Hz. İlyas kimdir? Baal’e karşı mücadelesi ve Risale-i Nur’daki yeri

Hz. İlyas’ın Kur’an’daki tevhid mücadelesi, Baal inancına karşı daveti ve Said Nursî’nin Risale-i Nur’daki hayat mertebeleri yorumu.

04 Eyl 2026 - 01:12
0
Hz. İlyas kimdir? Baal’e karşı mücadelesi ve Risale-i Nur’daki yeri

Ahmet Taş | Bizi Unutma

KARMEL DAĞI — Kur’an-ı Kerim’de adı açıkça geçen peygamberlerden Hz. İlyas, toplumunu Allah’a kulluğa çağırmış, döneminde yaygınlaşan Baal inancına karşı tevhidi savunmuş ve Kur’an tarafından “mümin” ve “salih” kullar arasında anılmıştır.

Hz. İlyas hakkında Kur’an’da Hz. Musa, Hz. Yusuf veya Hz. İbrahim’in hayatı kadar ayrıntılı bir kıssa bulunmaz. Buna rağmen Sâffât Suresi’nin 123-132. ayetleri onun peygamberliğini, kavmini putperestlikten vazgeçirmeye çalışmasını ve özellikle Baal’e tapınmaya karşı mücadelesini açık biçimde bildirir. En‘âm Suresi’nin 85. ayetinde ise Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya ve Hz. İsa ile birlikte salih kişiler arasında sayılır.

Kur’an’da Hz. İlyas nasıl anlatılıyor?

Kur’an’da Hz. İlyas’ın ismi iki yerde İlyâs, Sâffât Suresi’nin 130. ayetinde ise İlyâsîn biçiminde geçer. TDV İslâm Ansiklopedisi, İlyas isminin İbrânîcedeki Eliyahu veya Eliyah ismiyle bağlantılı olduğunu ve farklı dillerde Elias, Eliya ve Elyas biçimlerini aldığını belirtiyor.

Kur’an’ın Hz. İlyas hakkındaki temel ifadesi son derece açıktır:

“Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi.”

Ardından Hz. İlyas’ın kavmine yönelttiği temel soru aktarılır. Onları Allah’a karşı gelmekten sakınmaya davet eder ve yaratıcıları olan Allah’ı bırakıp Baal’e neden taptıklarını sorar. Kur’an, toplumun büyük bölümünün onu yalanladığını; buna karşılık Allah’ın ihlâslı kullarının farklı olduğunu bildirir. Sonraki nesiller arasında Hz. İlyas’ın güzel bir adla anıldığı ifade edilerek “İlyas’a selâm olsun” denilir.

Bu kısa bölüm, Hz. İlyas’ın tebliğinin merkezini ortaya koyar: tevhid.

Kur’an onun doğum yerini, anne ve babasını, kaç yaşında peygamber olduğunu veya ölüm tarihini bildirmez. Dolayısıyla bu konulardaki ayrıntıların önemli bölümü sonraki tarih, tefsir ve Kitâb-ı Mukaddes kaynaklarına dayanır.

Baal neydi ve Hz. İlyas neden ona karşı mücadele etti?

Baal, eski Yakındoğu toplumlarında kullanılan bir tanrı adıydı. Diyanet’in Sâffât Suresi tefsirine göre özellikle Ken‘ânî toplumlarda bereket, yağmur ve verimlilikle ilişkilendirilen bir tanrı olarak kabul ediliyordu; zamanla çeşitli biçimlerde putlaştırılmıştı.

Kur’an’ın verdiği bilgiye göre Hz. İlyas’ın toplumu Allah’ı bırakıp Baal’e yönelmişti.

Diyanet tefsiri ve TDV, Hz. İlyas’ı Kitâb-ı Mukaddes’te Elijah/İlya adıyla anlatılan peygamberle aynı kişi olarak değerlendirir. Yahudi kaynaklarındaki kronolojiye göre Hz. İlyas’ın MÖ 9. yüzyılda, Kuzey İsrail Krallığı’nın hükümdarı Ahab döneminde yaşadığı kabul edilir.

Ahab’ın Sâmiriye’de Baal için bir tapınak yaptırması ve Baal kültünün saray çevresinde güç kazanması üzerine İlyas’ın buna karşı çıktığı anlatılır. Ahd-i Atîk geleneğinde Ahab’ın eşi İzebel de Baal kültünün güçlü destekçilerinden biri olarak gösterilir.

Karmel Dağı da bu anlatının en meşhur mekânlarından biridir. Yahudi-Hristiyan kaynaklarına göre Hz. İlyas burada Baal’in din adamlarıyla karşı karşıya gelmiş ve halka gerçek ilahın kim olduğunu göstermeye çalışmıştır. Bugün Karmel Dağı’ndaki bazı alanlar ve İlyas Mağarası bu dinî gelenekle ilişkilendirilir.

