Berna Laçin'den Serhat Kılıç'a veda: Mahremiyet çağrısı ve 2015 kareleri

Berna Laçin, Serhat Kılıç’ın ölümünden sonra yayılan görüntülere tepki göstererek sanatçıyı 2015’te kendi rızasıyla çekilen fotoğraflarıyla andı.

09 Eyl 2026 - 11:26
Güncellendi: 2 aylar önce
0
Berna Laçin'den Serhat Kılıç'a veda: Mahremiyet çağrısı ve 2015 kareleri

Ahmet Taş | Bizi Unutma

İSTANBUL / TÜRKİYE — Oyuncu Serhat Kılıç’ın ölümünün ardından özel yaşamına ilişkin görüntülerin dolaşıma girmesi tartışma yaratırken, Berna Laçin sanatçıyı 2015 yılında kendi rızasıyla evinde çekilmiş fotoğraflarıyla anarak mahremiyete saygı çağrısı yaptı.

Laçin’in paylaşımı, Kılıç’ın kaybının ardından Türkiye’nin dört bir yanından yükselen veda mesajlarına farklı bir boyut ekledi: Bir sanatçıyı ölümünün mahrem anları üzerinden değil, hayattayken kendisinin paylaşmayı kabul ettiği görüntüler, sözleri, eserleri ve hatıraları üzerinden anmak. Gazete Vatan da Kılıç’ın 2015 yılında Berna Laçin’e verdiği röportajı yeniden gündeme taşıdı.

Berna Laçin'den mahremiyet vurgusu

Berna Laçin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Serhat Kılıç’ın ölümünün ardından yayılan bazı görüntülere sert tepki gösterdi.

Laçin, “mahremiyete zerre saygısı olmayan” paylaşımlar yerine sanatçıyı, 2015 yılında evinde ve kendi onayıyla gerçekleştirilen fotoğraf çekimiyle hatırlatmayı tercih ettiğini belirtti.

Paylaşımındaki temel vurgu, ölümden sonra kişinin özel alanının da korunması gerektiğiydi. Laçin, yaklaşık 11 yıl önce Kılıç’ın yaşam alanına konuk olduğu röportajı yeniden paylaşarak sanatçının evini görmek isteyenlerin, onun hayattayken izin verdiği fotoğraflara bakabileceğine işaret etti.

Gazete Vatan da 8 Eylül’de yayımladığı haberde, Kılıç’ın ölümünün ardından evine ilişkin bazı paylaşımların tepki çektiğini ve 2015 tarihli röportajın bu tartışmalar üzerine yeniden gündeme geldiğini aktardı.

2015'te kapısını Berna Laçin'e açmıştı

Söz konusu röportaj 11 Ekim 2015’te Gazete Vatan’da yayımlandı. Röportajı Berna Laçin yaptı, fotoğrafları ise Barış Acarlı çekti.

Kılıç o dönemde özellikle “Seksenler” dizisindeki Ergun Plak karakteriyle geniş kitleler tarafından tanınıyordu. Ancak röportaj, televizyon ekranındaki karakterin ötesinde tiyatroya, müziğe, oyunculuk eğitimine ve sanat anlayışına odaklanıyordu.

Kılıç, Ankara’da kurduğu okulda genç oyuncular yetiştiriyor, aynı dönemde İstanbul’daki caz kulüplerinde müzik performansları gerçekleştiriyordu. Röportajın öne çıkan başlıklarından biri gençlerin oyunculuk mesleğine yaklaşımıydı. Kılıç, birçok gencin oyunculuktan ziyade ünlü olmayı hedeflemesini eleştiriyor ve uzun soluklu eğitimin önemini savunuyordu.

Röportaj boyunca evinin günlük atmosferi de fotoğraflandı. Bugün bu kareleri farklı kılan nokta ise Kılıç’ın henüz hayattayken, röportaj kapsamında ve bilgisi dahilinde çekilmiş olmaları.

Ölümden sonraki görüntüler mahremiyet tartışmasını büyüttü

Serhat Kılıç’ın 5 Eylül’de İstanbul Kağıthane’deki evinde hayatını kaybetmesinin ardından, sanatçının ölümünden önce yaşadığı apartmanda kaydedilmiş güvenlik kamerası görüntüleri çok sayıda medya kuruluşunca yayımlandı.

Görüntülerde Kılıç’ın binada ilerlerken zaman zaman durduğu ve asansör beklediği görülüyordu. Bu kayıtlar kısa sürede televizyonlarda, haber sitelerinde ve sosyal medyada geniş biçimde dolaşıma girdi.

Buna paralel olarak evine ve özel yaşamına ilişkin paylaşımlar da tartışıldı. Gazete Vatan, özellikle Kılıç’ın evine yönelik içeriklerin sosyal medyada tepki çektiğini kaydetti.

