Hz. Osman kimdir? İki nur sahibi üçüncü halifenin hayatı ve şehadeti
Hz. Osman’ın ilk Müslümanlardan oluşu, iki hicreti, cömertliği, üçüncü halifeliği, Kur’an nüshalarını çoğaltması ve 656’daki şehadeti.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
MEDİNE / SUUDİ ARABİSTAN — İslam’ın ilk yıllarında Hz. Ebû Bekir’in davetiyle Müslüman olan Hz. Osman, iki kez hicret etti, Hz. Muhammed’in iki kızıyla evlendi ve 644-656 yıllarında İslam devletinin üçüncü halifesi olarak görev yaptı.
Yaklaşık 12 yıllık hilafeti sırasında İslam devletinin sınırları İran, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Akdeniz yönünde genişledi; Müslümanlar ilk büyük deniz harekâtlarını gerçekleştirdi. Hz. Osman’ın İslam tarihi açısından en kalıcı icraatlarından biri ise farklı bölgelerde ortaya çıkan kıraat ihtilaflarının büyümesini önlemek amacıyla Kur’an nüshalarını ortak yazım esasına göre çoğaltıp büyük merkezlere göndermesi oldu. Hilafetinin son yıllarında giderek büyüyen siyasî ve idarî muhalefet ise 656’da Medine’de evinin kuşatılması ve şehit edilmesiyle sonuçlandı.
Yaklaşık 576: Tâif’te doğdu, Mekke’nin zengin tüccarlarından oldu
Tam adı Osmân b. Affân b. Ebi’l-Âs el-Kureşî el-Ümevî olan Hz. Osman, Fil Vakası’ndan yaklaşık altı yıl sonra Tâif’te dünyaya geldi. Bu bilgi onun doğumunu yaklaşık 576 yılına tarihlendiriyor.
Babası Affân, Kureyş’in varlıklı tüccarlarındandı. Annesi Ervâ bint Küreyz’in annesi ise Hz. Muhammed’in halası Ümmü Hakîm Beyzâ bint Abdülmuttalib’di. Böylece Hz. Osman, anne tarafından da Hz. Peygamber’in ailesiyle akrabalık bağı taşıyordu. Kureyş’in güçlü kollarından Benî Ümeyye’ye mensuptu.
Genç yaşlarda ticaretle ilgilenerek servet sahibi oldu. Mekke toplumunda itibarlı, sakin ve hayâ sahibi bir kişi olarak tanındığı aktarılır.
İslam davetinin ilk dönemlerinde Hz. Ebû Bekir’in aracılığıyla Hz. Muhammed’in yanına gitti ve Müslüman oldu. TDV İslâm Ansiklopedisi onu ilk on Müslüman arasında sayıyor. Ailesinin ve kabilesinin baskısına rağmen İslam’dan vazgeçmedi.
Müslüman olduktan kısa süre sonra Hz. Peygamber’in kızı Rukıyye ile evlendi.
Bu evlilik, hayatının en belirleyici aile bağlarından birinin başlangıcıydı.
Habeşistan ve Medine: İki hicretin ardından “Zinnûreyn” oldu
Mekke’de Müslümanlara yönelik baskılar artınca Hz. Osman ile eşi Rukıyye, 615 yılında Habeşistan’a hicret eden ilk kafileye katıldı.
Bu nedenle Hz. Osman, İslam tarihinde hem Habeşistan’a hem de daha sonra Medine’ye hicret eden sahabiler arasında yer aldı ve “iki hicret sahibi” olarak da anıldı. Habeşistan’dan bir süre sonra Mekke’ye dönen çift daha sonra Medine’ye hicret etti.
Hz. Osman’ın Bedir Savaşı’na katılmamasının nedeni de eşi Rukıyye’nin ağır hastalığıydı.
