Kaşif Kozinoğlu kimdi? MİT kariyeri, OdaTV davası ve şüpheli ölümü
Askerlikten MİT’in Asya yapılanmasına uzanan Kaşif Kozinoğlu’nun hayatı, OdaTV süreci, cezaevindeki ölümü ve 2026’da yeniden açılan dosyası.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki özel harp görevlerinden Millî İstihbarat Teşkilatı’nın yurt dışı çalışmalarına uzanan kariyeriyle tanınan Kaşif Kozinoğlu, 2011’de tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirdi; ölümüne ilişkin dosyanın 15 yıl sonra yeniden açılması, hayatını ve geride kalan soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Kozinoğlu’nun yaşam öyküsü yalnızca bir istihbarat görevlisinin kariyerinden ibaret değil. Kara Harp Okulu’ndan Özel Harp Dairesi’ne, oradan MİT’in Suriye, Bosna-Hersek, Afganistan ve Orta Asya hattındaki görevlerine uzanan yaklaşık otuz yılı aşkın meslek hayatı; 2000’li yıllarda adının karıştığı tartışmalı dosyalar, OdaTV soruşturması kapsamında tutuklanması ve ilk duruşmasını göremeden ölmesiyle Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin tartışmalı başlıklarından biri hâline geldi.
Kaşif Kozinoğlu kimdi?
Kaşif Kozinoğlu, 1 Ağustos 1955’te Trabzon’da dünyaya geldi. Askerlik mesleğini seçen Kozinoğlu, 1976 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. Kendi 2011 tarihli savcılık ifadesinde verdiği özgeçmişe göre ilk görev yeri Isparta’daki Eğirdir Dağ Komando Okulu oldu.
Burada aldığı komando eğitiminin ardından askerî kariyerini özel birliklerde sürdürdü. 1980 yılında dönemin Özel Harp Dairesi bünyesine katıldı. Sonraki 15 yıl içerisinde tim komutanlığı, istihbarat subaylığı, istihbarat şube müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı gibi görevlerde bulundu.
Kozinoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki görevini binbaşı rütbesindeyken bıraktı. 1995 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrılarak Millî İstihbarat Teşkilatı’na geçti. Böylece meslek hayatının ikinci ve kamuoyunda daha fazla tartışılan dönemi başladı.
Ailesine ilişkin kamuya açık bilgiler sınırlı kaldı. 2011’deki cenaze törenine ilişkin Anadolu Ajansı kayıtlarında eşi Yeşim Kozinoğlu, oğlu Özel Kozinoğlu, annesi Belgin Kozinoğlu ve kız kardeşi Figen Bıçakçıoğlu’nun isimleri yer aldı.

