Behçet Oktay kimdi? Özel Harekât kariyeri ve 2009’daki şüpheli ölümü
Behçet Oktay’ın polislik kariyeri, Özel Harekât yılları, aldığı madalyalar, 2009’daki şüpheli ölümü ve 2026’da yeniden gündeme gelen dosyası.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
ANKARA, TÜRKİYE — Türk emniyet teşkilatında yaklaşık üç on yıl görev yapan ve 1997’den ölümüne kadar Özel Harekât Daire Başkanlığı görevini yürüten Behçet Oktay, meslek yaşamı kadar 25 Şubat 2009’daki tartışmalı ölümüyle de Türkiye’nin yakın tarihinde iz bıraktı.
Malatya’nın Hekimhan ilçesinden başlayıp Emniyet Genel Müdürlüğü’nün en kritik birimlerinden birinin başkanlığına uzanan Oktay’ın yaşamı, özellikle terörle mücadelenin yoğunlaştığı 1990’lı yıllardaki görevleriyle şekillendi. Ölümünün ilk soruşturmasında olay “intihar” olarak değerlendirilmesine rağmen ailesinin itirazları, adli raporlardaki tartışmalar ve sonraki yargılama yıllarca süren soru işaretlerine yol açtı. Dosya, Ağustos 2026’da Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Oktay ailesiyle görüşmesi üzerine yeniden kamuoyunun gündemine geldi.
Behçet Oktay kimdi?
Behçet Oktay, 1957 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesinde dünyaya geldi. Polislik mesleğini genç yaşta seçen Oktay, 1975 yılında Polis Koleji’nden, 1978 yılında ise Polis Akademisi’nden mezun oldu. Dönemin arşiv haberlerinde meslek hayatı boyunca Erzincan, Kars, İstanbul, Afyonkarahisar ve Bingöl’de çeşitli görevlerde bulunduğu kaydediliyor.
Oktay daha sonra 23. Dönem Özel Harekât Kursu’nu tamamlayarak kariyerini özel harekât alanında sürdürdü.
1994-1997 yılları arasında, güvenlik operasyonlarının yoğun biçimde devam ettiği Diyarbakır’da görev yaptı. Bu dönem, onun sonraki yıllardaki mesleki kimliğinin şekillenmesinde önemli bir aşama oldu.
Evli olan Behçet Oktay’ın ikisi erkek, biri kız olmak üzere üç çocuğu vardı. Meslek yaşamı boyunca çok sayıda takdirname ve taltif aldığı, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile ödüllendirildiği dönemin haberlerinde yer aldı.
TBMM’ye sunulan bir soru önergesinde de Oktay’ın TSK mensubu olmadığı halde bu madalyayla ödüllendirildiği özellikle kayda geçirildi.
Özel Harekât Daire Başkanlığına 1997’de getirildi
Behçet Oktay, Diyarbakır’daki görevinin ardından 1997 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanı oldu.
Ölümüne kadar bu görevi sürdüren Oktay, böylece yaklaşık 12 yıl boyunca Türkiye’nin en kritik güvenlik birimlerinden birinin başında bulundu. Dönemin haberlerinde, İbrahim Şahin’in Özel Harekât yönetiminden ayrılmasının ardından başkanlık görevini üstlendiği belirtiliyor.
Özel Harekât birimleri özellikle terörle mücadele, yüksek riskli operasyonlar ve özel eğitim gerektiren güvenlik görevlerinde kullanılan emniyet unsurları arasında bulunuyordu. Oktay’ın başkanlığı da Türkiye’nin güvenlik gündeminin son derece yoğun olduğu bir döneme denk geldi.
Uzun süre aynı makamda kalması, onun Polis Özel Harekât teşkilatıyla özdeşleşen isimlerden biri olmasını sağladı.
Ölümünden hemen önce görevden alındığı yönünde çeşitli iddialar ortaya atılsa da dönemin İçişleri Bakanlığı yetkilileri bu haberlerin doğru olmadığını açıklamıştı.
25 Şubat 2009 gecesi ne oldu?
Behçet Oktay’ın yaşamındaki en tartışmalı bölüm, 25 Şubat 2009’un ilk saatlerinde Ankara’da yaşandı.
Oktay, Ankara’nın Dikmen bölgesindeki Keklikpınarı civarında başından silahla vurulmuş halde bulundu. Ağır yaralı olarak Gazi Üniversitesi Hastanesi’ne götürüldü ancak yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Dönemin ilk haberleri, olayın Oktay’ın kendi silahıyla gerçekleştirdiği bir intihar olduğu yönündeki emniyet değerlendirmelerine dayanıyordu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ilk soruşturmanın sonucunda başka bir kişinin kastının veya katılımının bulunmadığı değerlendirilerek 20 Nisan 2009’da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Bu değerlendirmeye göre Oktay’ın ölümü kendi eylemi sonucu meydana gelmişti. Süreç daha sonra TBMM tutanaklarına da yansıdı.
Ancak Oktay ailesi, ilk günden itibaren bu sonuca itiraz etti.
Ailenin temel iddiası Behçet Oktay’ın yaşamına kendi isteğiyle son vermediği ve olayın bütün yönleriyle araştırılmadığı yönündeydi.
Takipsizlik kararı kaldırıldı, ölüm dosyası yeniden açıldı
Ailenin başvurusu üzerine ilk takipsizlik kararı yargı denetimine taşındı.