Ancak Kur’an bu ayrıntıları anlatmaz. Kur’an açısından kesin olan, Hz. İlyas’ın Baal’e tapınmaya karşı çıktığı ve kavmini Allah’a kulluğa çağırdığıdır.

Hz. İlyas’ın hayatındaki mucizeler Kur’an’da anlatılıyor mu?

Hz. İlyas hakkında özellikle Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında çok sayıda mucize anlatılır.

Kuraklık meydana gelmesi, uzun süre yağmur yağmaması, ardından duasıyla yağmurun geri dönmesi, yiyeceklerin bereketlenmesi ve bazı olağanüstü hadiseler bunlar arasındadır. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu anlatıları Kitâb-ı Mukaddes kaynaklarına dayanarak aktarır.

Ancak bunların Kur’an’da anlatılmadığını vurgulamak gerekir.

Kur’an, Hz. İlyas’ın hayatından mucizeler listesi sunmak yerine doğrudan onun tebliğinin merkezine yoğunlaşır:

Allah’a kulluk ve Baal’in reddedilmesi.

Bu durum Kur’an’ın Sâffât Suresi’ndeki peygamber kıssalarının genel yapısıyla da uyumludur. Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. İlyas ve Hz. Lut gibi peygamberler üzerinden farklı dönemlerde aynı tevhid çağrısının devam ettiği gösterilir.

Diyanet tefsiri de Hz. İlyas bölümünün temel amacının, geçmiş peygamberlerin tevhid inancında birleştiğini ve bu inancı yerleştirmek için mücadele ettiklerini göstermek olduğunu belirtir.

Hz. İlyas öldü mü, hâlen hayatta mı?

Hz. İlyas hakkında en fazla merak edilen konulardan biri onun hâlen hayatta olup olmadığıdır.

Burada farklı dinî gelenekler ve İslam âlimleri arasında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Yahudi ve Hristiyan geleneğinde İlyas’ın normal biçimde ölmediği, bedeni ve ruhuyla göğe yükseltildiği kabul edilir. Ahd-i Atîk’te onun ateşten araba ve atlarla bir kasırga içerisinde göğe götürüldüğüne ilişkin anlatı bulunur. Ayrıca gelecekte tekrar yeryüzüne döneceği inancı da Yahudi geleneğinde önemli yer tutar.

İslâmî kaynaklarda ise mesele daha farklı değerlendirilir.

Diyanet İşleri Başkanlığının Sâffât Suresi tefsiri açıkça “İlyas’ın halen hayatta olduğuna dair Kur’an’da ve hadislerde bilgi yoktur” değerlendirmesini yapar. Aynı kaynak, bazı İsrailiyat rivayetlerinde onun yaşadığına ilişkin anlatılar bulunmakla birlikte âlimlerin çoğunun Hz. İlyas’ın vefat ettiği kanaatinde olduğunu belirtir.

Dolayısıyla Kur’an ve sahih hadisler esas alındığında “Hz. İlyas kesin olarak bugün hayattadır” şeklinde genel bir hüküm kurmak mümkün değildir.

Ancak İslam düşüncesindeki bütün âlimler bu konuda aynı görüşte değildir.

Bediüzzaman Said Nursî bunlardan biridir.

Bediüzzaman Said Nursî: Hızır ve İlyas ikinci hayat mertebesindedir

Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı’nın Mektubat adlı eserinin Birinci Mektubu’nda Hızır’ın hayatta olup olmadığı sorusunu ele alırken Hz. İlyas’ı da doğrudan bu konunun içerisine dahil eder.

Soru şöyledir:

“Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır?”

Bediüzzaman’ın cevabı:

“Hayattadır. Fakat merâtib-i hayat beştir.”

şeklindedir. Ardından hayatın farklı mertebelerinin bulunduğunu söyler.

Said Nursî birinci hayat tabakasını biz insanların yaşadığı normal dünya hayatı olarak tanımlar.

İkinci hayat tabakasını ise doğrudan şu şekilde ifade eder:

“Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır.”

Nursî’ye göre Hz. Hızır ile Hz. İlyas’ın hayatı normal insan hayatından “bir derece serbest” bir hayat mertebesidir. Onların aynı zaman içerisinde farklı yerlerde bulunabilmelerini mümkün görür; normal insanların sürekli bağlı olduğu yemek ve içmek gibi beşerî ihtiyaçlara aynı derecede zorunlu olmadıklarını ifade eder.