Özel Harp Dairesi’nden MİT’e uzanan kariyer
Kozinoğlu’nun MİT bünyesindeki çalışmalarının önemli bölümü Türkiye dışında geçti. Kendisinin 2011’de savcılığa verdiği ifadeye dayanan arşiv kayıtlarına göre Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan’da görev yaptı; sorumluluk alanı Orta Asya’dan Çin’e kadar genişleyen bir coğrafyayı kapsadı.
Bu dönem, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya ve Kafkasya’nın Türkiye açısından yeni bir dış politika ve güvenlik alanına dönüştüğü yıllarla çakışıyordu. Kozinoğlu da uzun süre Türkiye’nin bölgedeki istihbarat faaliyetleriyle ilişkilendirilen isimlerden biri oldu.
2010 yılında MİT yönetimindeki değişimin ardından Kozinoğlu’ya yeniden önemli bir yurt dışı görevi verildi. Kendi anlatımına göre Eylül 2010’da dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından Başmüşavir sıfatıyla Asya Bölgesi’ne görevlendirildi. Bu görev kapsamında birkaç kez yurt dışına çıktı ve son olarak 2011’in başında Afganistan bölgesinde bulundu.
Kozinoğlu’nun görev unvanı çeşitli medya arşivlerinde “Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı”, “Asya Masası sorumlusu” ve “Asya Bölgesi Başmüşaviri” şeklinde farklı biçimlerde aktarılıyor. Kendisinin savcılık ifadesinde ise son görevi açık biçimde Asya Bölgesi Başmüşavirliği çerçevesinde anlatılıyor. Bu nedenle biyografisinde en güvenli tanımlama, eski MİT yöneticisi ve Asya Bölgesi Başmüşaviri olarak yapılabilir.
Adı Alaattin Çakıcı dosyasında da gündeme geldi
Kaşif Kozinoğlu’nun adı istihbarat faaliyetlerinin dışına taşarak geniş kamuoyunda ilk kez 2000’li yıllarda tartışmalı yargı dosyalarıyla duyuldu.
2004’te Alaattin Çakıcı’nın Yargıtay’daki dosyası üzerinden başlayan tartışmada, dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile Kozinoğlu arasında yapılan görüşme kamuoyuna yansıdı. Özkaya, görüşmede Çakıcı’nın dosyasının gündeme geldiğini söylerken dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, Kozinoğlu’nun teşkilatın bilgisi dahilinde farklı bir istihbarat konusu için görüştüğünü savundu.
Yargılama sonucunda Kozinoğlu, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek” suçundan 2010 yılında beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Aynı davada Alaattin Çakıcı ve başka isimler hakkında da çeşitli hükümler kuruldu.
Bu dosya, Kozinoğlu’nun kamuoyundaki görünürlüğünü önemli ölçüde artırdı. Ancak onu Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri hâline getiren gelişme bir yıl sonra yaşandı.
OdaTV soruşturması ve tutuklanması
2011’in Şubat ve Mart aylarında OdaTV’ye yönelik operasyonlar kapsamında gazeteciler ve çeşitli kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütüldü. Soruşturma dosyasına giren dijital belgelerde Kaşif Kozinoğlu’nun adının da geçtiği öne sürüldü.
O dönemde yurt dışında görev yapan Kozinoğlu Türkiye’ye çağrıldı. 9 Mart’ta ülkeye dönen Kozinoğlu, 10 Mart 2011’de dönemin özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e ifade verdi ve ardından çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Hakkındaki temel suçlamalar “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve devlet güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek veya OdaTV’ye aktarmak iddialarıydı. Kozinoğlu bu suçlamaları kabul etmedi.
Önce Metris Cezaevi’ne, ardından Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.
Kozinoğlu savunmasında, uzun yıllar devlete hizmet ettiğini, suçlamalara konu edilen belgeleri OdaTV’ye verdiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını ve yurt dışından kendi isteğiyle Türkiye’ye dönmüş olmasının kaçma niyetinin bulunmadığını gösterdiğini savunuyordu.
Ancak hakkındaki suçlamaları mahkeme önünde ayrıntılı biçimde savunma fırsatı bulamadı.

Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirdi
Adalet Bakanlığının 2026’da yeniden açılan soruşturmaya ilişkin yayımladığı resmî açıklamaya göre Kaşif Kozinoğlu, 12 Kasım 2011’de Silivri 1 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda rahatsızlandı.
Silivri Devlet Hastanesi’nin dönemin epikriz kaydına göre Kozinoğlu saat 19.10’da ambulansla hastaneye getirildi. Hastaneye getirildiğinde yaşamsal bulgularının bulunmadığı kaydedildi; yapılan müdahalelerden sonuç alınamayınca saat 19.30’da hayatını kaybettiği kabul edildi.
Ölüm, henüz OdaTV davasında hâkim karşısına çıkmadan gerçekleşti.
Olayın hemen ardından ölüm nedeni ve cezaevindeki müdahale süreci konusunda tartışmalar başladı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı; koğuş arkadaşlarının ifadeleri alındı, kamera kayıtları ve sağlık belgeleri incelendi. Sağlık Bakanlığının dönemin açıklamasında 112 Komuta Kontrol Merkezi’ne çağrının saat 18.30’da ulaştığı ve ambulansın 18.42’de vakaya eriştiği bilgisi yer aldı.
Adli Tıp Kurumu yaklaşık üç ay süren inceleme ve toksikoloji çalışmalarının ardından Kozinoğlu’nun ölümünü kronik iskemik kalp hastalığına bağladı. İlk aşamadaki bazı incelemelerin kamuoyuna farklı biçimde yansıması tartışmaları büyütse de nihai Adli Tıp raporu kalp-damar hastalığını ölüm nedeni olarak kayda geçirdi.
Bu raporun ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Savcılık, kamu görevlilerinden kaynaklanan ihmal, kasıt veya gecikmeye ilişkin yeterli bulgu bulunmadığını değerlendirdi.

