Mustafa Kemal Atatürk kimdir? Hayatı, Millî Mücadele ve Cumhuriyet mirası

Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’ten başlayan hayatı, Çanakkale, Millî Mücadele, Cumhuriyet’in kuruluşu, reformları ve bıraktığı tarihî miras.

02 Eyl 2026 - 22:44
0
Mustafa Kemal Atatürk kimdir? Hayatı, Millî Mücadele ve Cumhuriyet mirası

Ahmet Taş | Bizi Unutma

ANKARA / TÜRKİYE — Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yetişen bir subayken Çanakkale’de öne çıktı, Millî Mücadele’ye liderlik etti ve 29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak modern Türkiye tarihinin en belirleyici isimlerinden biri oldu.

1881’de Selanik’te başlayan 57 yıllık hayatı; Trablusgarp’tan Çanakkale’ye, Samsun’dan Sakarya ve Büyük Taarruz’a, savaş meydanlarından Cumhuriyet’in siyasi, hukuki, eğitimsel ve kültürel dönüşümüne kadar uzandı. Millî Savunma Bakanlığı kayıtlarına göre Mustafa Kemal, 1905’te kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu, 1915’te Çanakkale’de 19. Tümen Komutanlığı yaptı, 1921’de mareşalliğe yükseldi ve 29 Ekim 1923’ten ölümüne kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü.

Selanik’te başlayan hayatı ve askerî eğitimi

Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dı. Doğduğu gün ve ay kesin olarak bilinmemekle birlikte 1881 yılı tarihî kaynaklarda ortak kabul görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları da doğum yerini Selanik’teki Kocakasım Mahallesi olarak kaydediyor.

İlk öğrenimine mahalle mektebinde başladı, ardından Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Babasının erken yaşta vefat etmesinden sonra bir süre ailesiyle farklı yerlerde yaşadı; daha sonra yeniden Selanik’e dönerek eğitimini sürdürdü.

Askerlik mesleğini seçmesi hayatının yönünü belirledi. Selanik Askerî Rüştiyesi’nde öğrenim gördüğü dönemde matematik öğretmeni Mustafa Bey’in adına “Kemal” ismini eklediği aktarılıyor. Ardından Manastır Askerî İdadisi’ne, İstanbul’daki Harp Okulu’na ve Harp Akademisi’ne devam etti.

Millî Savunma Bakanlığı kayıtlarına göre 11 Ocak 1905’te Harp Akademisi’ni kurmay yüzbaşı rütbesiyle tamamladı. İlk görev yerlerinden biri Şam’daki 5. Ordu oldu. Daha sonra Selanik’teki 3. Ordu’da ve farklı kurmay görevlerinde bulundu.

Genç subaylık yıllarında Osmanlı Devleti’nin askerî ve siyasi sorunlarını yakından gözlemledi. Trablusgarp Savaşı’nda gönüllü olarak bölgeye giderek Derne ve Tobruk çevresinde görev yaptı; Balkan Savaşları sırasında da askerî sorumluluk üstlendi.

Çanakkale’de askerî kariyerinin dönüm noktası

Mustafa Kemal’in kamuoyunda geniş ölçüde tanınmasını sağlayan en önemli askerî dönem Çanakkale Savaşları oldu.

Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra daha aktif bir görev isteyen Mustafa Kemal, yeni kurulmakta olan 19. Tümen’in komutanlığına atandı.

İtilaf kuvvetlerinin 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na kara çıkarması yapması üzerine birlikleriyle Arıburnu bölgesindeki mücadelelere katıldı. Millî Savunma Bakanlığına göre ANZAC birliklerinin ilerleyişinin durdurulmasında önemli rol oynadı; 8 Ağustos 1915’te Anafartalar Grubu Komutanlığına getirildi.

Çanakkale’den sonra doğu cephesinde görev aldı. 1916’da 16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis çevresinde Rus ordusuna karşı savaştı. Aynı yıl tümgeneral rütbesine yükseldi.

1917 ve 1918’de 2. ve 7. Ordu komutanlıklarında bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nın son safhasında Suriye-Filistin cephesinde görev yaptı. Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesi’ni imzalamasının ardından İstanbul’a döndü.

Savaş sona ermişti ancak Osmanlı başkenti ve Anadolu’nun önemli bölgeleri İtilaf devletlerinin kontrolüne giriyor, özellikle 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan kuvvetlerince işgal edilmesi ülkedeki siyasi krizi daha da ağırlaştırıyordu.