Burada çok önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Bediüzzaman’ın söylediği, Hz. İlyas’ın binlerce yıldır bizim biyolojik hayat şartlarımızın aynısıyla dünyada yaşadığı değildir.

Onun yaklaşımında Hz. İlyas ve Hz. Hızır, normal dünya hayatından farklı ikinci bir hayat mertebesinde bulunmaktadır.

Bu, Risale-i Nur’un Hızır ve İlyas meselesine getirdiği özel yorumdur.

Ancak Bediüzzaman’ın bu görüşünü, bütün İslam âlimlerinin üzerinde birleştiği bir hüküm şeklinde sunmak doğru değildir. Diyanet’in aktardığı çoğunluk görüşü Hz. İlyas’ın vefat ettiği yönündeyken, Said Nursî onun Hz. Hızır’la birlikte farklı bir hayat mertebesinde yaşamaya devam ettiğini savunur.

Hızır ile İlyas gerçekten her yıl buluşuyor mu?

Hz. İlyas’ın adı Türk ve Anadolu kültüründe özellikle Hıdırellez ile birlikte yaşamaya devam eder.

“Hıdırellez” kelimesi, Hızır ve İlyas isimlerinin halk dilindeki birleşiminden ortaya çıkmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Hıdırellez, Anadolu ve Balkanlar başta olmak üzere geniş bir coğrafyada 6 Mayıs’ta kutlanan geleneksel bir halk bayramıdır. Halk inancında Hızır ile İlyas’ın yılda bir kez bir araya geldiğine inanılır.

Ancak burada yine kaynak ayrımı yapılmalıdır.

Kur’an’da ve sahih hadislerde Hızır ile İlyas’ın her yıl 6 Mayıs’ta buluştuğuna ilişkin bir bilgi yoktur.

TDV, bu geleneğin İslam öncesi Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’daki bahar-yaz kutlamalarıyla da ilişkili olduğunu; zaman içerisinde Hızır ve İlyas motiflerinin bu kültürel yapıyla birleştiğini belirtir.

Dolayısıyla Hıdırellez’i Kur’an tarafından emredilmiş bir dinî gün veya Hz. İlyas’ın hayatıyla kesin biçimde sabit bir olay olarak değerlendirmek doğru değildir.

Bununla birlikte bu gelenek, Hz. İlyas adının Anadolu ve Türk kültüründeki güçlü etkisini göstermesi açısından önemlidir.

Hz. İlyas’ın kıssasının bugüne verdiği mesaj

Hz. İlyas’ın Kur’an’daki hayat hikâyesi kısa fakat son derece açık bir eksene sahiptir.

Bir toplum, yaratıcı olan Allah’ın yerine kendi elleriyle oluşturduğu veya kutsallaştırdığı bir güce yönelmiştir.

Hz. İlyas bunun karşısına çıkar.

Onlara:

“Yaratıcıların en güzelini bırakıp Baal’e mi tapıyorsunuz?”

diye sorar.

Kavminin önemli bölümü onu yalanlar.

Fakat Kur’an anlatıyı peygamberin başarısız olduğu şeklinde bitirmez. Tam tersine sonraki nesillere onun güzel adının bırakıldığını bildirir:

“İlyas’a selâm olsun.”

Ve bunun sebebini de açıklar:

“Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.”

Hz. İlyas hakkında bugün bilinmeyen çok şey vardır.

Kesin doğum tarihi bilinmez.

Ailesi hakkında Kur’an bilgi vermez.

Nerede vefat ettiği kesin değildir.

Hâlen hayatta olup olmadığı konusunda İslam düşüncesinde farklı görüşler bulunur.

Ancak Kur’an’ın onun hakkında vermek istediği temel mesaj bütün bu tartışmalardan çok daha nettir:

Hz. İlyas bir tevhid peygamberidir.

Kavminin kabul ettiği güçlü bir dinî ve toplumsal düzene karşı çıkarak Allah’tan başka ilah olmadığını savunmuştur.

Risale-i Nur ise bu tarihî peygamberlik anlatısına farklı bir boyut ekler. Bediüzzaman Said Nursî’ye göre Hz. İlyas’ın hikâyesi geçmişte sona ermiş değildir; Hz. Hızır’la birlikte, sıradan insan hayatından farklı olan ikinci hayat mertebesinde devam etmektedir.

Bu değerlendirme bütün âlimlerin ortak görüşü değildir; ancak Risale-i Nur geleneğinin Hz. İlyas anlayışında önemli bir yere sahiptir.

Kur’an açısından ise onun adı yaklaşık üç bin yıldır değişmeyen tek bir mesajla anılmaya devam ediyor:

Allah’ı bırakıp başka güçleri ilahlaştırmamak ve tevhid inancından ayrılmamak.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User