Ziyaülhak kimdir? Pakistan'ı 11 yıl yöneten askerî liderin hayatı

Muhammed Ziyaülhak’ın askerlikten Pakistan devlet başkanlığına, 1977 darbesinden Afganistan savaşına, İslamlaştırma politikalarından 1988’deki ölümüne uzanan hayatı.

04 Eyl 2026 - 23:06
0
Ziyaülhak kimdir? Pakistan'ı 11 yıl yöneten askerî liderin hayatı

Ahmet Taş | Bizi Unutma

İSLAMABAD, PAKİSTAN — Muhammed Ziyaülhak, 1977’de Başbakan Zülfikar Ali Butto’yu deviren askerî müdahaleyle Pakistan’ın yönetimini ele geçirdi; 1988’deki şüpheli uçak kazasında ölümüne kadar ülkenin siyasi, hukuki ve dış politika yapısını derinden etkiledi.

Pakistan Devlet Başkanlığı kayıtlarına göre 16 Eylül 1978’den 17 Ağustos 1988’e kadar cumhurbaşkanlığı yapan Ziyaülhak, devlet başkanlığından önce de 1977’den itibaren sıkıyönetim baş yöneticisi sıfatıyla ülkenin fiilî lideriydi. Onun dönemi; seçilmiş hükümetin askerî darbeyle devrilmesi, Zülfikar Ali Butto’nun idamı, İslamlaştırma politikaları, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali, ABD-Pakistan güvenlik iş birliği ve Pakistan ordusunun siyaset üzerindeki ağırlığının artmasıyla hatırlanıyor.

Jalandhar’dan Pakistan ordusunun zirvesine

Tam adı Muhammad Zia-ul-Haq olan Ziyaülhak, 12 Ağustos 1924’te, o tarihte Britanya Hindistanı sınırları içinde bulunan Pencap’ın Jalandhar kentinde dünyaya geldi. Ailesi dindar bir Müslüman aileydi. Babası Muhammed Ekber Ali, Delhi’de askerî idare bünyesinde çalışıyordu.

Ziyaülhak ilk eğitimini Simla’da aldıktan sonra Delhi’deki St. Stephen’s College’da tarih eğitimi gördü. Üniversitenin kendi kayıtlarında da Ziyaülhak, okulun daha sonra Pakistan devlet başkanlığına yükselen mezunları arasında gösteriliyor. Ardından askerlik mesleğini seçti ve Britanya Hindistan Ordusu’na katıldı. İkinci Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde Burma ve Güneydoğu Asya’daki askerî görevlerde bulundu.

1947’de Hindistan’ın bölünmesi ve Pakistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından Pakistan Ordusu’na geçti. Zırhlı birliklerde görev yaptı, Pakistan’ın askerî eğitim kurumlarında bulundu ve kariyerinin ilerleyen yıllarında üst düzey komutanlıklara yükseldi.

1960’ların sonlarında Ürdün’de görev yapan Pakistan askerî danışma heyetinin üyeleri arasındaydı. CIA tarafından yayımlanan tarihsel değerlendirmede Pakistanlı askerî uzmanların Ürdün ordusunun yeniden örgütlenmesine ve eğitimine katkıda bulunduğu, bu ekip içinde Ziyaülhak’ın da bulunduğu belirtiliyor. Görevi, 1970’te Ürdün yönetimi ile Filistinli silahlı gruplar arasındaki “Kara Eylül” çatışmaları dönemine denk geldi.

Askerî kariyerindeki en kritik yükseliş ise 1976’da geldi. Başbakan Zülfikar Ali Butto (Zulfikar Ali Bhutto), Ziyaülhak’ı Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanlığına getirdi. Yaklaşık bir yıl sonra Butto’yu iktidardan uzaklaştıracak kişinin, onun bizzat ordu komutanlığına atadığı general olması Pakistan siyasi tarihinin en dikkat çekici kırılmalarından biri oldu.