Mustafa Kemal’in hayatındaki ikinci büyük dönem tam bu ortamda başladı.

19 Mayıs 1919’dan TBMM’nin açılışına

Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirildikten sonra 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Millî Savunma Bakanlığının resmî kronolojisi de bu tarihi Millî Mücadele döneminin başlangıç safhalarından biri olarak kaydediyor.

Samsun’dan Havza’ya, ardından Amasya’ya geçti. 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi ile ülkenin bağımsızlığının milletin irade ve kararlılığıyla sağlanması gerektiği yönündeki mücadele programı ortaya konuldu.

İstanbul Hükümeti ile yaşanan anlaşmazlıkların ardından 8-9 Temmuz 1919 gecesi askerlik görevinden istifa etti. Böylece Millî Mücadele’yi artık askerî makamdan değil, sivil bir siyasi lider olarak sürdürmeye başladı.

23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde, ardından 4 Eylül’de başlayan Sivas Kongresi’nde başkanlık görevleri üstlendi. Müdafaa-i Hukuk hareketlerinin ortak bir siyasi yapı altında birleşmesi için çalıştı.

İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmen işgal edilmesinin ardından Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin toplanması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal’in çağrısıyla oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açıldı. Meclis 24 Nisan’daki oturumunda Mustafa Kemal Paşa’yı başkanlığa seçti.

Böylece Millî Mücadele’nin askerî ve siyasi yönetim merkezi Ankara oldu.

Sakarya’dan Büyük Taarruz’a: Millî Mücadele’nin askerî liderliği

TBMM’nin açılmasının ardından Millî Mücadele farklı cephelerde devam etti.

Doğu ve Güney cephelerindeki gelişmelerin yanında savaşın ana cephesi Batı Anadolu oldu. Düzenli ordunun kurulmasının ardından Birinci ve İkinci İnönü savaşları yaşandı.

Yunan ordusunun Ankara yönündeki ilerleyişinin kritik bir aşamaya ulaşması üzerine TBMM, 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’yı Başkomutan olarak görevlendirdi.

23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi, savaşın en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yunan ordusunun ilerleyişi durduruldu ve geri çekilme başladı.

TBMM, Sakarya Zaferi’nin ardından 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal’e “Gazi” unvanı ve Mareşal rütbesi verdi.

Yaklaşık bir yıllık hazırlığın ardından 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Yunan ordusunun ana kuvvetleri yenilgiye uğratıldı.

Türk ordusu ardından hızla batıya ilerledi ve 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı.

Askerî zaferi diplomatik süreç izledi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı.

Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı ve yeni Türk devletinin uluslararası konumunun temel hukuki çerçevesini oluşturdu.

Cumhuriyet’in ilanı ve ilk Cumhurbaşkanı

13 Ekim 1923’te Ankara başkent ilan edildi.

Bundan 16 gün sonra, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. TBMM aynı gün Mustafa Kemal’i Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçti. TBMM’nin Kurtuluş Savaşı Müzesi kayıtları da Cumhuriyet’in ilanı ile Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı seçilmesini Birinci Meclis’ten doğan devlet yapısının temel dönüm noktaları arasında gösteriyor.

Mustafa Kemal, daha sonra 1927, 1931 ve 1935 yıllarında yeniden Cumhurbaşkanı seçildi ve ölümüne kadar bu görevi sürdürdü.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet yönetiminin hukuk, eğitim, sosyal yaşam ve ekonomi alanlarında kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmesine girişildi.

3 Mart 1924’te halifelik kaldırıldı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim kurumlarının birleştirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı.

1926’da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Bu düzenleme özellikle aile ve medeni hukuk alanında yeni ve laik bir hukuk sistemi oluşturdu.

1 Kasım 1928’de Latin esaslı yeni Türk harfleri kabul edildi. Ardından okuma-yazmanın yaygınlaştırılması amacıyla Millet Mektepleri kuruldu.

Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti 1931’de, Türk Dili Tetkik Cemiyeti ise 1932’de kuruldu. 1933’te üniversite sisteminin yeniden düzenlenmesine gidildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk dönemindeki reformlar arasında eğitim birliğini, yeni Türk alfabesini, hukuk reformlarını ve Türk Tarih ile Dil kurumlarının kuruluşunu özellikle sıralıyor.

