Haziran 1993’te Gence’de patlak verdi.
Karabağ cephesinde görev yapmış Albay Suret Hüseynov ile hükümet arasındaki anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüştü. Hükümet güçlerinin Hüseynov’a bağlı birlikleri etkisiz hale getirme girişimi başarısız oldu; Hüseynov’un kuvvetleri Gence’den Bakü yönüne doğru hareket etmeye başladı.
Bu gelişme Azerbaycan’ı iç savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
Elçibey, Nahçıvan Yüksek Meclisi Başkanı Haydar Aliyev’i Bakü’ye davet etti. Aliyev 9 Haziran’da başkente geldi ve 15 Haziran 1993’te parlamentonun başkanlığına seçildi.
17 Haziran’ı 18 Haziran’a bağlayan gece Elçibey Bakü’den ayrılarak doğduğu Keleki köyüne gitti. Parlamento birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı yetkilerini Haydar Aliyev’e devretti. Ağustos 1993’te Elçibey hakkında güven referandumu düzenlendi ve ardından yeni cumhurbaşkanlığı seçiminin yolu açıldı.
Olayın tanımlanması kaynaklara göre değişiyor. Elçibey yanlısı çevreler ve bazı Batılı kaynaklar süreci askerî darbe veya askerî isyan sonucunda iktidardan uzaklaştırılma olarak değerlendirirken, Azerbaycan’ın günümüzdeki resmî tarih anlatısı bunu devletin iç savaştan kurtarılması ve Haydar Aliyev’in iktidara dönüşü olarak anlatıyor. UPI’nin dönemin ölüm haberinde de Elçibey’in 1993’te askerî subayların ayaklanmasının ardından iktidardan uzaklaştığı ifade edildi.
Keleki’den Bakü’ye döndü, 62 yaşında Ankara’da vefat etti
Elçibey iktidardan ayrıldıktan sonra yaklaşık dört buçuk yıl Keleki’de yaşadı.
Bu dönem fiilen siyasetten tamamen çekildiği anlamına gelmiyordu. Muhalefet üzerindeki etkisini korudu ve destekçileriyle iletişimini sürdürdü.
1997’de Bakü’ye döndü. Azerbaycan Halk Cephesi artık siyasi parti biçiminde örgütlenmişti ve Elçibey partinin genel başkanı olarak muhalefet faaliyetlerine devam etti. Karabağ meselesi, demokratikleşme ve seçim sistemi üzerine açıklamalar yapmayı sürdürdü.
Hayatının son döneminde sağlık sorunları ağırlaştı. İleri evre prostat kanseri teşhisi konulan Elçibey, tedavi amacıyla Türkiye’ye getirildi.
22 Ağustos 2000’de Ankara’daki Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesinde, 62 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi Bakü’ye götürüldü ve dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in de katıldığı devlet töreninin ardından Fahri Hiyaban’a defnedildi. Azerbaycan’ın resmî devlet portalı da Elçibey’i Fahri Hiyaban’da bulunan isimler arasında kaydediyor.
Ebulfez Elçibey’in siyasi mirası Azerbaycan’da bugün de farklı değerlendirmelere konu oluyor. Destekçileri onu Sovyet yönetimine karşı mücadele eden, Rus askerî varlığını ülkeden çıkaran, demokratik seçimlerle iktidara gelen ve Türk dünyasıyla bütünleşmeyi savunan bağımsızlık lideri olarak görüyor.
Eleştirmenleri ise özellikle Karabağ savaşının yönetimi, devlet kurumlarındaki otorite eksikliği ve 1993 krizini önleyememesi üzerinde duruyor. Kongre Kütüphanesi’nin değerlendirmesinde de Elçibey yönetiminin askerî yenilgiler ve iç siyasi sorunların birleşmesi sonucunda hızla kamuoyu desteği kaybettiği belirtiliyor.
Buna rağmen 1938’de Keleki’de başlayan, Sovyet hapishanesinden akademiye, meydanlardan cumhurbaşkanlığı sarayına ve yeniden muhalefete uzanan hayatı, Ebulfez Elçibey’i Azerbaycan’ın 20. yüzyıldaki bağımsızlık sürecinin başlıca siyasi şahsiyetlerinden biri haline getirdi.
Onun adı özellikle Azerbaycan’ın bağımsız devlet kimliğinin güçlendirilmesi, Türkiye ile yakınlaşma ve Türk dünyası fikriyle birlikte anılmaya devam ediyor.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)