1977 seçim krizi darbeye dönüştü

Pakistan’da 7 Mart 1977’de yapılan genel seçimleri Butto’nun Pakistan Halk Partisi kazandı. Ancak muhalefetteki Pakistan Ulusal İttifakı seçimlere hile karıştırıldığını ileri sürdü. Muhalefet sonuçları kabul etmedi, protestolar büyüdü ve ülkede ciddi bir siyasi kriz ortaya çıktı.

Pakistan Ulusal Meclisinin resmî tarihçesine göre bu kriz ortamında Kara Kuvvetleri Komutanı General Ziyaülhak, 5 Temmuz 1977’de sıkıyönetim ilan etti. Parlamento ve eyalet meclisleri feshedildi, anayasanın işleyişi askıya alındı ve Butto ile önde gelen muhalefet liderleri gözaltına alındı. Darbe resmî belgelerde de 5 Temmuz 1977 tarihli sıkıyönetim ilanıyla kayıt altına alındı.

Ziyaülhak başlangıçta kısa süre içinde seçim yapılacağını açıkladı. ABD’nin döneme ait gizliliği kaldırılmış diplomatik belgelerinde de Pakistanlı yetkililerin yeni seçimlerin Ekim 1977’de yapılacağını bildirdiği görülüyor. Ancak seçim gerçekleşmedi ve askerî yönetim kalıcı hale geldi.

Ziyaülhak, önce “Baş Sıkıyönetim Yöneticisi” olarak ülkeyi yönetti. Daha sonra Fazal İlahi Çaudri’nin görevden ayrılmasıyla 16 Eylül 1978’de Pakistan Devlet Başkanı oldu. Böylece hem devlet başkanlığını hem de ordunun komutasını elinde bulunduran son derece güçlü bir siyasi konuma ulaştı.

Zülfikar Ali Butto’nun idamı dönemin en tartışmalı olayı oldu

Darbenin ardından Zülfikar Ali Butto serbest bırakıldı ancak kısa süre sonra yeniden gözaltına alındı. Eski başbakan, siyasi rakiplerinden birinin babasının öldürülmesiyle ilgili bir davada cinayete teşvik ve komplo suçlamalarıyla yargılandı.

Butto ölüm cezasına çarptırıldı. Pakistan Yüksek Mahkemesi kararı dar bir çoğunlukla onadı. Dünyanın farklı ülkelerinden yapılan af çağrılarına rağmen ceza kaldırılmadı.

Zülfikar Ali Butto, 4 Nisan 1979’da idam edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığının döneme ait belgeleri de Butto’nun 4 Nisan sabahı asılarak idam edildiğini doğruluyor. Butto’nun yargılanma biçimi, kararın siyasi şartları ve idamın uygulanması Pakistan’da sonraki onlarca yıl boyunca tartışılan konular arasında kaldı.

Butto’nun ölümü, Ziyaülhak ile Pakistan Halk Partisi arasındaki mücadeleyi sona erdirmedi. Butto’nun kızı Benazir Butto, ilerleyen yıllarda babasının siyasi mirasının başlıca temsilcisi oldu ve askerî yönetime karşı muhalefetin sembollerinden biri haline geldi.

Ziyaülhak ise seçimleri erteleyerek yönetimini güçlendirdi. 1981’de Majlis-e Şura adı verilen Federal Konsey oluşturuldu; üyeleri seçimle değil devlet başkanı tarafından atanıyordu. Pakistan Ulusal Meclisi bunu “sınırlı ve kontrollü siyasi faaliyetlerin” yeniden başlaması olarak tanımlıyor.

İslamlaştırma politikaları hukuk sistemini değiştirdi

Ziyaülhak yönetiminin Pakistan üzerindeki en kalıcı etkilerinden biri “İslamlaştırma” politikaları oldu.

Ziyaülhak, Pakistan devletinin hukuk, ekonomi, eğitim ve sosyal hayat alanlarında İslami kurallarla daha uyumlu hale getirilmesini yönetimin temel hedeflerinden biri olarak açıkladı.

