İzzet İnan kimdir? Uluköy’ün fakir babasının hayatı ve mirası
Uluköy’de “fakir babası” olarak anılan İzzet İnan’ın ticaretten eğitime, hayır işlerinden Ergüneş Baba Tekkesi’ne uzanan hayat hikâyesi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
ULUKÖY, AMASYA / TÜRKİYE — Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Uluköy’de uzun yıllar esnaflık yapan İzzet İnan, ihtiyaç sahiplerine yaptığı yardımlar, öğrencilere ve öğretmenlere verdiği destek, köyün dinî ve sosyal hayatına katkıları nedeniyle çevresinde “fakir babası” olarak hatırlanan isimlerden biri oldu.
9 Aralık 2015’te 82 yaşında hayatını kaybeden İnan’ın yaşamına ilişkin en ayrıntılı bilgiler, oğlu gazeteci-yazar Yusuf İnan’ın yıllar sonra kaleme aldığı aile hatıralarında yer alıyor. Bu anlatılar, bir köy esnafının yalnız ticaretle değil; güven, merhamet, eğitim, inanç ve farklı görüşlere hoşgörü üzerinden nasıl kalıcı bir yerel hafıza oluşturduğunu ortaya koyuyor. İzzet İnan’ın cenazesi 10 Aralık 2015’te Uluköy Merkez Camii’nde kılınan namazın ardından aile kabristanlığına defnedildi.
Babasını küçük yaşta kaybetti, Köy Enstitüsü’nde eğitim gördü
İzzet İnan’ın babası Yusuf Ağa, İzzet henüz çocuk yaşlardayken hayatını kaybetti. Yusuf İnan, babasını anlatırken onu bu nedenle “babasız büyüyen bir baba” olarak tanımlıyor ve erken yaşta karşılaştığı hayat şartlarının onun karakterinde derin izler bıraktığını ifade ediyor.
İzzet İnan ilkokulun ardından Köy Enstitüsü’nde yaklaşık bir yıl eğitim gördü. Aile anlatısına göre ablaları, genç yaşta gurbet hayatı yaşamasını istemedikleri için onu okuldan aldı. Eğitimini tamamlayamasa da okumaya ve özellikle çocukların eğitimine hayatı boyunca büyük önem verdi.
25 Ocak 1951’de Kezban Taş ile evlendi. Yusuf İnan’ın aile anlatısına göre çiftin dokuz çocuğu dünyaya geldi; bunlardan üçü küçük yaşta hayatını kaybetti, altı kardeş yaşamını sürdürdü. Kezban Taş ile İzzet İnan’ın evliliği, Anadolu’nun tarım ve köy hayatının ağır çalışma şartları içinde geçen uzun bir ortak yaşam oldu.
İzzet İnan’ın eğitimini yarıda bırakması, çocukları ve çevresindeki gençlerin eğitimine ilgisini azaltmadı. Tam tersine, oğlunun anlatımında onun hayatının en belirgin özelliklerinden biri, okuyabilen gençlerin önünü açmaya çalışmasıydı.
İki öküzün satılmasıyla başlayan dükkânın hikâyesi
İzzet İnan’ın hayatındaki en dikkat çekici dönüm noktalarından biri, Uluköy’de açtığı bakkal dükkânıydı.
Aile içinde aktarılan ve Yusuf İnan’ın farklı yazılarında anlattığı rivayete göre İzzet İnan, Uluköy’ün tarihî manevi şahsiyetlerinden Ergüneş Baba’yı üç kez rüyasında gördü. Rüyada kendisinden harap durumdaki tekkenin onarılması istendiği anlatılır.
İzzet İnan’ın maddi imkânı sınırlıydı. Elindeki en önemli mal varlığı çift sürmekte kullandığı iki öküzdü. Aile anlatısına göre öküzlerini satarak Uluköy’de bir dükkân açtı ve buradan elde ettiği imkânlarla Ergüneş Baba Tekkesi’nin onarımına katkıda bulundu. Yerel Gündem’de yayımlanan araştırmada onarımın 1952 yılında gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Bu olayın tarihsel kısmıyla manevi anlatısını birbirinden ayırmak gerekiyor: Ergüneş Baba’yı rüyada görmesi aile ve yerel halk arasında aktarılan bir hatıradır; ancak İzzet İnan’ın dükkân açması ve tekkenin onarımında rol üstlenmesi farklı aile ve yerel yayınlarda tekrarlanan somut hayat bilgileridir.
Yıllar sonra çekilmiş ve Yerel Gündem’de yayımlanmış bir fotoğrafta da İzzet İnan, Ergüneş Baba’nın mezarı başında dua ederken görülüyor.
