Gülistan Doku kimdir? 2020’den 2026’ya kayıp dosyasında neler yaşandı?
Gülistan Doku 5 Ocak 2020’den beri kayıp. Altı yılı aşan soruşturmada 2026’da yeni deliller, tutuklamalar ve FBI ifadesi dosyaya girdi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
TUNCELİ, TÜRKİYE — Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamazken, altı yılı aşan soruşturma 2026’da yeni deliller, çok sayıda tutuklama ve ABD’den gelen bir şüpheli ifadesiyle farklı bir aşamaya ulaştı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 10 Eylül 2026’da soruşturmada önemli ilerleme sağlandığını ancak dosyanın henüz tamamlanmadığını söyledi. Gürlek, soruşturmanın önceliklerinden birinin Gülistan Doku’nun naaşına ulaşmak olduğunu, bazı beyanlarda bedenin birkaç kez taşındığı veya kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabileceğine ilişkin iddiaların değerlendirildiğini açıkladı. Bu ihtimaller henüz kesinleşmiş adli bulgular değil; soruşturma Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıklarınca sürdürülüyor.
Gülistan Doku kimdir?
Gülistan Doku, kaybolduğu tarihte 21 yaşındaydı. Munzur Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü’nde ikinci sınıf öğrencisiydi. Ailesi Diyarbakır’da yaşıyordu. Kamuoyuna yansıyan güvenilir kaynaklarda genç kadının özel yaşamına ilişkin sınırlı bilgi bulunuyor; onun adı Türkiye çapında, üniversite eğitimi için bulunduğu Tunceli’de ortadan kaybolmasının ardından duyuldu.
Gülistan’dan 5 Ocak 2020’de haber alınamamaya başlanmasının ardından ailesi 6 Ocak’ta Tunceli İl Emniyet Müdürlüğüne kayıp başvurusunda bulundu. Polis, arkadaşlarının bilgisine başvurdu ve kentteki kamera kayıtlarını incelemeye aldı. İlk soruşturma döneminde elde edilen telefon sinyali, tanık anlatımları ve görüntüler nedeniyle çalışmalar büyük ölçüde Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinde yoğunlaştı.
Gülistan’ın bulunması için başlayan çalışma, kısa sürede Türkiye’nin en uzun süre kamuoyunun gündeminde kalan kayıp kadın soruşturmalarından birine dönüştü.
Sarı Saltuk Viyadüğü ve aylar süren aramalar
İlk soruşturmanın temel varsayımlarından biri Gülistan’ın Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinde bulunabileceğiydi.
Bu nedenle AFAD, polis dalgıçları, arama-kurtarma ekipleri ve gönüllülerin katılımıyla Uzunçayır Baraj Gölü, Dinar Deresi ve çevresinde geniş çaplı çalışmalar yapıldı. Dönemin resmî verilerine göre barajın su seviyesi düşürüldü, su altı ve su üstü ekipleri aylarca bölgede arama yaptı. Buna rağmen Gülistan’a ait herhangi bir ize ulaşılamadı.
2022’de Sarı Saltuk Viyadüğü’nü uzaktan gören yaklaşık 3,5 saatlik güvenlik kamerası kaydı yeniden inceleme için Ulusal Kriminal Büro’ya gönderildi. Aile, uzun süre boyunca Gülistan’ın suya düştüğü veya atladığı yönündeki ihtimalin yeterli delille ortaya konulmadığını savunarak soruşturmanın başka ihtimallere de yoğunlaşmasını istedi.
Aramalar çeşitli tarihlerde durduruldu ve yeniden başlatıldı. Ancak yıllar boyunca ne Gülistan’ın kendisine ne de kayboluşuna kesin açıklama getirecek fiziksel bir bulguya ulaşılabildi.

Aile yıllarca “Gülistan nerede?” diye sordu
Anne Bedriye Doku, baba Halit Doku ve abla Aygül Doku, soruşturmanın ilk günlerinden itibaren kızlarının bulunması için kamuoyuna ve yetkililere çağrıda bulundu.
Aile yalnız Tunceli’de değil, Ankara’da da siyasi parti temsilcileri ve devlet yetkilileriyle görüşmeye çalıştı. Şubat 2022’de TBMM’ye giden aile, farklı siyasi partilerin temsilcileriyle görüşerek dosyanın yeniden ve daha kapsamlı biçimde incelenmesini istedi.
Gülistan’ın kaybolmasının 1000’inci gününde anne Bedriye Doku, kızının akıbetinin hâlâ bilinmemesine dikkat çekerek yetkililerden cevap istedi. Ailenin mücadelesi zaman içinde kadın örgütlerinin, hukukçuların ve sivil toplum kuruluşlarının da takip ettiği bir adalet arayışına dönüştü.
Nisan 2026’da soruşturmadaki tutuklamaların ardından konuşan anne Bedriye Doku ve abla Aygül Doku, en büyük beklentilerinin Gülistan’ın bulunması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması olduğunu yineledi.
Dosya yeniden ele alındı, soruşturmanın yönü değişti
Gülistan Doku dosyasında önemli dönüşüm, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmayı yeni deliller doğrultusunda yeniden ele almasıyla yaşandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre dosyaya özellikle 2025 sonrasında yeni deliller gelmeye başladı. Yeni incelemeler kapsamında eski kamera görüntüleri, baz ve HTS kayıtları, Plaka Tanıma Sistemi verileri ve dijital materyaller tekrar değerlendirildi. JASAT da soruşturmada aktif görev aldı.