OdaTV davasının sonraki yıllardaki sonucu
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünden sonra OdaTV davası yıllarca devam etti.
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Nisan 2017’de aralarında Soner Yalçın, Ahmet Şık, Nedim Şener, Hanefi Avcı, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun da bulunduğu 13 sanığın tamamının beraatine karar verdi. Mahkeme ayrıca soruşturma ve kovuşturma sürecinde görev yapan bazı kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.
Kozinoğlu ise dava sonuçlanmadan yıllar önce öldüğü için kendisi hakkında esas yönünden bir beraat veya mahkûmiyet hükmü kurulamadı.
Bu gelişme, 2011’deki tutuklama sürecinin sonraki yıllarda yeniden değerlendirilmesine neden oldu. OdaTV soruşturması kamuoyunda giderek “kumpas” tartışmalarıyla birlikte anılmaya başlandı; Kozinoğlu’nun tutuklanması ve ölümünden önce kendisini mahkeme huzurunda savunamamış olması da bu tartışmanın önemli unsurlarından biri oldu.

Askerî törenle son yolculuğuna uğurlandı
Kozinoğlu için 15 Kasım 2011’de İstanbul Üsküdar’daki Selimiye Camisi’nde askerî cenaze töreni düzenlendi.
Törende eşi Yeşim Kozinoğlu, oğlu Özel, annesi Belgin Kozinoğlu ve kız kardeşi Figen Bıçakçıoğlu taziyeleri kabul etti. Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi cenazeye katıldı; MİT Müsteşarlığı da törene çelenk gönderdi.
Türk bayrağına sarılı tabutu merasim mangası tarafından taşınan Kozinoğlu, cenaze namazının ardından Ümraniye Hekimbaşı’ndaki Kocatepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Yaklaşık 15 yıl sonra aynı mezarlık, ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden açılmasıyla bir kez daha gündeme geldi.

2026’da dosya neden yeniden açıldı?
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili 2012’de verilen takipsizlik kararı, Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla kaldırıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 7 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre dosya, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yeniden incelemesinin ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tekrar soruşturma konusu yapıldı. Özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu ve dosya hakkında gizlilik kararı alındı.
Olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Bunlardan 10’u gözaltına alınırken bir şüphelinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu açıklandı.

9 Eylül 2026’da soruşturmada bir başka önemli gelişme yaşandı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine fethi kabir, yani Kaşif Kozinoğlu’nun mezarının açılarak yeniden adli inceleme yapılması kararı verildi.
Bazı medya kuruluşları mezardan alınacak örnekler üzerinde toksikolojik ve kimyasal incelemeler yapılmasının, özellikle ölüm öncesinde kullanılan veya talep edilen ilaçlar açısından yeni bir değerlendirme yapılmasının planlandığını bildirdi. Ancak soruşturmanın gizlilik kapsamında yürütüldüğü ve bu aşamada herhangi bir zehirlenme veya cinayet bulgusunun kesinleşmediği özellikle belirtilmeli. Fethi kabir kararı bir ölüm nedeninin kanıtlandığı anlamına değil, geçmişteki bulguların yeniden araştırıldığı anlamına geliyor.
Kaşif Kozinoğlu’nun hayatı böylece ölümünden yaklaşık 15 yıl sonra yeniden Türkiye’nin gündeminde.
1976’da Kara Harp Okulu’ndan başlayan meslek yaşamı; Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler ve MİT’te geçen yıllar; Suriye’den Bosna-Hersek’e, Afganistan’dan Orta Asya’ya uzanan görevleri; OdaTV soruşturmasıyla başlayan tutukluluk ve Silivri Cezaevi’ndeki ani ölümüyle sona erdi.
Fakat hukuki dosyası kapanmadı.
2012’de kalp-damar hastalığına bağlı doğal ölüm değerlendirmesiyle verilen takipsizlik kararının 2026’da kaldırılması ve mezarının yeniden incelenmesine karar verilmesi, Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruların yargı makamlarınca bir kez daha araştırılacağını gösteriyor.
Yeni soruşturmanın sonucunda eski bulguların doğrulanıp doğrulanmayacağı veya farklı bir ölüm nedeni tespit edilip edilmeyeceği ise yapılacak adli incelemeler tamamlandığında ortaya çıkacak.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)