Hz. Muhammed onu kızının yanında kalmakla görevlendirdi. Bedir zaferinin haberi Medine’ye ulaştığı gün Rukıyye vefat etti. Buna rağmen Hz. Peygamber, Osman’ı Bedir’e katılanlardan saydı ve ganimetten kendisine pay verdi.
Rukıyye’nin ölümünün ardından Hz. Muhammed diğer kızı Ümmü Külsûm’u da Hz. Osman’la evlendirdi.
Böylece bir peygamberin iki kızıyla ayrı zamanlarda evlenen Hz. Osman, “Zü’n-nûreyn” yani “iki nur sahibi” lakabıyla tanındı. Ümmü Külsûm’un 630 yılında vefatının ardından Hz. Peygamber’in, başka bir kızı olsaydı onu da Osman’la evlendireceğini söylediğine ilişkin rivayetler aktarılır.
Servetini vakfetti: Rûme Kuyusu ve Tebük ordusuna büyük destek
Hz. Osman’ın İslam tarihindeki en belirgin özelliklerinden biri cömertliğiydi.
Medine’ye hicretin ardından şehirde içme suyu konusunda sıkıntı yaşandığında Rûme Kuyusu özel mülkiyetteydi. Hz. Osman kuyuyu satın alarak Müslümanların kullanımına açtı ve vakfetti.
TDV, kuyuyu yaklaşık 35 bin dirheme satın aldığını aktarır.
En dikkat çekici yardımlarından biri de Tebük Seferi sırasında gerçekleşti. Sefer hazırlıkları ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir döneme denk gelmişti. Hz. Osman ordunun hazırlanması için çok büyük miktarda mal ve para desteğinde bulundu.
Hz. Ebû Bekir döneminde yaşanan kıtlık sırasında da bin deve yükü buğday, kuru üzüm ve zeytinyağı taşıyan ticaret kervanının mallarını ihtiyaç sahibi Müslümanlara dağıttığı aktarılır. Mescid-i Nebevî’nin genişletilmesinde de kendi malından önemli miktarda harcama yaptı.
Hz. Osman aynı zamanda vahiy kâtiplerinden biriydi ve Kur’an’ı ezberleyen sahabiler arasında yer aldı.
Hudeybiye’de Mekke’ye elçi gönderildi, ölüm haberi Rıdvan Biatı’nı doğurdu
Hz. Osman’ın Hz. Peygamber dönemindeki en önemli diplomatik görevlerinden biri 628’de Hudeybiye’de gerçekleşti.
Hz. Muhammed ve sahabiler umre yapmak amacıyla Mekke’ye yaklaşmış ancak Kureyş tarafından şehre alınmamıştı. Taraflar arasındaki görüşmeleri yürütmek için Mekke’ye elçi olarak Hz. Osman gönderildi.
Mekkeliler kendisine Kâbe’yi tek başına tavaf edebileceğini bildirdi. Hz. Osman ise Hz. Peygamber tavaf etmeden bunu yapmayacağını söyleyerek teklifi reddetti. Mekke’de bekletildiği sırada Müslümanlara onun öldürüldüğü yönünde yanlış bir haber ulaştı.
Bunun üzerine Hz. Muhammed sahabilerden, gerekirse savaşacaklarına dair biat aldı. Tarihe Bey‘atürrıdvân olarak geçen bu olay sırasında Hz. Peygamber kendi sağ elini Hz. Osman’ın eli kabul ederek onun adına da biat etti.
Osman’ın öldürülmediğinin anlaşılmasının ardından geri dönmesi ve Hudeybiye Antlaşması’nın yapılmasıyla kriz sona erdi.
644: Altı kişilik şûra onu üçüncü halife seçti
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Osman, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde devlet yönetiminin önemli danışmanlarından biri oldu.
Hz. Ebû Bekir’in Hz. Ömer’i halef göstermesini destekledi. Hz. Ömer döneminde ise danışma heyetlerinde görev aldı.