Berna Laçin’in çıkışı tam da bu noktada önem kazandı. Laçin’in yaklaşımı, “kamuoyunun merakı” ile “vefat eden kişinin mahremiyeti” arasındaki sınırı yeniden gündeme taşıdı.

Bir kişinin tanınmış olması, ölümünden sonraki her görüntünün kamuya sunulmasını otomatik olarak gerekli veya etik hale getirmiyor. Laçin’in mesajının odağında da bu ayrım bulunuyor: Serhat Kılıç’ın hayatını anlatmak için kendi iradesiyle verdiği röportajlar, sahne görüntüleri, filmleri, dizileri ve fotoğrafları zaten geniş bir arşiv oluşturuyor.

Kılıç'ın 2015'teki sözleri bugün yeniden okunuyor

Kılıç’ın eski röportajları, ölümünün ardından yalnızca fotoğrafları nedeniyle değil, hayata ve mesleğe ilişkin söyledikleri nedeniyle de yeniden okunmaya başladı.

2015’te kendisini yalnızca televizyon yıldızı olarak görmediğini; tiyatroyu, müziği ve oyuncu yetiştirmeyi aynı sanat yolculuğunun parçaları olarak değerlendirdiğini anlatıyordu. Gazete Vatan’daki röportajda Laçin, Kılıç’ı sahneye adeta “mecbur” yaratılmış, sürekli yeni alanlara yönelen ve enerjisi bitmeyen bir sanatçı olarak tarif etmişti.

Aynı yıl verdiği başka bir röportajda Kılıç, herkes tarafından sevilmek gibi bir beklentisinin olmadığını açıkça dile getiriyor; kendisini öncelikle oyuncu olarak tanımlıyordu.

Aradan 11 yıl geçtikten sonra sanatçıya yönelik yoğun veda mesajları ise Kılıç’ın ekranda canlandırdığı karakterlerin toplum hafızasında ne kadar geniş bir yer edindiğini gösterdi.

Türkiye onu oynadığı roller ve dostlarının anlatılarıyla uğurladı

Serhat Kılıç, “Ezel”, “Seksenler”, “Söz”, “Kuruluş Osman” ve çok sayıda tiyatro, televizyon ve sinema yapımındaki performanslarıyla farklı kuşaklara ulaştı.

Ölümünün ardından ailesi, tiyatro ve televizyon dünyasından dostları ile sevenleri İstanbul’daki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen anma töreninde bir araya geldi. Cenazesi daha sonra Ankara’ya götürüldü ve 8 Eylül’de Ahmet Hamdi Akseki Camisi’ndeki törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Meslektaşlarının konuşmalarında Kılıç’ın oyunculuğunun yanı sıra enerjisi, dostlukları, yardımseverliği ve sahne disiplini öne çıktı.

Ölüm haberinin ardından sosyal medyada da binlerce paylaşım yapıldı. Kimi izleyiciler onu Ergun Plak karakteriyle, kimileri “Söz” dizisindeki Çolak’la, kimileri tiyatro sahnesindeki rolleriyle, kimileri de müzik performanslarıyla hatırladı.

Bir sanatçıyı nasıl hatırladığımız da vedanın bir parçası

Berna Laçin’in mesajı böylece yalnızca Serhat Kılıç’a yönelik kişisel bir veda olmaktan çıktı; ölüm haberlerinin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin bir hatırlatmaya dönüştü.

Bir sanatçının son saatleri, bedeninin bulunduğu ortam veya istemediği özel görüntüler yerine, hayatı boyunca kendi iradesiyle bıraktığı eserlerin ve hatıraların öne çıkarılması mümkün.

Serhat Kılıç bunun için oldukça geniş bir miras bıraktı: tiyatro oyunları, televizyon dizileri, sinema filmleri, müzik çalışmaları, öğrencileri, röportajları ve onlarca meslektaşının anlattığı dostluk hikâyeleri.

Berna Laçin de vedasını tam olarak bu noktadan kurdu. 2015’te kapısını açan, fotoğraflarının çekilmesine izin veren ve uzun uzun sanat konuşan Serhat Kılıç’ı yeniden gösterdi.

Ölümün ardından hangi görüntünün yayımlanacağına ilişkin tartışma sürebilir. Ancak Laçin’in mesajı, basit bir ilkeyi yeniden hatırlattı: İnsan hayatını kaybettiğinde mahremiyet hakkına duyulan saygı sona ermemeli.

Serhat Kılıç’ın hatırası da son anlarının görüntülerinden çok, sahnede bıraktığı iz, dostlarının anlattığı insanlığı ve izleyicilerin hafızasında yaşayan karakterleriyle anılmaya devam ediyor.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 1
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User