Kenan Evren kimdir? 12 Eylül darbesinden Çankaya'ya uzanan hayatı

Kenan Evren’in askerî kariyeri, 12 Eylül 1980 darbesindeki rolü, cumhurbaşkanlığı, 1982 Anayasası, yargılanması ve tartışmalı siyasi mirası.

13 Eyl 2026 - 13:28
0
Kenan Evren kimdir? 12 Eylül darbesinden Çankaya'ya uzanan hayatı

Ahmet Taş | Bizi Unutma

ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, uzun askerî kariyerinin ardından 12 Eylül 1980 darbesine liderlik ederek ülke yönetimini üstlendi; bıraktığı siyasi miras ise darbeler, insan hakları ihlalleri ve 1982 Anayasası üzerinden tartışılmaya devam etti.

Evren’in yaşam öyküsü yalnızca bir generalin cumhurbaşkanlığına yükselişi değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin 1970’lerde yaşadığı siyasi şiddetin, askerî müdahalenin, yüz binlerce insanı etkileyen baskı döneminin, yeni anayasal düzenin ve onlarca yıl sonra başlayan darbe yargılamasının da hikâyesidir. Cumhurbaşkanlığının resmî biyografisine göre Evren, 1980 darbesinden sonra Milli Güvenlik Konseyi ve devlet başkanlığını üstlenmiş, 1982 Anayasası’nın kabulünün ardından 9 Kasım 1982-9 Kasım 1989 arasında cumhurbaşkanlığı yapmıştır.

Alaşehir’den Genelkurmay Başkanlığına uzanan askerî kariyer

Ahmet Kenan Evren, 17 Temmuz 1917’de Manisa’nın Alaşehir ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alaşehir, Manisa, Balıkesir ve İstanbul’da sürdürdü; Maltepe Askerî Lisesi’nin ardından 1938’de Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1949’da Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin farklı birlik ve karargâhlarında görev yapan Evren, Kore’de Dokuzuncu Türk Tugayı bünyesinde Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü ile Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Daha sonra kolordu ve ordu komutanlıkları yaptı; Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ardından 7 Mart 1978’de Genelkurmay Başkanlığına getirildi.

Evren’in Genelkurmay Başkanı olduğu dönem Türkiye’de yoğun siyasi kutuplaşma, sağ-sol çatışmaları, suikastlar, ekonomik kriz ve hükümet istikrarsızlıklarının yaşandığı yıllardı. Darbenin gerekçesi daha sonra askerî yönetim tarafından bu şiddet ortamının ve devlet otoritesindeki zayıflamanın sona erdirilmesi olarak açıklandı. Ancak 2014’teki 12 Eylül davasının gerekçeli kararında mahkeme, askerlerin ülkedeki şiddeti gerekçe göstererek siyasete yön vermesinin anayasal düzeni ortadan kaldırmayı meşrulaştıramayacağını değerlendirdi.

12 Eylül 1980: Parlamento kapatıldı, yönetim askere geçti

Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 sabahı Kenan Evren başkanlığında yönetime el koydu. Süleyman Demirel hükümeti görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedildi, anayasa askıya alındı, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu ve ülke genelinde askerî yönetim kuruldu. Evren; Genelkurmay Başkanlığına ek olarak Milli Güvenlik Konseyi ve devlet başkanlığı görevlerini üstlendi.

Darbe öncesindeki siyasi şiddet toplumun önemli kesimlerinde düzen ve güvenlik beklentisi yaratmıştı. Askerî yönetim de müdahaleyi ülkenin parçalanmasını ve iç çatışmayı engelleyen zorunlu bir adım olarak savundu. Bununla birlikte izleyen dönem, Türkiye’nin en ağır insan hakları tartışmalarından birine dönüştü.

TBMM tutanaklarında yer verilen resmî rakamlara göre 650 bin kişi gözaltına alındı, yaklaşık 1,7 milyon kişi fişlendi, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 517 kişiye idam cezası verildi ve 50 kişinin cezası infaz edildi. On binlerce kişi işinden çıkarıldı, binlerce kişi vatandaşlıktan çıkarıldı; basın, sendikalar, dernekler ve siyasi faaliyetler ağır kısıtlamalara uğradı. TBMM kayıtlarında işkence sonucu hayatını kaybettiği belgelenen kişilerin sayısı da 171 olarak aktarılıyor.

Bu rakamlar, Kenan Evren’in siyasi mirasının neden yalnızca “düzeni sağlayan asker” anlatısıyla değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor. 12 Eylül, şiddet olaylarını bastırırken demokrasiyi, siyasal örgütlenmeyi ve temel özgürlükleri de askıya alan bir sistem kurdu.

1982 Anayasası ve Evren’in cumhurbaşkanlığı

Askerî yönetim döneminde oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanan yeni anayasa 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunuldu. TBMM kayıtlarına göre 1982 Anayasası yaklaşık %91,37 “evet” oyuyla kabul edildi.

Referandumun ardından Kenan Evren, yeni anayasal düzen çerçevesinde Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı oldu ve 9 Kasım 1982’de görevine başladı. Görev süresi 9 Kasım 1989’a kadar devam etti.

1982 Anayasası; güçlü yürütme, devlet otoritesinin öne çıkarılması ve siyasal alanın daha sıkı düzenlenmesi bakımından 1961 Anayasası’ndan önemli ölçüde ayrıldı. Tek meclisli parlamentoya dönüldü; askerî yönetimin oluşturduğu yeni kurumlar ve sınırlamalar uzun yıllar Türkiye’nin siyasi sistemini etkiledi. Anayasa sonraki on yıllarda defalarca değiştirilmesine rağmen bugün hâlâ Türkiye’nin yürürlükteki anayasal metninin temelini oluşturuyor.