Kadınların siyasi hakları ve toplumsal dönüşüm

Cumhuriyet dönemindeki önemli değişim alanlarından biri kadınların hukuki ve siyasi statüsüydü.

Türk Medeni Kanunu aile hukukunda önemli değişiklikler getirirken kadınlara siyasi haklar aşamalı biçimde tanındı: 1930’da belediye seçimlerine katılma, 1933’te muhtarlık ve ihtiyar heyetlerine seçilme, 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı getirildi.

1935 seçimlerinde kadın milletvekilleri TBMM’ye girdi.

Dönemin diğer düzenlemeleri arasında tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, uluslararası takvim, saat ve ölçü sistemlerinin benimsenmesi ile Soyadı Kanunu bulunuyordu.

21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildikten sonra TBMM, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verdi.

Cumhuriyet’in ekonomik politikasında tarım, demiryolları, sanayi kuruluşları ve devlet öncülüğündeki yatırımlar önem kazandı. 1930’lu yıllarda devletçilik politikası çerçevesinde sanayi yatırımları genişletildi.

Atatürk’ün siyasi liderliği aynı zamanda Cumhuriyet Halk Fırkası’nın başında şekillenen tek parti dönemi içerisinde gerçekleşti. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası gibi çok partili hayata geçiş denemeleri kısa süreli oldu. Bu dönem ve reformların uygulanma yöntemleri, sonraki tarih yazımında farklı siyasi ve akademik değerlendirmelere konu oldu.

Özel hayatı, kitapları ve son yılları

Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ocak 1923’te Latife Hanım ile evlendi. Evlilikleri 5 Ağustos 1925’te sona erdi. Biyolojik çocuğu olmadı; Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe ve diğer bazı çocukları manevi evlat olarak hayatına aldı veya himaye etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları onun okumaya, tarihe, dile, müziğe, at binmeye, yüzmeye ve doğaya büyük ilgi duyduğunu aktarıyor.

Atatürk aynı zamanda çeşitli askerî ve siyasi eserler kaleme aldı. En önemlisi, 15-20 Ekim 1927’de TBMM’de yaklaşık altı gün boyunca okuduğu Nutuk oldu. Eserde 1919’dan 1927’ye kadar Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini kendi değerlendirmeleriyle anlattı. Ayrıca askerlik, vatandaşlık ve geometri alanlarında kitaplar yazdı veya çalışmalar hazırladı.

1937’den itibaren sağlık sorunları belirginleşmeye başladı. Buna rağmen özellikle Hatay meselesini yakından takip etmeyi sürdürdü.

1938 yılında sağlık durumu ağırlaştı ve İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda tedavi altına alındı.

10 Kasım 1938: Vefatı ve Anıtkabir’e uzanan yol

Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05’te Dolmabahçe Sarayı’nda hayatını kaybetti. Millî Savunma Bakanlığı kayıtlarında ölümünün karaciğer rahatsızlığının ilerlemesinin ardından gerçekleştiği belirtiliyor.

Cenazesi önce Dolmabahçe Sarayı’nda halkın ziyaretine açıldı. İstanbul’da yapılan törenlerin ardından Ankara’ya götürüldü.

21 Kasım 1938’de Ankara Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu. Atatürk Araştırma Merkezi kayıtlarına göre cenaze törenine çok sayıda yabancı devlet temsilcisi ve askerî heyet de katıldı.

Ankara’da daha sonra inşa edilen Anıtkabir’in tamamlanmasının ardından naaşı, ölümünün 15. yıl dönümünde 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e nakledildi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihsel mirası yalnız kazandığı savaşlarla sınırlı kalmadı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde yetişmiş bir subayken Millî Mücadele’nin siyasi ve askerî liderliğini üstlendi; TBMM’nin kuruluşuna öncülük etti ve yeni devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olarak şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.

Onun döneminde gerçekleştirilen hukuk, eğitim, dil, alfabe, kadın hakları, ekonomi ve devlet teşkilatına ilişkin değişimler, Türkiye’nin sonraki yüzyıldaki kurumsal ve toplumsal yapısının temel referanslarından biri olmaya devam etti.

1881’de Selanik’te başlayan hayatı, 10 Kasım 1938’de İstanbul’da sona erdi; ancak adı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihiyle birlikte yaşamaya devam etti.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User