Sakıp Sabancı kimdir? İş dünyasından eğitime uzanan hayatı ve mirası
Sakıp Sabancı’nın Kayseri’den Sabancı Holding’in başkanlığına, sanayiden eğitime, Sabancı Üniversitesi ve müzeye uzanan yaşamı ve kalıcı mirası.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Kayseri’de mütevazı bir ailede dünyaya gelen Sakıp Sabancı, genç yaşta başladığı çalışma hayatından Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından birinin yönetimine yükseldi; eğitim, kültür ve sanat alanındaki yatırımlarıyla da kalıcı bir miras bıraktı.
Sabancı Holding’i 1967’den ölümüne kadar yöneten Sabancı, kardeşleri ve profesyonel yöneticilerle birlikte aile şirketlerini uluslararası ortaklıklara açtı. İş dünyasındaki faaliyetlerinin yanında Sabancı Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş sürecini destekledi ve kişisel sanat koleksiyonunun sergilendiği Atlı Köşk’ün müzeye dönüşmesinde belirleyici rol oynadı. 10 Nisan 2004’te 71 yaşında hayatını kaybeden Sabancı’nın adı, 22 yıl sonra üniversiteden müzeye, eğitim kurumlarından araştırma programlarına kadar çok sayıda alanda yaşamaya devam ediyor.
Kayseri’de doğdu, çocukluğu Adana’da geçti
Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933’te Kayseri’nin Akçakaya köyünde dünyaya geldi. Hacı Ömer Sabancı ile Sadıka Sabancı’nın altı oğlundan ikincisiydi. Ailenin ekonomik ve ticari hayatının merkezi ise daha sonra Adana oldu.
Babası Hacı Ömer Sabancı, pamuk ticareti ve sanayi yatırımlarıyla aile şirketlerinin temelini atan isimdi. Sabancı ailesinin Adana’daki ilk yılları bugünkü büyük holding görüntüsünden oldukça uzaktı. Sakıp Sabancı’nın kendi hatıralarında da kalabalık aile hayatının yaşandığı mütevazı evler ve yoğun çalışma düzeni önemli yer tutar.
İlkokulu Adana’daki İsmet İnönü İlkokulu’nda bitirdi. Ortaokulun ardından Adana Erkek Lisesi’ne devam etti ancak uzun süren zatürre rahatsızlığı nedeniyle öğrenimini tamamlayamadı. Sağlık sorunu aynı zamanda onun iş hayatına yaşıtlarından daha erken başlamasına yol açtı.
Sabancı ilerleyen yıllarda eğitim hayatını saklamak yerine bunu açıkça anlatmayı tercih etti. Kendi kitabından Sabancı Holding tarafından yayımlanan bir bölümde:
“Lise ikiden ayrıldım, iyi talebe değildim.”
ifadelerini kullanıyordu.
Bu yönü, kamuoyunda oluşturduğu “olduğu gibi görünme” imajının da önemli parçalarından biri oldu.
Veznedarlıktan Sabancı Holding’in başkanlığına
Sabancı Holding’in kurumsal biyografisine göre Sakıp Sabancı çalışma hayatına Bossa Un Fabrikası’nda veznedar olarak başladı. Daha sonra aileye ait tarım işletmelerinde çiftlik müdürlüğü ve Bossa Tekstil İşletmesi’nde yöneticilik yaptı.
Burada önemli bir tarihî ayrım bulunuyor.
Sabancı Topluluğu’nun temeli Sakıp Sabancı ile başlamadı. Babası Hacı Ömer Sabancı; pamuk, yağ, çırçır, tekstil ve bankacılık alanlarındaki yatırımlarla grubun altyapısını daha önce oluşturmuştu. Akbank’ın kuruluşunda da Hacı Ömer Sabancı ortak olarak yer almıştı.
Hacı Ömer Sabancı’nın 1966’da vefatının ardından aile şirketleri holding çatısı altında yeniden yapılandırıldı. Sakıp Sabancı 1967’de Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi ve bu görevi ölümüne kadar, yaklaşık 37 yıl sürdürdü.
Bu nedenle Sakıp Sabancı’nın iş dünyasındaki rolünü, “Sabancı şirketlerinin tamamını kuran kişi” yerine, babası tarafından temeli atılan aile grubunu kardeşleriyle birlikte büyüten ve kurumsallaştıran ikinci kuşak lider olarak tanımlamak daha doğru.
1974 yılında grubun merkezinin İstanbul’a taşınması da onun dönemindeki önemli dönüşümlerden biriydi. Sabancı Üniversitesi’nin biyografisine göre bu adımda, o yıllarda topluluğun genel koordinatörlüğünü yapan ve daha sonra Cumhurbaşkanı olacak Turgut Özal’ın da etkisi bulunuyordu.
Dünya şirketleriyle ortaklıklar kurdu, Sabancı markasını büyüttü
Sakıp Sabancı’nın başkanlığı süresince topluluk yalnız Türkiye’de büyümedi; uluslararası şirketlerle ortaklıklara yöneldi.
