Çağla Tuğaltay kimdi? 26 yıllık cinayet dosyasında yeni DNA bulgusu
15 yaşındaki Çağla Tuğaltay’ın 2000’deki faili meçhul cinayetinde, 26 yıl sonra kıyafetinden tırnak örnekleriyle eşleşen erkek DNA’sı elde edildi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — İstanbul’da 5 Haziran 2000’de henüz 15 yaşındayken evinde öldürülen lise öğrencisi Çağla Tuğaltay’ın faili 26 yıldır bulunamazken, 9 Eylül 2026’da açıklanan yeni DNA bulgusu Türkiye’nin uzun yıllardır çözülemeyen cinayet dosyalarından birini yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Adli Tıp Kurumu’nun yeni teknolojilerle yaptığı incelemede Çağla’nın olay günü üzerinde bulunan şortun iki ayrı bölgesinde bir erkeğe ait biyolojik materyal saptandı. Bu DNA profilinin, 2013 yılında Çağla’nın tırnaklarından elde edilen ve bugüne kadar kimliği belirlenemeyen erkek DNA profiliyle uyumlu olduğu bildirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, DNA’nın sahibini belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor.
Yeni bulgu, 26 yıldır kızlarının katilinin bulunmasını isteyen Tuğaltay ailesinin adalet mücadelesinde şimdiye kadarki en dikkat çekici kriminal gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Çağla Tuğaltay kimdi?
Çağla Tuğaltay, İstanbul’da yaşayan 15 yaşında bir lise öğrencisiydi.
Dönemin haber kayıtlarına göre Levent Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde eğitim görüyordu. Ailesiyle İstanbul’un Şişli ilçesine bağlı Fulya semtinde yaşıyordu.
Hayatı, 5 Haziran 2000’de okuldan eve döndüğü sırada sona erdi.
Çağla’nın adı sonraki yıllarda yalnızca çözülemeyen bir cinayetin mağduru olarak değil, ailesinin çeyrek asrı aşan adalet arayışının simgesi olarak da Türkiye’nin hafızasında kaldı.
Annesi Gülnur Saygı Tuğaltay ve ağabeyi İlker Tuğaltay, aradan geçen yıllar boyunca soruşturmanın kapanmaması, mevcut delillerin yeniden incelenmesi ve gelişen adli teknolojilerin dosyada kullanılması için girişimlerde bulundu.
2026 yılında aile, Adalet Bakanlığı düzeyinde yeniden görüşmelere başladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mayıs ayında anne Gülnur Saygı Tuğaltay, ağabey İlker Tuğaltay ve ailenin avukatlarıyla bir araya geldi.
5 Haziran 2000’de ne oldu?
Çağla Tuğaltay, 5 Haziran 2000 günü okuldan çıktıktan sonra Şişli Fulya’daki evine döndü.
Soruşturma kayıtlarına ilişkin Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerde, aynı gün evinde boğazı kesilmiş halde bulunduğu belirtildi. Cinayet sırasında evde ailesinin diğer üyelerinin bulunmadığı bildirildi.
Kapıda belirgin bir zorlama izi bulunmaması ve olayın evin içerisinde gerçekleşmesi, soruşturmanın ilk yıllarından itibaren saldırganın Çağla tarafından tanınıyor olabileceği ihtimalinin de değerlendirilmesine neden oldu. Ancak bu ihtimal hiçbir zaman hukuken kesinleşmiş bir sonuç hâline gelmedi.
Soruşturma kapsamında yıllar içinde aile üyeleri, arkadaşlar, komşular ve olayla bağlantısı bulunabileceği değerlendirilen çok sayıda kişinin ifadesi alındı.
2020’de kamuoyuna yansıyan soruşturma bilgilerine göre yaklaşık 65 kişinin ifadesine başvurulmuş, çok sayıda kişiden biyolojik örnek alınarak olay yerinden elde edilen materyallerle karşılaştırma yapılmıştı. Buna rağmen faili belirleyen bir eşleşmeye ulaşılamadı.
Tırnaklardaki erkek DNA’sı soruşturmanın önemli delili oldu
Dosyadaki en önemli kriminal bulgulardan biri yıllar sonra ortaya çıktı.
Çağla’nın tırnaklarından alınan örneklerin 2013 yılında yeniden incelenmesi sonucunda bir erkeğe ait DNA profili tespit edildi.
Soruşturma makamları bu biyolojik materyalin, Çağla’nın saldırganla mücadele etmiş olabileceğine işaret edebileceğini değerlendirdi. Ancak elde edilen profil yıllar boyunca incelenen kişilerden hiçbiriyle eşleşmedi.
Teknolojinin ilerlemesi üzerine savcılık, DNA örneklerinden failin saç, göz ve ten rengi gibi fenotipik özelliklerinin belirlenip belirlenemeyeceğinin araştırılmasını istedi.
2021 yılında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, söz konusu analizin yapılabilmesi için tek kişiye ait ve yeterli nitelikte DNA bulunması gerektiği belirtildi. Tırnak örneğindeki materyalin Çağla’nın DNA’sıyla karışık olması nedeniyle istenen fenotip analizinin gerçekleştirilemediği bildirildi.
Bunun üzerine olay günü muhafaza altına alınan kıyafetlerin yeniden incelenmesi gündeme geldi.
Yıllar sonra sonuç veren çalışma da bu kıyafetlerden biri üzerinden gerçekleştirildi.
