Hüseyin Hilmi Işık kimdir? Kimyadan ilim ve yayıncılığa uzanan hayatı
Hüseyin Hilmi Işık’ın Eyüpsultan’da başlayan hayatı, kimya ve eczacılık eğitimi, öğretmenliği, dinî çalışmaları, eserleri ve yayıncılık mirası.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Kimya mühendisliği, eczacılık, öğretmenlik ve dinî yayıncılığı aynı hayat çizgisinde buluşturan Hüseyin Hilmi Işık, eserleri ve eğitim çalışmalarıyla 20. yüzyılda iz bırakan isimlerden biri oldu.
1911 yılında İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde dünyaya gelen Işık; askerî okullardan eczacılık ve kimya eğitimine, uzun yıllar süren öğretmenlikten dinî ilim çalışmalarına kadar farklı alanlarda faaliyet gösterdi. 1956’da yayımlamaya başladığı Tâm İlmihâl: Seâdet-i Ebediyye, kurduğu Hakikat Kitabevi ve çeşitli dillerde yayımlanan eserler, hayatının sonraki döneminin temel çalışma alanını oluşturdu. Hüseyin Hilmi Işık 26 Ekim 2001’de İstanbul’da vefat etti ve Eyüpsultan’daki aile kabristanına defnedildi.
Eyüpsultan’da başlayan eğitim hayatı
Hüseyin Hilmi Işık, İstanbul’un tarihî ve dinî merkezlerinden Eyüpsultan’da doğdu. Babası Said Efendi’nin ailesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Plevne çevresinden İstanbul’a göç etmişti. Aile Eyüp’e yerleşti ve Işık’ın çocukluk yılları burada geçti. TDV İslâm Ansiklopedisi de onu, Doksanüç Harbi sonrasında İstanbul’a gelen Plevneli Said Efendi’nin oğlu olarak kaydediyor.
İlk öğreniminin ardından 1924’te Reşâdiye Numune Mektebi’ni, 1929’da ise askerî liseyi tamamladı. Türkiye Gazetesi’nin biyografik arşivinde, Halıcıoğlu Askerî Lisesi’ne giriş sınavında başarılı olduğu ve okul yıllarında derslerindeki başarısıyla dikkat çektiği aktarılıyor.
Askerî lisenin ardından Askerî Tıbbiye’ye girdi. Ancak eğitim hayatının yönü daha sonra değişti. Tıp eğitiminden ayrılarak eczacılığa geçti ve eczacılık öğrenimini tamamladı. Ardından Gülhane’de staj yaptı ve askerî sağlık sistemi içinde görev almaya başladı.
Bu yıllarda yalnız mesleki eğitimle ilgilenmedi. Yabancı dillere ve fen bilimlerine de yöneldi. Özellikle Fransızca ve daha sonraki yıllarda Almanca öğrenmesi, hem mesleki yayınları takip etmesinde hem de ilmî çalışmalarında önemli bir imkân sağladı.
Eczacılıktan kimya mühendisliğine uzanan bilim yolculuğu
Hüseyin Hilmi Işık’ın eğitim hayatındaki ikinci önemli alan kimya oldu.
Eczacılık eğitiminin ardından İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Şubesi’nde öğrenim gördü ve 1936’da mezun oldu. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu tarihten sonra Ankara Mamak’ta yaklaşık 10 yıl boyunca kimya mühendisi olarak çalıştığını kaydediyor.
Türkiye Gazetesi’nin ayrıntılı biyografisinde ise Işık’ın yüksek matematik, mekanik, fizik ve teknik kimya dersleri aldığı; dönemin yabancı bilim insanlarıyla çalışma imkânı bulduğu belirtiliyor. Aynı kaynakta, 1936 sonunda aldığı 1/1 numaralı Kimya Yüksek Mühendisliği diploması nedeniyle dönemin gazetelerinde Türkiye’nin ilk kimya yüksek mühendisi olarak tanıtıldığı aktarılıyor.
Kimya alanındaki çalışmalarının bir bölümünü askerî ihtiyaçlara yönelik araştırmalar oluşturdu. Ankara Mamak’taki görevinde yabancı uzmanlarla birlikte çalıştı; savaş gazları ve bunlara karşı korunma yöntemleri konusunda uzmanlaştı.