Evren döneminde eski siyasi parti liderlerine getirilen yasaklar da siyasetin yeniden şekillenmesinin önemli araçlarından biri oldu. Bu yasakların önemli bölümü, 6 Eylül 1987’de yapılan referandumun çok az farkla kabul edilmesiyle kaldırıldı.

Çankaya yılları ve sivil yönetime geçiş

1983 genel seçimleriyle birlikte parlamenter sisteme dönüş başladı ve Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi iktidara geldi. Evren ise Çankaya Köşkü’nde cumhurbaşkanı olarak kalmaya devam etti.

Bu dönem, askerî rejimden sivil siyasete geçişin tamamlanmaya çalışıldığı ancak 12 Eylül’ün oluşturduğu kurumsal yapının sürdüğü bir geçiş dönemi niteliğindeydi. Evren, 1983’te yeni Meclis’in açılışında demokratik parlamenter sisteme geçildiğini söylerken aynı konuşmada 12 Eylül öncesindeki partilerin devamı niteliğindeki siyasi hareketlere karşı uyarılarda bulunuyordu.

Evren’in cumhurbaşkanlığı döneminde Turgut Özal hükümeti ekonomik liberalleşme politikalarını sürdürdü. Cumhurbaşkanı ile başbakan arasında zaman zaman siyasi görüş ayrılıkları da yaşandı. Evren, yedi yıllık görev süresini tamamladıktan sonra 9 Kasım 1989’da Cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve yerine Turgut Özal seçildi.

Emeklilik yıllarının önemli bölümünü Marmaris’te geçiren Evren kamuoyunun önüne daha az çıktı. Buna rağmen 12 Eylül dönemine ilişkin açıklamaları ve darbe sırasında verilen kararları savunan tutumu, siyasi tartışmaların sürekli gündeminde kaldı.

30 yıl sonra 12 Eylül için hâkim karşısına çıktı

1982 Anayasası’nın geçici 15. maddesi, Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ve darbe yönetiminde görev alan kişilere yargı dokunulmazlığı sağlıyordu.

Bu madde 12 Eylül 2010 anayasa referandumuyla kaldırılınca darbenin sorumluları hakkında suç duyuruları başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamenin 10 Ocak 2012’de kabul edilmesiyle, Türkiye tarihinde ilk kez bir askerî darbenin liderleri yargı önüne çıktı. Sanıklar Kenan Evren ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’ydı.

Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Haziran 2014’te Evren ve Şahinkaya’yı önce ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm etti; takdiri indirimle cezaları müebbet hapse çevrildi. Mahkeme ayrıca askerî rütbelerinin sökülmesine hükmetti.

Ancak karar kesinleşmedi. Sanıkların avukatları hükmü temyiz etti. Evren ve Şahinkaya, Yargıtay süreci tamamlanmadan 2015’te hayatlarını kaybetti. Daha sonraki yargı sürecinde ölüm nedeniyle kamu davasının düşürülmesi gündeme geldi. Bu nedenle Evren hakkında verilen müebbet hapis hükmü kesinleşmiş bir mahkûmiyet olarak sonuçlanmadı.

Bu ayrıntı önemlidir: Evren, 12 Eylül darbesi nedeniyle ilk derece mahkemesinde müebbet hapse mahkûm edilmiş olsa da karar temyiz aşamasındayken öldüğü için yargılama hukuken kesin hükümle tamamlanmadı.

9 Mayıs 2015’te öldü, tartışmalar cenazesinde de sürdü

Kenan Evren, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara’daki Gülhane Askerî Tıp Akademisinde 9 Mayıs 2015’te hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanlığının resmî kaydı ölüm tarihini 9 Mayıs olarak veriyor.

12 Mayıs’ta Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze namazı kılındıktan sonra Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na defnedildi. Ancak cenaze töreni, Evren’in siyasi mirasına ilişkin toplumsal ayrışmayı da yansıttı. Hükümet ve Meclis’teki siyasi partilerin önemli bölümü törene resmî temsilci göndermedi.

Evren bugün Türkiye tarihinde iki ayrı kimliğin aynı kişide birleştiği tartışmalı bir figür olarak duruyor: Bir yanda uzun askerî kariyerin ardından cumhurbaşkanlığı yapmış bir devlet başkanı; diğer yanda seçimle işbaşına gelmiş yönetimi deviren 12 Eylül askerî darbesinin lideri.

Onun dönemini yalnızca 1980 öncesindeki siyasi şiddet üzerinden değerlendirmek, darbe sonrasında yaşanan yüz binlerce gözaltıyı, işkenceleri, idamları ve siyasal özgürlüklerin askıya alınmasını gözden kaçırır. Buna karşılık 12 Eylül’ü yalnızca Evren’in kişisel tercihleri üzerinden açıklamak da Türkiye’nin 1970’lerdeki siyasi, ekonomik ve kurumsal krizlerini anlamak açısından eksik kalır.

Bu nedenle Kenan Evren biyografisinin asıl önemi, tek bir generalin hayatından çok daha geniştir.

12 Eylül, Türkiye’ye güvenlik adına özgürlüklerin ne ölçüde sınırlandırılabileceği, ordunun siyasetteki rolü, hukuk dışına çıkan devlet gücünün sonuçları ve darbelerle demokratik sorunların çözülüp çözülemeyeceği konusunda ağır bir tarihsel deneyim bıraktı.

Kenan Evren’in adı da bu deneyimin merkezindeki isimlerden biri olarak Türkiye’nin siyasi hafızasında yaşamaya devam ediyor.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User