Türk pop müziğinin usta ismi Alpay Nazikioğlu, 91 yaşında vefat etti
Fabrika Kızı ve Eylülde Gel ile kuşakların hafızasında yer edinen sanatçı Alpay Nazikioğlu, tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
BODRUM, TÜRKİYE — Türk pop ve romantik folk müziğine yarım asrı aşan kariyeri boyunca yön veren, “Fabrika Kızı” ve “Eylülde Gel” ile kuşakların hafızasında yer edinen Alpay Nazikioğlu, 91 yaşında hayatını kaybetti.
Anadolu Ajansının aktardığı bilgilere göre bir süredir Antalya’da tedavi gören sanatçı, 14 Ekim 2026’da hastanede yaşamını yitirdi. Yılın büyük bölümünü eşiyle birlikte Bodrum’un Gündoğan Mahallesi’nde geçiren Alpay’ın cenazesinin burada defnedilmesi planlanıyor. Törenin saati ve ayrıntılı programı henüz açıklanmadı.
Vefat haberi sanat dünyasını yasa boğdu
Alpay’ın vefatını müzisyen Bora Gencer sosyal medya hesabından duyurdu. Gencer, usta sanatçının ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı da yayımladığı taziye mesajında Alpay’ın kendine özgü yorumuyla gönüllerde iz bıraktığını belirterek ailesine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı dileklerini iletti.
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de Alpay’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü paylaşarak Türk müziği adına önemli bir değerin kaybedildiğini ifade etti. Sanatçının ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bir resmî açıklama yapılmadı.
Son yıllarında bazı sağlık sorunlarıyla mücadele eden Alpay, buna rağmen müzikten ve üretmekten kopmadı. Sanatçının yaşamının son döneminde üzerinde çalıştığı projeler arasında bir saygı albümü, jübile konseri ve resim sergisi bulunuyordu.
Ankara’da başlayan 91 yıllık hayat
Tam adı Ahmet Alpay Nazikioğlu olan sanatçı, 17 Temmuz 1935’te Ankara’da dünyaya geldi. Babası Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarında bürokrat, annesi ise bir siyasi partide başkâtip olarak görev yapıyordu.
İlk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamlayan Alpay, Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu. Çocukluk ve gençlik yıllarında müziğin yanı sıra spora, özellikle de futbola büyük ilgi duydu. Onun gençlik dönemindeki ilk önemli kariyer yolu, sahnelerden önce futbol sahalarından geçti.
Yaşamı boyunca Ankara ile bağını koruyan sanatçı, doğduğu şehrin kültürünü, Anadolu ezgilerini ve kent yaşamından izleri eserlerinde farklı biçimlerde yansıttı. Daha sonraki yıllarda Bodrum’a yerleşen Alpay, Gündoğan’daki evinde eşiyle birlikte sakin bir yaşam sürdürdü.
Futbol sahalarından hukuk fakültesine
Alpay, gençlik yıllarında Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği formalarını giydi. Sergilediği performans sayesinde Genç Millî Futbol Takımı’na kadar yükseldi. Sanatçı, 2024 yılında verdiği bir röportajda 16 yaşındayken genç millî takıma seçildiğini, ancak 18 yaşında babasının isteği üzerine futbolu bıraktığını anlatmıştı.
Futboldan ayrılmasının hayatındaki en büyük ukdelerden biri olduğunu söyleyen Alpay, eğitimine devam ederek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre hukuk alanında çalışsa da hayatının yönünü belirleyen asıl tutkusunun müzik olduğuna karar verdi.
Hukuk eğitimi, futbol disiplini ve çok yönlü sanat ilgisi, Alpay’ın yaşamı boyunca koruduğu özgün kimliğin parçaları oldu. Şarkıcılığın yanında beste, şiir ve resimle ilgilenen sanatçı, yalnızca sahne yorumculuğuyla sınırlandırılamayacak bir üretim çizgisi oluşturdu.
Müzik yolculuğu 1960’larda başladı
Alpay’ın profesyonel müzik yaşamı 1960’lı yılların başında başladı. İlk döneminde yabancı dilde parçalar seslendiren sanatçı, özellikle İspanyolca şarkılara ilgi duydu. İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca eserleri yorumlayarak dönemin çok dilli müzik anlayışının dikkat çeken isimlerinden biri oldu.
1964 yılında kendi orkestrasını kuran Alpay, Fransız chansonlarını ve İtalyan Napolitenlerini Türkçeye uyarlayan sanatçılar arasında yer aldı. Batı müziğinin melodik yapısını Türkçe sözler ve Anadolu’nun anlatım geleneğiyle buluşturdu.