2026 baharında gerçekleştirilen operasyonlarla çok sayıda kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Savcılığın ulaştığı bulgular nedeniyle dosya, yalnız bir “kayıp kişi” soruşturması olmaktan çıkarak kasten öldürme ve delillerin ortadan kaldırılması ihtimallerinin araştırıldığı geniş kapsamlı bir soruşturmaya dönüştü.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı temmuz ayında yaptığı açıklamada tanık ve gizli tanık beyanları, ihbarlar, HTS kayıtları ve diğer belgelerin değerlendirilmesi sonucu Gülistan’ın bedeninin gömüldüğü veya ortadan kaldırıldığı yönündeki iddialara ilişkin önemli tespit ve delillere ulaşıldığını bildirdi. Bu açıklama, bir mahkeme hükmü değil, devam eden soruşturmanın savcılık değerlendirmesini ifade ediyor.
2026’da tutuklu sayısı 32’ye yükseldi
Soruşturma 2026 yazında peş peşe düzenlenen operasyonlarla genişledi.
Aralarında dönemin kamu görevlileri, polisler ve başka şüphelilerin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verildi. 3 Eylül itibarıyla Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmada tutuklu sayısının 32’ye yükseldiği açıklandı.
Tutuklananlar arasında eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı ve eşinin yanı sıra dosyanın farklı aşamalarında hakkında adli işlem yapılan eski kamu görevlileri de bulunuyor. Bazı şüpheliler ise adli kontrolle veya savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel de soruşturma kapsamında tutuklanan isimler arasında. Sonel, kendisi ve ailesinin hedef gösterildiğini ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini savundu.
Burada önemli hukuki ayrım korunmalı: Tutuklama, kişinin suçunun kesinleştiği anlamına gelmez. Dosyadaki şüpheliler hakkında nihai değerlendirme ancak yargılama ve kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla yapılabilir.
ABD’den gelen FBI ifadesi dosyada yeni bir aşama yarattı
Eylül 2026’da soruşturmanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri ABD’de bulunan şüpheli Umut Altaş’ın ifadesinin Türkiye’ye ulaşması oldu.
TRT Haber’in aktardığı soruşturma belgelerine göre Altaş, FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları görevlilerince 19 ve 20 Ağustos’ta sorgulandı. Türk makamlarının adli yardımlaşma kapsamında ilettiği 109 soru üzerinden alınan ifadenin 34 sayfalık FD-302 raporuyla Türkiye’ye gönderildiği bildirildi.
Altaş bu ifadede, Gülistan Doku’nun öldürüldüğü ana tanık olduğunu ileri sürerek dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında doğrudan suçlayıcı iddialarda bulundu.
Bu beyan soruşturma açısından önemli olsa da tek başına ispatlanmış bir olgu veya mahkûmiyet kararı değildir. İfadenin diğer teknik ve fiziksel delillerle doğrulanıp doğrulanamayacağı, savcılık ve mahkemelerin değerlendirmesine bağlı olacak.
10 Eylül itibarıyla Gülistan hâlâ bulunamadı
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 10 Eylül’de yaptığı son açıklama, dosyanın henüz kapanmadığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Gürlek, en önemli hedeflerden birinin Gülistan’ın naaşına ulaşmak olduğunu söyledi. Dosyadaki bazı beyanlarda bedenin birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğinin öne sürüldüğünü, Pertek Yolu çevresine ilişkin bilgiler bulunduğunu ve kimyasal madde kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de araştırıldığını belirtti.
Bakan aynı zamanda bazı kamu görevlilerinin geçmişte yetkilerini usulsüz kullandıkları, delilleri ortadan kaldırdıkları veya soruşturmanın aydınlatılmasını engellemeye çalıştıkları yönündeki iddia ve bulguların incelendiğini açıkladı. Gürlek, soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu özellikle vurguladı.
Altı yılı aşkın süre geçti.
Gülistan Doku’nun ailesinin sorduğu temel soru ise hâlâ aynı: Gülistan nerede?
2026’da ortaya çıkan yeni ifadeler, teknik kayıtlar ve adli işlemler dosyayı geçmiş yıllara kıyasla çok daha ileri bir aşamaya taşımış olsa da, Gülistan henüz bulunmadı ve olayın bütün yönlerini ortaya koyan kesinleşmiş bir yargı kararı verilmedi.
Bu nedenle Gülistan Doku dosyasında bundan sonraki en kritik gelişme, yeni beyanların somut delillerle doğrulanması, genç kadının akıbetinin kesin olarak belirlenmesi ve suç sorumluluğu bulunan kişiler varsa bunun bağımsız yargı tarafından ortaya konulması olacak.
Gülistan Doku’nun hikâyesi, yalnız kayıp bir üniversite öğrencisinin dosyası değil; bir ailenin altı yılı aşan bekleyişinin, gerçeği öğrenme talebinin ve kamuoyunun “bir genç kadın nasıl iz bırakmadan kaybolabilir?” sorusunun da hikâyesi olmaya devam ediyor.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)