Hz. Ömer 644 yılında ağır yaralanınca yeni halifenin belirlenmesi için altı kişilik bir şûra oluşturdu:
Hz. Osman, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Sa‘d b. Ebû Vakkās, Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvâm.
Görüşmelerin ardından Abdurrahman b. Avf başta olmak üzere şûra üyelerinin değerlendirmesi sonucunda Hz. Osman üçüncü halife seçildi.
Hilafetinin ilk yılları görece sakin geçti.
Doğuda İran ve Horasan yönündeki ilerleme devam ederken Ermenistan ve Azerbaycan çevresinde yeni bölgeler İslam devletine bağlandı. Batıda ise Kuzey Afrika’ya yönelik askerî harekât genişledi.
Hz. Osman’ın dönemini önceki iki halifeden ayıran en önemli askerî değişimlerden biri ise deniz gücünün oluşturulmasıydı.
Kıbrıs seferi ve Zâtüssavârî: Müslüman donanması Akdeniz’e çıktı
Suriye Valisi Muâviye b. Ebû Süfyân daha önce Hz. Ömer’den Kıbrıs’a deniz seferi için izin istemiş ancak bu talep kabul edilmemişti.
Hz. Osman ise sahillerin güvenliğinin sağlanması ve sefere yalnız gönüllülerin katılması şartıyla deniz harekâtına izin verdi.
648-649 yıllarında Kıbrıs’a düzenlenen sefer sonucunda ada barış yoluyla vergiye bağlandı. Daha sonra Ervâd, Rodos ve Sicilya yönünde seferler gerçekleştirildi.
Hz. Osman döneminde gerçekleşen Zâtüssavârî Muharebesi ise erken İslam tarihinin en önemli deniz savaşlarından biri oldu.
Yaklaşık 200 gemilik Müslüman filosu, Bizans donanmasıyla karşı karşıya geldi ve büyük bir zafer kazandı. TDV kaynakları savaşı 652 veya 655 yıllarına tarihlendiriyor. Bu başarı, Bizans’ın Doğu Akdeniz’deki deniz üstünlüğünün ciddi biçimde sarsılmasına yol açtı.
Kur’an nüshalarını çoğalttı ve büyük merkezlere gönderdi
Hz. Osman’ın hilafetinin en kalıcı icraatlarından biri Kur’an tarihiyle ilgilidir.
Hz. Ebû Bekir döneminde, Yemâme Savaşı’nda çok sayıda hâfızın şehit olması üzerine Kur’an ayetleri Zeyd b. Sâbit başkanlığında bir mushaf halinde toplanmıştı. Bu nüsha daha sonra Hz. Ömer’e, onun vefatından sonra da kızı Hafsa’ya geçti.
İslam coğrafyası genişledikçe farklı bölgelerden gelen Müslümanlar arasında kıraat ve lehçe farklılıklarının tartışmalara yol açmaya başlaması, Hz. Osman’ı harekete geçirdi.
Hafsa’daki ana nüshayı getirtti ve başkanlığını yine Zeyd b. Sâbit’in yaptığı bir heyet oluşturdu. Heyette Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris de bulunuyordu.
Heyet Kur’an nüshalarını ortak yazım esasına göre çoğalttı. Kaynaklarda nüsha sayısı konusunda farklı rakamlar bulunmakla birlikte Mekke, Kûfe, Basra ve Şam gibi merkezlere mushaflar gönderildi; bir nüsha Medine’de bırakıldı.
Bu çalışma, Kur’an metninin Müslüman dünyasında ortak bir yazılı esas üzerinden aktarılmasında belirleyici oldu.
Hz. Ali’nin de Hz. Osman’ın bu uygulamasını onayladığı klasik kaynaklarda aktarılır.
Hilafetinin ikinci yarısında muhalefet büyüdü
Hz. Osman’ın yaklaşık 12 yıllık hilafetinin ilk yarısıyla ikinci yarısı siyasî bakımdan birbirinden oldukça farklıydı.