Bu dönem, Hüseyin Hilmi Işık’ın hayatında fen bilimleriyle dinî ilimlerin birlikte ilerlediği yıllar oldu. Gündüz mesleki ve teknik çalışmalarını sürdürürken boş zamanlarında Arapça, Farsça ve klasik dinî eserler üzerinde çalışmaya devam etti.
Abdülhakîm Arvâsî ile tanışması hayatında dönüm noktası oldu
Hüseyin Hilmi Işık’ın düşünce ve eğitim hayatındaki en önemli isimlerden biri Seyyid Abdülhakîm Arvâsî oldu.
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Işık, 1929’da henüz öğrenciyken Arvâsî ile tanıştı. Bu tanışmanın ardından onu düzenli olarak ziyaret etti; Türkçe eserlerin yanı sıra Arapça ve Farsça dinî metinleri onun rehberliğinde okumaya başladı.
Işık’ın ilerleyen yıllarda kaleme aldığı ve yayımladığı eserlerde bu eğitim döneminin izleri belirgin biçimde görüldü. Özellikle İmam-ı Rabbânî’nin Mektûbâtı üzerinde uzun süre çalıştı. Ankara’daki görevi sırasında İmam-ı Rabbânî ile oğlu Muhammed Ma‘sûm’un mektuplarının Türkçe tercümelerini inceleyerek notlar ve özetler hazırladı.
Arvâsî’nin 1943’te Ankara’da vefat ettiği dönemde de onun yakınında bulundu. Daha sonraki yıllarda Abdülhakîm Arvâsî’nin oğlu Ahmed Mekkî’den fıkıh, hadis ve tefsir okumaya devam etti. TDV kaydına göre yaklaşık 10 yıl süren bu çalışmaların ardından 1953’te icâzet aldı.
Böylece Işık’ın eğitim hayatında iki farklı çizgi yan yana ilerledi: modern fen bilimleri ve eczacılık eğitimi ile klasik İslâmî ilimler.
Askerî liselerde ve sivil okullarda öğretmenlik yaptı
Işık’ın meslek hayatında öğretmenliğin önemli bir yeri vardı.
1947’de Bursa Askerî Lisesi’ne kimya öğretmeni olarak tayin edildi. Ardından Kuleli ve Erzincan askerî liselerinde görev yaptı. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu görevlerden sonra 1960’ta emekliye ayrıldığını belirtiyor.
Türkiye Gazetesi arşivinde ayrıca Bursa Askerî Lisesi’nde öğretim müdürlüğü yaptığı ve 1951’de Kuleli Askerî Lisesi’ne geçtiği bilgisi yer alıyor. Öğrencilerine kimya ve fen bilgileri öğretirken eğitim disiplinine ve kişisel gelişime önem verdiği aktarılıyor.
Askerî görevinden emekliye ayrılması öğretmenlik hayatının sona ermesi anlamına gelmedi.
Daha sonra Vefa Lisesi, İstanbul İmam-Hatip Okulu, Cağaloğlu ve Bakırköy sanat enstitülerinde matematik ve kimya dersleri verdi. Böylece farklı yaş ve eğitim seviyelerindeki çok sayıda öğrenciyle çalışma fırsatı buldu.
1962’de ise Yeşilköy’de bir eczane satın alarak mesleğinin başka bir alanına döndü. Uzun yıllar Merkez Eczanesi’nin sahibi ve sorumlu müdürü olarak çalıştı. Türkiye Gazetesi biyografisine göre bu faaliyetini 1990’lı yıllara kadar sürdürdü.
Seâdet-i Ebediyye ve yayıncılık çalışmaları
Hüseyin Hilmi Işık’ın geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan başlıca çalışma Tâm İlmihâl: Seâdet-i Ebediyye oldu.
TDV İslâm Ansiklopedisi, eserin ilk kez 1956 yılında M. Sıddık Gümüş müstear adıyla yayımlandığını belirtiyor. Kitap sonraki baskılarında sürekli genişletildi ve farklı dinî konuları bir araya getiren kapsamlı bir çalışmaya dönüştü.
Türkiye Gazetesi biyografisinde, ilk bölümün 1956’da, ikinci bölümün 1957’de, üçüncü bölümün ise 1960’ta yayımlandığı; bu bölümlerin 1963’te Tâm İlmihâl adıyla bir araya getirildiği aktarılıyor.