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Ocak 2011’de takipsizlik kararını kaldırdı. Kararda olay sırasında Oktay’ın yanında bulunan kişinin ifadeleri arasındaki farklılıkların, adli tıp bulgularının ve olay yerinden elde edilen bazı delillerin mahkeme önünde değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildi.
Dosyada tartışma yaratan konulardan biri de Oktay’ın vücudunda tespit edilen travmatik bulgulardı.
Ailenin başvurduğu adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan bilimsel mütalaada, baş, göğüs, el ve ayak bölgesindeki travmatik belirtiler, olay sırasında yanında bulunan kişinin elindeki atış artığı ve kandaki yüksek alkol düzeyi birlikte değerlendirilerek ölümün doğrudan intihar kabul edilmesinin güç olduğu yönünde görüş bildirildi.
Oktay ailesi ayrıca Behçet Oktay’ın solak olduğunu, buna rağmen yaranın konumu ve silahın kullanım şekli konusunda soru işaretleri bulunduğunu yıllar boyunca dile getirdi.
Bunlar ailenin ve bazı uzmanların ileri sürdüğü itirazlardı; tek başına ölümün cinayet olduğunu hukuken kanıtlayan bulgular olarak değerlendirilmedi.
Olay gecesi yanında bulunan kişi beraat etti
Takipsizlik kararının kaldırılmasının ardından yürütülen yeni soruşturmanın sonucunda, olay sırasında Behçet Oktay’ın yanında bulunan Halil Kesici hakkında dava açıldı.
Kesici, “kasten öldürme” ve ruhsatsız silah bulundurma suçlamalarıyla Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı.
Mahkeme, 9 Mayıs 2013’te Kesici’nin iki suçtan da beraatine karar verdi. Böylece Oktay’ın ölümünden dolayı herhangi bir kişi hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmadı.
Dosyada daha sonra farklı bir gelişme de yaşandı. Cezaevinden savcılığa mektup göndererek Oktay’ın ölümüne karıştığını ileri süren başka bir hükümlünün iddiasını destekleyen delil bulunamadı. Bu kişi daha sonra “suç üstlenme ve adli makamları yanıltma” suçlarından altı ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yargılama sona ermesine rağmen ailenin olayın aydınlatılmadığı yönündeki görüşü değişmedi.
2026’da Behçet Oktay dosyası yeniden gündemde
Ölümün üzerinden 17 yıl geçtikten sonra Behçet Oktay’ın dosyasında yeni bir gelişme yaşandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 6 Ağustos 2026’da Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay’ı Adalet Bakanlığında kabul etti.
Gürlek görüşmede, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından geçmişte aydınlatılamayan olayların yeni teknik yöntemlerle incelendiğini belirtti. Bakanlık biriminin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile temas halinde çalıştığını söyledi.
Gürlek, Oktay’ın öldüğü dönemde FETÖ’nün “radarında” olduğunu düşündüklerini belirterek 2007-2010 yılları arasındaki olayların ayrıntılı biçimde incelendiğini söyledi.
Bakan, Oktay olayında dönemin baz istasyonu kayıtları, telefon sinyalleri, ilk müdahaleyi gerçekleştiren görevliler ve mevcut olabilecek diğer teknik delillerin yeniden değerlendirilmesinin gerekli olduğunu ifade etti.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor: Behçet Oktay’ın ölümünde FETÖ’nün rolü bulunduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı mevcut değil. Bu bağlantı, Oktay ailesinin uzun süredir dile getirdiği bir iddia ve 2026’daki yeni incelemede araştırılması planlanan ihtimallerden biri.
Adalet Bakanı Gürlek ise sürecin takip edileceğini ve karanlıkta kalan bir nokta varsa ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Hekimhan’da son yolculuğuna uğurlandı
Behçet Oktay’ın cenazesi ölümünün ardından memleketi Malatya’nın Hekimhan ilçesine götürüldü.
26 Şubat 2009’da Köprülü Mehmet Paşa Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine ailesi ve yakınlarının yanı sıra üst düzey emniyet görevlileri, özel harekât polisleri, dönemin yerel yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Cenaze namazının ardından Oktay, Hekimhan’da toprağa verildi. Dönemin haberlerinde babası Mehmet Oktay’ın oğlunun Türk bayrağına sarılı tabutuna sarılarak vedalaştığı görüntüler kamuoyuna yansıdı.
Behçet Oktay’ın ardından Türkiye’ye uzun yıllar hizmet etmiş bir emniyet müdürünün meslek hayatı ile henüz bütün tartışmaları sona ermemiş bir ölüm dosyası kaldı.
1957’de Hekimhan’da başlayan yaşamı, Polis Koleji ve Polis Akademisi’nden geçerek Türkiye’nin en kritik güvenlik görevlerinden birine uzandı. Özel Harekât Daire Başkanlığındaki uzun görev süresi, aldığı takdirler ve Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası onun emniyet teşkilatındaki yerini belirledi.
25 Şubat 2009’daki ölümünün hukuki ve adli boyutu ise aradan geçen yıllara rağmen tartışılmaya devam ediyor.
2026’da başlayan yeni incelemenin, daha önce cevaplanamayan sorulara yeni bir yanıt getirip getirmeyeceğini önümüzdeki süreç gösterecek.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)