Bir bakkal dükkânından fazlası: ‘Fakir babası’
İzzet İnan’ın Uluköy’deki dükkânı zamanla yalnız alışveriş yapılan bir yer olmaktan çıktı.
Oğlu Yusuf İnan’ın anlattığına göre maddi sıkıntı yaşayan köylüler dükkândan veresiye alışveriş yapabiliyor, ödeme gücü olmayan insanlar ise borçları nedeniyle küçük düşürülmüyordu.
Aile hafızasında kalan en çarpıcı uygulamalardan biri veresiye defterleriyle ilgiliydi.
Yusuf İnan’ın aktardığına göre yıl sonunda ödeme imkânı bulunmadığı anlaşılan bazı ihtiyaç sahiplerinin borçlarının bulunduğu kayıtlar eski sobaya atılıyor ve borç bir daha gündeme getirilmiyordu. Bu uygulama İzzet İnan’ın ticareti yalnız kazanç üzerinden değerlendirmediğine ilişkin ailede anlatılan en güçlü hatıralardan biri oldu.
Bir başka hatıra ise köyde yaşayan dul bir kadınla ilgiliydi.
İzzet İnan namaza giderken küçük yaştaki oğluna dükkânda kimseye veresiye vermemesini söyledi. O sırada ihtiyaç sahibi bir kadın gelerek yiyecek istedi, ancak çocuk babasının talimatına uyarak vermedi.
İzzet İnan döndüğünde yaşananları öğrendiğinde oğluna şu düşünceyi anlattı: Köydeki kimsesiz ve dul kadınlara toplum sahip çıkmazsa, yalnız o insanların değil bütün köyün ahlaki düzeninin zarar göreceğini düşünüyordu.
Yiyecekler daha sonra kadının evine götürüldü. Bu olay Yusuf İnan’ın hem annesini hem babasını anlattığı yazılarında, çocukluk yıllarından kalan temel ahlak derslerinden biri olarak yer alıyor.
İzzet İnan’ın çevresinde “fakir babası” olarak anılmasının arkasında da bu yaklaşım bulunuyordu. 2025’te yayımlanan anma haberinde öğrencilere burs verdiği, şehir dışında okuyan gençlerin otobüs biletlerini aldığı ve ihtiyaç sahiplerine düzenli destek sağladığı aktarılıyor.
Öğrencilerin biletini aldı, öğretmenlere ev buldu
İzzet İnan’ın eğitim konusundaki ilgisi özellikle köye gelen öğretmenlere ve şehir dışında okuyan öğrencilere sağladığı destekle hatırlanıyor.
Yusuf İnan’ın aktardığına göre Uluköy’e tayin edilen öğretmenlerin kalacak yer bulmalarına yardım ediyor, ihtiyaçları olduğunda maddi destek sağlıyor ve dükkândan yaptıkları veresiye alışverişe sınır koymuyordu.
Kasaba dışındaki yatılı okullarda eğitim gören öğrenciler tatile geldiğinde ise dönüş otobüs biletlerini aldığı, zaman zaman ceplerine harçlık koyduğu anlatılıyor.
Bu desteğin temelinde muhtemelen kendi yarıda kalan eğitim hikâyesinin de payı vardı. Köy Enstitüsü’nde okuyamamış olsa da çocuklarının ve köy gençlerinin eğitim yoluyla başka imkânlara ulaşmasını önemsedi.
Oğlu Yusuf İnan’ın askerî liseyi kazanması sonrasında yaşanan bir hatıra da İzzet İnan’ın sosyal ilişkilerinin genişliğini gösteriyor. Yusuf İnan’ın anlatımına göre babası kendisine Ankara’da İçişleri Bakanlığı’nda görev yapan “Emin Bey” isimli bir dostunun adresini verdi ve henüz 14 yaşındaki oğlunu ona yönlendirdi.
Aile anlatısında İzzet İnan, çocuklarına yalnız nasihat veren değil, küçük yaşlardan itibaren sorumluluk yükleyen bir baba olarak da hatırlanıyor. İlkokul çağındaki çocuklarına para ve ticari sorumluluk verdiği, onları farklı yerlere iş takibi için gönderdiği belirtiliyor.
Siyasi kimliğinin önüne insan ilişkilerini koydu
İzzet İnan’ın hayatının dikkat çekici yönlerinden biri de siyasi görüşleriyle farklı düşüncelerden insanlarla kurduğu ilişkiler arasındaki dengeydi.