Zamanaşımı yaklaşırken soruşturma kapanmadı
Cinayetin üzerinden 20 yıl geçtiğinde dosyanın geleceği 2020 yılında ciddi biçimde tartışılmaya başlandı.
Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Faili Meçhul Suçlar Bürosu tarafından sürdürülen soruşturmada yeni ifadelerin alınması ve DNA incelemelerinin devam etmesi nedeniyle dosya kapatılmadı ve soruşturma sürdürüldü.
Bu karar, Çağla’nın annesi Gülnur Saygı Tuğaltay’ın yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesi açısından kritik bir gelişmeydi.
Cinayetin çözümü için eski delillerin tekrar değerlendirilmesi, olay döneminde bölgede bulunan kişilere ulaşılması ve gelişen DNA teknolojilerinin kullanılması yönündeki çalışmalar devam etti.
Böylece dosya, Türkiye’de gelişen kriminal teknolojilerin yıllar önce işlenmiş faili meçhul suçlara uygulanmasının önemli örneklerinden biri hâline geldi.
2026’da faili meçhul dosyası yeniden mercek altına alındı
Çağla Tuğaltay soruşturmasında 2026 yılı yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi Başkanlığı, uzun yıllardır çözülemeyen bazı dosyalara teknik ve koordinasyon desteği vermeye başladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 6 Mayıs’ta Tuğaltay ailesi ve avukatlarıyla yaptığı görüşmede, mevcut bütün iz ve bulguların günümüz teknolojisiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek, soruşturmanın çözülmesi için devletin imkânlarının kullanılması gerektiğini belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Ortada bir suç varsa mutlaka bir fail vardır.”
Bakanlık açıklamasında, cinayet sonrasında binaya girdiği belirlenen 12 kişinin DNA yönünden incelenmesinin, dönemin Cinayet Büro ekipleriyle yeniden görüşülmesinin ve yeni şüphelilerden örnek alınmasının değerlendirileceği belirtildi.
Ailenin talebi üzerine olay döneminde bölgede yaşayan ancak daha sonra hayatını kaybeden dört kişi yönünden de fethi kabir işleminin uygun bulunduğu açıklandı.
Mayıs 2026’da bu kişilerden birinin mezarı açılarak kriminal inceleme için örnek alındı. Ancak bu işlemin sonucunda herhangi bir kişinin fail olduğunun tespit edildiğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin bir bulgu bulunmuyor.
Bu nedenle mezarı açılan veya DNA’sı incelenen kişilerin “katil” veya “fail” olarak nitelendirilmesi hukuken doğru değil.
26 yıl sonra şorttan yeni DNA elde edildi
Dosyanın en yeni ve önemli gelişmesi 9 Eylül 2026’da kamuoyuna yansıdı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde olay günü toplanan delilleri yeniden incelemeye aldı.
Çağla’nın kıyafetleri gelişmiş kriminal yöntemlerle tekrar incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Adli incelemede, Çağla’nın olay günü üzerinde bulunan şortun belindeki lastik bölümünde ve paça kısmında, yabancı bir erkeğe ait biyolojik materyal bulundu.
Daha da önemlisi, iki noktadan elde edilen erkek DNA profillerinin, 2013 yılında Çağla’nın tırnaklarından elde edilen erkek DNA profiliyle uyumlu olduğu belirlendi.
Bu sonuç, tırnaklarda yıllar önce tespit edilen erkek DNA’sının başka bir delil üzerinde de bulunması açısından soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte görülüyor.
Ancak DNA profilinin kime ait olduğu henüz belirlenmiş değil.
Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin profili geçmişte ve günümüzde alınan DNA örnekleriyle karşılaştırarak sahibini belirlemeye çalıştığı bildirildi.
Ailenin 26 yıllık adalet arayışı sürüyor
Çağla Tuğaltay bugün hayatta olsaydı 40’lı yaşlarında olacaktı.
Ancak ailesinin hafızasında o, 15 yaşında okuldan eve dönen bir lise öğrencisi olarak kaldı.
Annesi Gülnur Saygı Tuğaltay yıllarca kızının katilinin bulunması için adli makamlarla temas kurdu; ağabeyi İlker Tuğaltay da soruşturmanın yeniden ele alınması yönündeki girişimlerde ailesinin yanında yer aldı.
Mayıs 2026’da Adalet Bakanlığındaki görüşme ve ardından gerçekleştirilen yeni kriminal çalışmalar, dosyanın uzun yıllar sonra yeniden hareketlenmesini sağladı.
9 Eylül’de açıklanan DNA sonucu ise soruşturmanın yeni aşamasındaki en somut gelişmelerden biri oldu.
Buna rağmen 26 yıllık dosyada halen cevap bekleyen temel soru değişmedi:
Çağla Tuğaltay’ı kim öldürdü?
Bu sorunun yanıtı bugün için hukuken verilmiş değil. Herhangi bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadığı gibi, yeni tespit edilen DNA’nın sahibinin kim olduğu da henüz kamuoyuna açıklanmadı.
Çağla’nın dosyasında gelişen teknoloji sayesinde yeniden konuşmaya başlayan eski deliller, çeyrek asırdan uzun süredir cevap bekleyen bir cinayetin çözülüp çözülmeyeceğini belirleyebilir.
Ailesinin ise 5 Haziran 2000’den bu yana sürdürdüğü beklenti aynı: failin bulunması ve adaletin sağlanması.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)