Romantik folk, rock, Anadolu pop ve aranjman müziği arasında dolaşan Alpay, tek bir türle sınırlandırılamayan repertuvarıyla tanındı. Üç Hürel gibi dönemin yenilikçi gruplarıyla çalışmalar yaptı; Fecri Ebcioğlu başta olmak üzere Türk pop müziğinin kuruluş döneminde etkili olan çok sayıda müzik insanıyla birlikte çalıştı.
Fabrika Kızı ve Eylülde Gel ile gelen kalıcılık
Alpay’ın geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan eserlerin başında “Fabrika Kızı” geldi. Şarkının 1970’te “Kolejli Kız” ile birlikte yayımlanan plağı, dönemin toplumsal farklılıklarını popüler müziğin diliyle anlatan çalışmalardan biri oldu.
Sanatçının 1977’de yayımladığı “Eylülde Gel” ise ayrılık, bekleyiş ve sonbahar duygusunu bir araya getiren yorumuyla Alpay’ın imza eserine dönüştü. Parça, sonraki kuşaklar tarafından yeniden keşfedildi ve farklı sanatçılar tarafından da seslendirildi.
“Kara Tren”, “Gitme”, “Ayrılık Rüzgarı”, “Yağmur”, “Boş Kadeh”, “Cennet Yolu”, “Susadım Sana” ve “Seninle Ölmek” de Alpay’ın hafızalarda yer eden eserleri arasında bulunuyor. Sanatçının şarkıları aşkı yalnızca romantik bir duygu olarak değil; özlem, yalnızlık, toplumsal değişim ve insan hikâyeleri üzerinden ele aldı.
Yedi dilde şarkılar ve onlarca albüm
Alpay, yarım asrı aşan kariyerine 25’i aşkın albüm ve çok sayıda 45’lik sığdırdı. “7 Dilde Alpay”, sanatçının farklı dillerde şarkı söyleme yeteneğini ortaya koyarken “Güven Parkı” ve “Aşk” albümleri onun 1970’li yıllardaki üretim çizgisini temsil etti.
Sanatçı daha sonraki yıllarda “82”, “Sevgilerle”, “Hayalimdeki Resim”, “Dünden Bugüne”, “Gitme”, “Senin İçin”, “Anılarla Alpay”, “Eylülde Gel Demiştim”, “Bu Kaçıncı Sevda”, “Sessiz Kalma” ve “Aşka Dair” gibi albümler yayımladı.
Grup A1 ile ortak çalışmalara imza atan Alpay, Attilâ İlhan’ın bazı şiirlerini de kendi yorumuyla müzikseverlere ulaştırdı. Türkçe aranjmanlardan Anadolu ezgilerine, romantik balatlardan rock etkili eserlere uzanan repertuvarı, onun değişen müzik anlayışına uyum sağlarken kendi ses kimliğini koruduğunu gösterdi.
Jübile hayali ve bıraktığı müzik mirası
Alpay, 2024’te verdiği son kapsamlı röportajlardan birinde İstanbul’da bir jübile konseri düzenlemek istediğini açıklamıştı. Bu konserde kendi şarkılarının farklı sanatçılar tarafından seslendirilmesini planlıyor, kendisi de sahnede sınırlı sayıda eser okumayı düşünüyordu.
Üretmeyi bırakmadığını belirten sanatçı, ikinci saygı albümü için Kubat, Ferhat Göçer ve Fatih Erkoç gibi isimlerle çalışıldığını anlatmıştı. Resim yapmayı sürdüren Alpay’ın gerçekleştirmek istediği projelerden biri de eserlerini sanatseverlerle buluşturacağı bir sergiydi.
Kariyerini ticari başarı hesaplarından çok sevdiği müziği yapma düşüncesi üzerine kurduğunu söyleyen Alpay, yaşam felsefesini “Hayatım boyunca hep sevdiğim şeyleri yaptım” sözleriyle özetlemişti.
Alpay; farklı dillerdeki şarkıları Türkçe müzikle buluşturan çalışmaları, güçlü sahne yorumu ve kuşakları aşan eserleriyle Türk pop tarihindeki yerini aldı. “Fabrika Kızı”nın toplumsal anlatısı, “Eylülde Gel”in sonbahar hüznü ve “Kara Tren”in Anadolu’ya uzanan sesi, sanatçının ardından yaşamaya devam edecek.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)