Oğuz Ümit Ege kimdir? Akçay’dan Avcılar’a uzanan hayat hikâyesi

Oğuz Ümit Ege’nin Avcılar Köyü’nde başlayan, Almanya, Akçay, deniz, zeytinlikler, dostluk ve yardımseverlikle şekillenen 72 yıllık hayat hikâyesi.

02 Eyl 2026 - 23:56
0
Oğuz Ümit Ege kimdir? Akçay’dan Avcılar’a uzanan hayat hikâyesi

Ahmet Taş | Bizi Unutma

EDREMİT, BALIKESİR / TÜRKİYE — Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Avcılar Köyü’nde dünyaya gelen Oğuz Ümit Ege, 72 yıllık hayatında büyük unvanlardan çok dostlukları, bilgisi, cömertliği, denize ve toprağa bağlılığıyla çevresinde “Ümit Abi” olarak hatırlandı.

Balıkesir’deki mezarlık kayıtlarına dayanan yerel vefat listelerinde Ege’nin 29 Nisan 1952’de doğduğu, annesinin Sabiha, babasının Ali Rıza olduğu ve 21 Şubat 2025’te hayatını kaybettiği belirtiliyor. Naaşı, hayatının ve hatıralarının önemli bölümünün geçtiği Edremit’in Avcılar Köyü Mezarlığı’na defnedildi.

Gazeteci-yazar Yusuf İnan’ın Ege’nin vefatından iki gün sonra kaleme aldığı anma yazısı ise onun resmî kayıtlara sığmayan tarafını anlatıyor: deniz kıyısındaki uzun sohbetleri, zeytin ağaçlarını, çocuklara duyduğu sevgiyi, ihtiyacı olanlarla paylaşmayı ve hayatı aceleye getirmeyen kendine özgü karakterini.

Avcılar Köyü’nde başlayan hayat

Oğuz Ümit Ege’nin hikâyesi 1952 yılında, Kazdağları ile Edremit Körfezi’nin buluştuğu coğrafyada başladı.

Avcılar Köyü, onun için yalnız doğduğu yer değildi. Yıllar boyunca hayatıyla bağlantısını koruduğu, dostlarını ziyaret ettiği, kahvesinde oturduğu, zeytinlikleriyle ilgilendiği ve sonunda toprağa verildiği yerdi.

Yusuf İnan’ın anlatımına göre Ege’nin babası Köy Enstitüsü mezunuydu. Babasından aldığı en önemli miraslardan biri öğrenmeye ve farklı konularda bilgi sahibi olmaya duyduğu meraktı.

Ege, Edremit Meslek Lisesi’nde öğrenim gördü. Gençlik yıllarında birçok Anadolu genci gibi çalışma amacıyla Almanya’ya gitti. Ancak askerlik çağrısı üzerine Türkiye’ye döndü ve hayatının sonraki bölümünü yeniden memleketinde sürdürdü. Almanya’ya bir daha dönmedi.

Bu tercihin ardından onun dünyası büyük ölçüde Edremit, Akçay, Avcılar Köyü, deniz ve zeytinlikler çevresinde şekillendi.

Deniz onun hayatının vazgeçilmez parçasıydı

Ümit Ege’yi yakından tanıyanların hatıralarında deniz ayrı bir yere sahip.

Gençliğinde zıpkınla balık avlamayı seviyordu. Yusuf İnan’ın aktardığına göre Edremit Körfezi’nin balık açısından çok daha zengin olduğu yıllarda denize açılır, avladığı balıkları yalnız kendisi için saklamazdı.

Komşularına ve karşılaştığı insanlara dağıtırdı.

Ege’nin karakterini anlatan küçük ama güçlü ayrıntılardan biri de buydu: sahip olduğu şeyin değerini yalnız kendisi kullandığında değil, başkalarıyla paylaştığında görüyordu.

Akçay’daki evinin önünde bulunan büyük çam ağacının altı en sevdiği yerlerden biriydi.

Orada oturur, çay içer ve denizi seyrederdi.

Akşamları gün batımından sonra sahile çıkar, evinin bulunduğu bölgeden Fener’e kadar yürür, yol üzerindeki banklarda otururdu. Bu yürüyüşlerin önemli bir parçası da karşılaştığı insanlarla yaptığı uzun sohbetlerdi.