Eser yalnız Türkiye’de yayımlanmakla kalmadı. İngilizceye Endless Bliss adıyla çevrildi; farklı kitapları da İngilizce, Fransızca, Almanca ve başka dillere tercüme edildi.
Hüseyin Hilmi Işık, klasik İslâm âlimlerinin Arapça ve Farsça eserlerinden tercümeler ve derlemeler hazırlamaya da önem verdi. İmam-ı Rabbânî’nin Mektûbâtı başta olmak üzere klasik eserlerin daha geniş okuyucu kitlesine ulaşması için çalıştı.
1966’da İstanbul’da önce kendi soyadını taşıyan Işık Kitabevi’ni, daha sonra Hakikat Kitabevi’ni kurdu. 1976’da ise İhlâs Vakfı’nın kuruluşunda rol aldı.
Kitap basımı ve dağıtımı, hayatının son yıllarına kadar sürdürdüğü temel çalışmalar arasında yer aldı.
Enver Ören ve Türkiye Gazetesi ile aile bağı
Hüseyin Hilmi Işık’ın hayat hikâyesi, Türkiye’de medya ve yayıncılık alanında tanınan Enver Ören ile de aile bağı üzerinden birleşti.
Işık’ın kızı Ayşe Dilvin Hanım, Enver Ören ile evlendi. Enver Ören daha sonra Türkiye Gazetesi ve İhlas Holding’in kurucusu olarak medya ve iş dünyasında tanındı.
TDV İslâm Ansiklopedisi, Hüseyin Hilmi Işık’ın 1970’te Hakikat gazetesinin yayımlanmasına öncülük ettiğini, daha sonraki dönemde damadı Enver Ören’in Türkiye Gazetesi’ni yayımlamaya başladığını kaydediyor.
Bu ilişki, Işık’ın kitap ve yayın faaliyetlerinin yalnız bireysel eser üretimiyle sınırlı kalmamasını sağladı. Hakikat Kitabevi aracılığıyla yayımlanan eserler farklı ülkelere ulaştırılırken, gazete ve daha sonraki medya kuruluşları da geniş bir okuyucu kitlesine erişti.
Enver Ören’in biyografisiyle birlikte değerlendirildiğinde, iki ismin hayatında eğitim, yayıncılık ve geniş kitlelere ulaşma hedefinin ortak bir çizgi oluşturduğu görülüyor.

90 yıllık hayatın ardından Eyüpsultan’a defnedildi
Hüseyin Hilmi Işık, uzun yıllar boyunca öğretmenlik, eczacılık, kimya, dinî ilimler ve yayıncılık alanlarında çalışmalarını sürdürdü.
26 Ekim 2001’de İstanbul’da vefat etti. TDV İslâm Ansiklopedisi ve Türkiye Gazetesi kayıtları, naaşının Eyüpsultan’a defnedildiğini belirtiyor. Türkiye Gazetesi biyografisine göre Eyüp Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kaşgârî Dergâhı yakınındaki aile kabristanında toprağa verildi.
Geride kitaplar, tercümeler, uzun yıllara yayılan öğretmenlik hayatı ve çeşitli alanlarda yetiştirdiği öğrenciler kaldı.
Hüseyin Hilmi Işık’ın biyografisini farklı kılan başlıca özelliklerden biri, fen bilimleriyle klasik dinî eğitimi aynı hayat içerisinde bir araya getirmesi oldu. Askerî tıbbiyeden eczacılığa, kimya mühendisliğinden askerî lise öğretmenliğine; Arapça ve Farsça eserlerden tercümelere ve kitap yayıncılığına kadar çok farklı alanlarda çalıştı.

Özellikle Seâdet-i Ebediyye ve Hakikat Kitabevi aracılığıyla yürüttüğü yayın faaliyetleri, ölümünden sonra da devam etti. Kitaplarının farklı dillere çevrilmesi ise eserlerinin Türkiye dışındaki okuyuculara ulaşmasını sağladı.
Yaklaşık 90 yıllık hayatının büyük bölümünü eğitim, öğretmenlik ve yayın çalışmalarına ayıran Hüseyin Hilmi Işık, bugün de adı eserleriyle birlikte anılan öğretmen, kimyager, eczacı ve dinî eserler müellifi olarak hatırlanıyor.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)