İlk yıllar büyük ölçüde fetihler ve ekonomik genişlemeyle geçti. Ancak 650’li yıllardan itibaren Kûfe, Basra ve Mısır başta olmak üzere bazı eyaletlerde yönetimden şikâyetler arttı.
Eleştirilerin merkezinde valilerin tayini, halifenin bazı yakınlarını önemli görevlere getirmesi, eyalet yönetimlerindeki anlaşmazlıklar ve fetihlerle hızla zenginleşen toplumdaki ekonomik-sosyal değişimler bulunuyordu.
Bu döneme ilişkin tarih kaynakları birbirinden oldukça farklı ve zaman zaman çelişkili rivayetler aktarıyor. Bu nedenle tek bir kişi veya grubun bütün olayları planladığı şeklindeki açıklamaları kesin tarihî gerçek olarak vermek doğru değildir. TDV de Hz. Osman’ın öldürülmesine giden fitne sürecinin kaynaklarda çok ayrıntılı fakat birbiriyle çelişen rivayetlerle anlatıldığını vurguluyor.
Mısır, Kûfe ve Basra’dan gelen muhalif gruplar sonunda Medine’ye ulaştı ve Hz. Osman’ın evini kuşattı.
Sahabilerden ve gençlerden bazıları onu silahla korumak istedi. Ancak Hz. Osman, Medine’de Müslüman kanı dökülmesini istemediği için silahlı çatışmaya izin vermemeyi tercih etti. Diyanet tefsiri de onun isyan karşısında askerî güç kullanmama yolunu seçtiğini kaydeder.
17 Haziran 656: Kur’an okurken şehit edildi
Kuşatma haftalarca devam etti.
Muhalifler sonunda Hz. Osman’ın evine girdi.
TDV’ye göre 18 Zilhicce 35, 17 Haziran 656’da, birkaç saldırgan Kur’an okumakta olan Hz. Osman’ı öldürdü. Meşhur rivayetlere göre yaklaşık 82 yaşındaydı.
Saldırı sırasında eşi Nâile bint Ferâfisa kocasını korumaya çalıştı ve elinden yaralandı.
İsyancılar bir süre cenazenin defnedilmesine dahi izin vermedi. Kaynaklar defin saat ve günü konusunda farklı rivayetler aktarır. Hz. Osman sonunda az sayıda kişinin katıldığı bir cenaze ile Cennetü’l-Bakī‘nin bitişiğindeki Haşşükevkeb adı verilen yere defnedildi. Bu alan daha sonra Cennetü’l-Bakī‘ mezarlığına dahil edildi.
Hz. Osman’ın öldürülmesi yalnız üçüncü halifenin hayatını sona erdirmedi.
İslam tarihindeki ilk büyük iç siyasi krizin başlangıç noktalarından biri oldu. Onun ardından Hz. Ali halife seçildi; Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılması meselesi Cemel ve Sıffîn savaşlarına kadar uzanan büyük ihtilafların merkezinde yer aldı.
Hz. Osman’ın yaklaşık seksen yıllık hayatı ise farklı yönleri bir arada taşıdı:
İslam’ın ilk günlerinde ailesinin baskısına rağmen imanını koruyan genç Müslüman, Habeşistan’a ve Medine’ye hicret eden muhacir, Hz. Peygamber’in iki kızıyla evlenen Zinnûreyn, servetini kuyu ve ordu için harcayan tüccar, Hudeybiye’de Mekke’ye gönderilen elçi ve sonunda İslam devletinin üçüncü halifesi.
Onun döneminden günümüze ulaşan en büyük tarihî miraslardan biri ise hâlâ dünyanın her yerinde okunan Kur’an nüshalarının ortak yazılı esasının belirlenmesinde oynadığı roldür.
Bu nedenle Hz. Osman, İslam tarihinde en çok üç özellik birlikte anıldığında tanınır:
Hayâsı, cömertliği ve Kur’an’a hizmeti.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)