Yusuf İnan’ın hatırasında Ümit Abi, konuşmanın aceleye gelmediği eski zamanların insanlarından biri olarak anlatılıyor.

Saatler boyunca farklı meseleler konuşulabilir; siyaset, tarih, hayat, tarım, zeytin, dünya veya günlük bir köy hadisesi aynı sohbetin içinde birbirine bağlanabilirdi.

‘Ansiklopedi gibi’ bir sohbet insanı

Oğuz Ümit Ege’nin yakın çevresinde en fazla hatırlanan özelliklerinden biri geniş bilgi birikimiydi.

Yusuf İnan onu açık biçimde “ansiklopedi gibiydi” sözleriyle tarif ediyor.

Babasının eğitimci geçmişinin bunda etkili olduğu düşünülüyor. Ege yalnız belirli bir meslek alanını bilen biri değildi; karşısındaki kişinin ilgisine göre farklı konularda konuşabiliyordu.

Bu bilgiyi gösteriş için kullanmaması ise onu tanıyanların özellikle hatırladığı özelliklerdendi.

Bilgiliydi ama bilgiç değildi.

Konuşurdu ama karşısındakini de dinlerdi.

Modern dünyaya açıktı fakat yaşadığı coğrafyanın kültüründen kopmamıştı. Yusuf İnan onu bu nedenle “modern ama köklerine bağlı, bilgili ama gösterişsiz bir taşralı” şeklinde tarif etti.

Ege’nin hayata yaklaşımını özetleyen sözlerinden biri de yakınlarının hafızasında kaldı:

“Allah yarını ne için yaratmış, yarın yaparız.”

Bu cümle onun tembelliğinden çok, hayatı sürekli bir telaş içinde yaşamayı reddeden karakterini anlatıyordu.

Her şeyi aynı gün bitirmeye çalışan biri değildi. Hayatın kendi ritmi olduğuna inanıyor, sorunların bir bölümünün zaman içerisinde çözümünü bulacağını düşünüyordu.

Akçay, zeytinlikler ve Avcılar Köyü

Oğuz Ümit Ege’nin hayatının diğer büyük parçası zeytindi.

Edremit Körfezi, Türkiye’nin en önemli zeytin ve zeytinyağı üretim merkezlerinden biri. Ege de bu kültürün içinde büyüdü ve zeytin ile zeytinyağı konusunda çevresinin bilgisinden yararlandığı isimlerden biri oldu.

Zeytinlikleri bulunuyordu.

Ancak Yusuf İnan’ın hatırasında mizahi bir ayrıntıyla, Ege’nin tarlada fiziksel olarak çalışmaya çok hevesli olmadığı da anlatılıyor.

Toprakları yalnız zeytin ağaçlarından ibaret değildi.

Bahçesinde nar, dut, mandalina, limon, elma, armut, ayva ve iğde gibi birçok meyve ağacı bulunuyordu. Bu çeşitlilik onun denizle toprak arasında kurduğu hayatın bir parçasıydı.

Akçay’da yaşasa da Avcılar Köyü’yle bağını koparmadı.

Haftada bir köye gider, muhtarın kahvesine uğrar, çay içer ve köyde yaşananları dinlerdi.

Edremit’e gittiğinde ise kendine özgü küçük alışkanlıkları vardı. Yusuf İnan’ın anlatımına göre haftalık Edremit ziyaretlerinde sevdiği köfteciye uğramak da bunlardan biriydi.

Büyük şehirlerin hızlı yaşamından farklı olarak Ege’nin hayatı belirli küçük ritüeller üzerine kuruluydu:

Deniz.

Çam ağacı.

Sahil yürüyüşü.

Kahve.

Zeytinlik.

Arkadaş sohbeti.

Ve ertesi güne bırakılabilecek işler.

Paradan çok paylaşmayı önemseyen bir hayat

Oğuz Ümit Ege’nin maddi açıdan muhtaç bir hayat yaşamadığı, ev ve arazi gibi varlıklara sahip olduğu anlaşılıyor.

Fakat Yusuf İnan’ın yazısında onun karakterini belirleyen unsurun sahip oldukları değil, bunları kullanma biçimi olduğu vurgulanıyor.