Bridgestone, DuPont, Toyota, Philip Morris, Kraft Foods International, Danone, IBM ve Carrefour gibi dünya çapındaki şirketlerle farklı dönemlerde ortak girişimler kuruldu. Sabancı Üniversitesi’nin biyografisi, bu dönemde Sabancı markasının uluslararası alanda daha görünür hale geldiğini belirtiyor.
Sabancı’nın yönetim yaklaşımında yabancı sermaye ve teknoloji ortaklıkları önemli yer tutuyordu. Böylece yalnız sermayenin değil, üretim teknolojilerinin, yönetim biçimlerinin ve küresel pazarlara erişimin de Türkiye’ye taşınması amaçlandı.
Grup zamanla bankacılık, lastik, otomotiv, tekstil, çimento, gıda ve perakende gibi çok sayıda sektörde faaliyet gösteren bir yapıya dönüştü.
Sakıp Sabancı yalnız kendi şirketlerinin yönetiminde değil, Türkiye iş dünyasının kurumsal örgütlerinde de görev yaptı. 1964’ten itibaren yaklaşık 25 yıl Adana ve Kocaeli sanayi odaları ile Türkiye’deki oda kuruluşlarında çeşitli görevler üstlendi. 1986’da TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı, 1987-1990 yıllarında ise TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı oldu.
İş dünyasındaki tanınırlığı, zamanla Sabancı Holding’in sınırlarını aşarak Türkiye’nin en bilinen iş insanlarından biri haline gelmesini sağladı.
Sabancı Vakfı ile kazancın topluma aktarılmasını kurumsallaştırdı
Sabancı ailesinin hayır faaliyetleri Hacı Ömer ve Sadıka Sabancı döneminde başlamıştı.
Aile, bu geleneği kurumsal hale getirmek amacıyla 22 Mart 1974’te Hacı Ömer Sabancı Vakfı’nı, bugünkü adıyla Sabancı Vakfı’nı kurdu. Kuruluş senedini altı kardeş imzaladı; Sakıp Sabancı da vakfın kurucu isimleri arasında yer aldı.
Vakfın amaçları arasında okullar, öğrenci yurtları, kütüphaneler, sağlık tesisleri ve eğitim kurumları oluşturmak; maddi desteğe ihtiyacı olan başarılı öğrencilere burs sağlamak bulunuyordu.
Ailenin bu alandaki yaklaşımı, Hacı Ömer Sabancı’nın “bu topraklardan kazanılanın yine bu toprakların insanlarıyla paylaşılması” düşüncesi üzerine şekillendi. Anne Sadıka Sabancı da mal varlığını vakfa bağışlayarak kurumun güçlenmesine büyük katkıda bulundu.
Sakıp Sabancı, 1998’den ölümüne kadar Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevini de yürüttü.
Bugün vakfın faaliyetlerinin eğitim, kadınlar, gençler, engelliler, kültür ve sosyal gelişim gibi alanlarda devam etmesi, Sabancı ailesinin ekonomik faaliyetlerinin yanında oluşturduğu sosyal mirasın kalıcı parçalarından biri durumunda.
Sabancı Üniversitesi fikrinden Türkiye’nin önemli eğitim kurumlarından biri doğdu
Sakıp Sabancı’nın eğitim alanındaki en büyük kalıcı projelerinden biri Sabancı Üniversitesi oldu.
Sabancı Üniversitesi’nin resmî tarihçesine göre Sabancı Holding Yönetim Kurulu, Temmuz 1994’te Sabancı Vakfı önderliğinde uluslararası standartlarda bir üniversite kurulmasına karar verdi. Aynı yıl vakıf kuruluş çalışmalarını başlattı.
Hazırlık sürecinde klasik bir üniversite modelini doğrudan kopyalamak yerine akademisyenlerin, üniversite yöneticilerinin ve iş dünyasının katıldığı bir “Arama Konferansı” düzenlendi.
Sabancı Üniversitesi 1996’da resmen kuruldu, 1997’de Tuzla’daki kampüsünün temeli atıldı ve sonraki yıllarda eğitim faaliyetlerine başladı.
Bu proje, Sakıp Sabancı’nın iş dünyasındaki kazanımlarını yalnız şirket büyüklüğüyle ölçmediğini gösteren örneklerden biri oldu.
Eğitim alanındaki faaliyetleri nedeniyle Türkiye’de ve yurt dışında çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı aldı. Kaynaklardaki toplam sayı bazı dönemlerde 12, daha sonraki biyografilerde 15 onursal doktora olarak geçiyor. Anadolu Ajansı ve Sabancı Üniversitesi’nin sonraki kayıtları 15 sayısını kullanıyor.
Atlı Köşk’teki sanat koleksiyonu müzeye dönüştü
Sakıp Sabancı’nın az bilinen yönlerinden biri yoğun sanat koleksiyonculuğuydu.
İstanbul Emirgan’daki Atlı Köşk, 1951’de Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alınmıştı. Sakıp Sabancı 1974’ten itibaren köşkü sürekli ikametgâhı olarak kullanmaya başladı.
Sabancı özellikle Osmanlı hat sanatı, el yazmaları ve Türk resmine ilgi gösterdi.