Yusuf İnan’ın aktardığına göre İzzet İnan, Uluköy’de Ülkü Ocakları’nın kuruluşunda rol aldı ve milliyetçi bir siyasi çizgiye sahipti.
Ancak siyasi görüş ayrılığını kişisel ilişkilerin önüne koymadı.
Aynı anlatıda dönemin Uluköy Belediye Başkanı Naci Eren ile yakın dost olduğu, Cumhuriyet gazetesi okuduğu ve Türkiye İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden Behice Boran ile sohbet ettiği ifade ediliyor. Yusuf İnan, babasının çevresindeki sol görüşlü kişilerle de dostluk kurduğunu özellikle vurguluyor. Bunlar aile hatıralarına dayanan bilgiler olduğundan, İzzet İnan’ın resmî siyasi faaliyetleri olarak değil, oğlunun tanıklığı olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
12 Eylül 1980 askerî darbesi sonrasına ilişkin bir aile hatırasında ise köye gelen jandarmaların İzzet İnan’la görüştükten sonra herhangi bir işlem yapmadığı anlatılıyor.
Yusuf İnan için bütün bu örneklerin ortak noktası, babasının siyasi kimliğinden önce dürüstlük, güven ve insan ilişkileriyle tanınmasıydı.

Cami, Kur’an kursu, kütüphane ve köy hayatına katkıları
İzzet İnan’ın sosyal faaliyetleri yalnız bireysel yardımlarla sınırlı değildi.
Oğlu Yusuf İnan’ın Babalar Günü için kaleme aldığı yazıda babasının köyde cami yapımına destek verdiği, kütüphane kurulmasına katkıda bulunduğu ve Kur’an kursunun açılmasına öncülük ettiği aktarılıyor.
Kezban Taş’ın hayatını anlatan yazıda da İzzet İnan’ın Kur’an kurslarının açık tutulmasına özel önem verdiği belirtiliyor. Ailenin hem eğitim hem de dinî hayatı birbirinin alternatifi değil, toplumsal hayatın iki tamamlayıcı unsuru olarak gördüğü anlaşılıyor.
Ergüneş Baba Tekkesi’ne yaptığı katkı da bu yaklaşımın en kalıcı fiziksel izlerinden biri oldu.
Yıllar içinde bakıma ihtiyaç duysa da tekke ayakta kaldı ve İzzet İnan’ın adı Uluköy’de bu yapının korunma hikâyesiyle birlikte anılmaya devam etti.

64 yıllık evlilik ve 9 Aralık 2015’te gelen veda
İzzet İnan ile Kezban Taş’ın 25 Ocak 1951’de başlayan evliliği, İzzet İnan’ın vefatına kadar yaklaşık 64 yıl sürdü.
İzzet İnan, 9 Aralık 2015’te Uluköy’de 82 yaşında hayatını kaybetti.
Ertesi gün Uluköy Merkez Camii’nde cenaze namazı kılındı ve aile kabristanlığında toprağa verildi.
Eşi Kezban Taş ise yaklaşık dokuz yıl daha yaşadı ve 21 Temmuz 2024’te İzmir’de vefat etti.
İzzet İnan’ın ölümünden on yıl sonra oğlu Yusuf İnan’ın kaleme aldığı Babalar Günü yazısı, onun ailesinin hafızasındaki yerini belki de en açık şekilde ortaya koyuyor.
Geride büyük bir servetten ziyade anlatılmaya devam eden hikâyeler kaldı:
Borcu silinen bir ihtiyaç sahibi.
Eve gönderilen yiyecekler.
Bileti alınan bir öğrenci.
Yerleştirilen bir öğretmen.
Onarılan bir tekke.
Kurulan bir kütüphane.
Desteklenen bir cami ve Kur’an kursu.
Ve ideolojik farklılıklara rağmen sürdürülen dostluklar.
Bu nedenle İzzet İnan’ın hikâyesi yalnız bir köy esnafının biyografisi değildir.

Ailesinin aktardığı hatıralarda o, paranın insanlar için kullanıldığı, ticaretin güven üzerine kurulduğu ve toplumun en güçsüz ferdine sahip çıkmanın ahlaki bir sorumluluk kabul edildiği eski Anadolu hayatının temsilcilerinden biri olarak anlatılıyor.
Yusuf İnan’ın ifadesiyle İzzet İnan hayatı boyunca ticaretten çok “insan kazandı.”
Uluköy’de kendisine verilen “fakir babası” sözü de belki bu yüzden sıradan bir lakaptan çok, 82 yıllık bir hayatın kısa özeti olarak kaldı.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)