İnan’ın kişisel tanıklığına göre Ege, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ardından bölgeden gelen insanlara da yardım etti; Ukrayna’dan gelen savaş mağdurlarına evini açtı ve ihtiyaç sahipleriyle maddi imkânlarını paylaştı. Bu bilgiler Ege’nin yakın dostu Yusuf İnan’ın doğrudan hatırasına dayanıyor.

Emekli maaşının bir bölümünü ihtiyaç sahiplerine verdiği de aynı yazıda anlatılıyor.

Çocuklara karşı ayrı bir sevgisi vardı.

Onlarla oyun oynar, hediyeler verir ve çocukların mutlu olmasından kendisi de mutluluk duyardı.

Ege’nin aile kurma isteğinin bulunduğu ancak hayat şartlarının bunu gerçekleştirmesine fırsat vermediği de Yusuf İnan’ın anma yazısında yer alan kişisel ayrıntılardan biri.

Belki de bu nedenle çevresindeki çocuklara ve dostlarının ailelerine karşı duyduğu yakınlık onun hayatında daha belirgin bir yer tuttu.

2020’de balkon sohbetleri, 2021’de sağlık günleri

Yusuf İnan’ın yazısında Ege’nin son yıllarından kalan fotoğraflara da yer veriliyor.

Bunlardan biri 2020 yılında evinin balkonunda Yusuf İnan ile yapılan gece sohbetinden.

Başka karelerde Ege, Avcılar Köyü Mezarlığı çevresinde ve Akçay Fener’deki evinin balkonunda görülüyor. Fotoğraf açıklamalarının birinde, daha sonra defnedileceği mezarlık bölgesinde düşünceli halde bulunduğu bir kare de yer alıyor.

2021 yılında yayımlanan başka bir yazıda ise Ege’nin gözlerinde uzun süredir devam eden katarakt rahatsızlığı nedeniyle tedavi arayışına girildiği anlatılıyor. Edremit’te yaşayan Ege’nin tedavisi için Balıkesir ve İzmir seçeneklerinin değerlendirildiği, sonunda İzmir’de bir göz hastanesine başvurulduğu aktarılıyor.

Bu ayrıntılar hayatının son döneminde de dostlarının kendisiyle yakından ilgilendiğini gösteriyor.

21 Şubat 2025’te gelen veda

Oğuz Ümit Ege’nin hayatı 21 Şubat 2025’te sona erdi.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Mezarlık Bilgi Sistemi’ne dayanan yerel kayıtlarda adı o gün hayatını kaybeden Balıkesirliler arasında yer aldı.

Kayıtta doğum tarihi 29 Nisan 1952, anne adı Sabiha, baba adı Ali Rıza olarak belirtilirken defin yeri Avcılar Mezarlığı, Edremit şeklinde kaydedildi.

Böylece 72 yıl önce Avcılar’da başlayan hayat, yine Avcılar’ın toprağında tamamlandı.

Yusuf İnan iki gün sonra kaleme aldığı anma yazısında onu büyük başarı listeleriyle değil, gündelik hayatının küçük ayrıntılarıyla uğurladı.

Denize bakan bir ev.

Çam ağacının altında içilen çay.

Avlanan ve komşularla paylaşılan balıklar.

Akşam sahil yürüyüşleri.

Köy kahvesindeki sohbetler.

Zeytin ağaçları.

Çocuklara alınan hediyeler.

Ve ihtiyaç sahibine uzatılan bir el.

Bunların hiçbiri resmî biyografilerde büyük birer başlık olarak görünmeyebilir.

Fakat bir insanın çevresinde nasıl hatırlandığını çoğu zaman tam da bu küçük davranışlar belirler.

Oğuz Ümit Ege’nin hikâyesi de Bizi Unutma’nın anlatmak istediği hayatların güzel örneklerinden biri.

Ünlü değildi.

Büyük bir makamı yoktu.

Adına yapılmış meydanlar veya binalar bulunmuyordu.

Ama onu tanıyan insanların hafızasında bilgisi, sohbeti, cömertliği ve sakinliğiyle yer etmişti.

Yusuf İnan’ın ona seslendiği şekliyle:

Ümit Abi.

Bugün Avcılar Köyü’nün yükseklerindeki mezarlığında, yıllarca baktığı Edremit Körfezi’ne yakın bir yerde yatıyor.

Deniz ise hâlâ orada.

Zeytin ağaçları da.

Onu tanıyanların anlattığı hikâyeler de.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User