Sakıp Sabancı Müzesi kayıtlarına göre hat koleksiyonu, Sultan II. Mahmud’a ait bir levhanın satın alınmasıyla gelişmeye başladı; 1980’lerde başka özel koleksiyonların eklenmesiyle genişledi. Koleksiyon daha sonra dünyanın çeşitli müzelerinde sergilendi.
Resim koleksiyonunu ise 1970’lerden itibaren oluşturmaya başladı. Koleksiyonda Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Halil Paşa, Nazmi Ziya Güran, İbrahim Çallı ve Abdülmecid Efendi gibi isimlerin eserleri yer aldı.
Aile, 1998’de Atlı Köşk’ü koleksiyonu ve eşyalarıyla birlikte müze yapılmak üzere Sabancı Üniversitesi’ne bağışladı.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi 2002’de ziyaretçilere açıldı. Bugün uluslararası sergilerden konferanslara, sanat eğitimlerinden araştırma çalışmalarına kadar geniş bir kültür programı yürütüyor.
Böylece yıllarca özel bir aile koleksiyonu olan eserler kamunun erişebildiği bir kültür mirasına dönüştü.
“Sakıp Ağa”: İş insanlığının ötesinde güçlü bir kamuoyu figürüydü
Sakıp Sabancı’nın Türkiye’deki tanınırlığını yalnız sahip olduğu ekonomik güç açıklamıyor.
Kendine özgü konuşma tarzı, mizahı, kamuoyuyla doğrudan ilişki kurması ve televizyon programlarındaki rahat tavırları nedeniyle toplumun farklı kesimleri tarafından “Sakıp Ağa” olarak anıldı. Anadolu Ajansı da biyografilerinde bu lakabın halk arasında yaygınlaştığını belirtiyor.
1957’de Türkan Civelek ile evlendi. Çiftin Dilek, Metin ve Sevil adlarında üç çocuğu oldu. Evlilikleri Sakıp Sabancı’nın ölümüne kadar 47 yıl devam etti.
Sabancı iş deneyimlerini kitaplaştırmaya da önem verdi.
“İşte Hayatım”, “Para Başarının Mükâfatıdır”, “Gönül Galerimden”, “Daha Fazla İş, Daha Fazla Aş”, “Doğu Anadolu Raporu”, “Başarı Şimdi Aslanın Ağzında” ve “Bıraktığım Yerden Hayatım” dahil 14 kitap kaleme aldı veya kendi adıyla yayımladı. Bazı eserleri İngilizce ve Japoncaya da çevrildi.
Japonya, Belçika ve Fransa tarafından çeşitli devlet nişanlarıyla ödüllendirildi. Fransa’nın Légion d’Honneur nişanı da aldığı uluslararası ödüller arasındaydı. Türkiye’de ise Devlet Üstün Hizmet Madalyası ve kültür-sanat alanında ödüller aldı.
10 Nisan 2004’te hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi uğurladı
Sakıp Sabancı yaşamı boyunca ciddi sağlık sorunları da yaşadı.
1981’de ve 1989’da kalp kapakçığı ameliyatları geçirdi. Son döneminde sağlık durumu ağırlaşan Sabancı, 10 Nisan 2004’te İstanbul’daki Amerikan Hastanesi’nde ağır akciğer enfeksiyonu nedeniyle hayatını kaybetti.
71 yaşındaydı.
12 Nisan’da Sabancı Center’da devlet töreni düzenlendi. Ardından gerçekleştirilen cenaze törenine yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı kayıtlara geçti. Sakıp Sabancı, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.
Ölümünün üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen ailesi, Sabancı Topluluğu yöneticileri, öğrenciler ve çalışma arkadaşları her 10 Nisan’da kabrinin başında bir araya gelmeye devam ediyor.
10 Nisan 2026’daki 22. yıl anmasında da Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki törene ailesi, Sabancı Vakfı ve Holding yöneticileri ile Sakıp Sabancı’nın adını taşıyan okulların öğrencileri katıldı.
Bugün Sakıp Sabancı’nın mirası yalnız Sabancı Holding’in ekonomik büyüklüğüyle ölçülmüyor.
Bir yanda Türkiye’nin sanayileşme sürecinde büyüyen aile şirketleri ve dünyanın önde gelen firmalarıyla kurulan ortaklıklar bulunuyor.
Diğer yanda Sabancı Üniversitesi, Sabancı Vakfı, Sakıp Sabancı Müzesi, okullar, burs programları ve kültür kurumları var.
Kayseri’nin Akçakaya köyünde başlayan, Adana’da veznedarlıkla devam eden ve Türkiye’nin en tanınmış iş insanlarından birinin hayatına dönüşen bu yolculuğun kalıcı tarafı da burada ortaya çıkıyor:
Sakıp Sabancı yalnız servet büyüten bir iş insanı değil, elde edilen ekonomik gücün bir bölümünü eğitim, kültür, sanat ve toplumsal hizmetlere aktarmaya çalışan bir kuşağın en görünür temsilcilerinden biri olarak Türkiye’nin yakın tarihinde yerini aldı.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)