10 Şubat 1979’da Hudud düzenlemeleri yürürlüğe konuldu. Bunlar zina, kazf yani zina isnadı, alkol kullanımı ve mülkiyete karşı bazı suçlarla ilgili yeni düzenlemeler getiriyordu. İlgili mevzuatın orijinal kayıtları, zina ve mala karşı suçlara ilişkin Hudud düzenlemelerinin 10 Şubat 1979’da çıkarıldığını gösteriyor.

Bunu 1980’de zekât ve öşür sisteminin kurumsallaştırılması ve Federal Şeriat Mahkemesinin oluşturulması izledi. Mahkemeye, yürürlükteki belirli kanunların Kur’an ve sünnet hükümleriyle uyumlu olup olmadığını değerlendirme yetkisi verildi. IMF’nin Pakistan’ın İslami hukuk ve finans uygulamalarına ilişkin değerlendirmesi de Hudud düzenlemeleri, Zekât ve Öşür Kararnamesi ile Federal Şeriat Mahkemesini Ziyaülhak dönemindeki temel dönüşümler arasında sayıyor.

Bu politikalar Pakistan toplumunda farklı değerlendirmelere yol açtı. Destekçileri bunları Pakistan’ın İslami kimliğinin hukuk ve devlet sistemine yansıtılması olarak görürken, kadın hakları örgütleri ve insan hakları kuruluşları özellikle Hudud düzenlemelerinin kadınlar üzerindeki sonuçlarını eleştirdi. Human Rights Watch, sonraki raporlarında Hudud sistemi ve 1980’lerde yürürlüğe giren bazı delil düzenlemelerinin kadınların hukuki durumunu olumsuz etkilediğini savundu.

Dolayısıyla Ziyaülhak’ın İslamlaştırma programı, bugün dahi Pakistan’ın hukuk ve toplum tarihi ele alınırken en fazla tartışılan miraslarından biri olmaya devam ediyor.

Sovyetlerin Afganistan’ı işgali Pakistan’ın konumunu değiştirdi

Ziyaülhak’ın iktidarını yalnız iç politika değil, Aralık 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a asker göndermesi de kökten değiştirdi.

Afganistan’daki Sovyet askerî varlığı Pakistan’ı Soğuk Savaş’ın en önemli cephe ülkelerinden biri haline getirdi. Ziyaülhak yönetimi Afgan mücahitlerini desteklerken ABD ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Sovyet karşıtı ülkeler Pakistan üzerinden Afgan direnişine yardım sağladı.

ABD Dışişleri Bakanlığının daha sonra gizliliği kaldırılan belgelerinde Pakistan’ın Afgan silahlı muhalefetine yardım ulaştırılması açısından “kesinlikle kilit” ülke olduğu belirtiliyor. Aynı belgelerde Ziyaülhak’ın gizli yardım programlarını Pakistan’ın askerî istihbarat teşkilatı ISI üzerinden yakından takip ettiği kaydediliyor.

Sovyet müdahalesi Washington ile İslamabad arasındaki ilişkileri de değiştirdi. ABD Başkanı Jimmy Carter ile Ziyaülhak arasında Aralık 1979’da yapılan görüşmenin kayıtları, Washington’ın Sovyet askerlerinin Pakistan sınırına kadar ulaşmasından duyduğu kaygıyı ve Pakistan’a askerî desteğin artırılması arayışını ortaya koyuyor.

Afganistan savaşı aynı zamanda Pakistan için büyük bir insani yük getirdi. UNHCR kayıtlarına göre zamanla yaklaşık 3 milyon Afgan mülteci Pakistan’a sığındı; örgüt 1980’den itibaren ülkedeki faaliyetlerini tarihindeki en büyük yardım programlarından birine dönüştürdü.

Bu dönem Pakistan’ın ordusunu ve ISI’yı bölgesel siyasette daha etkili hale getirirken, Afgan savaşından kaynaklanan silahlanma, radikalleşme, uyuşturucu ticareti ve mülteci sorunlarının uzun vadeli toplumsal etkileri konusunda daha sonraki yıllarda yoğun tartışmalar yaşandı.

1985 seçimleri ve güçlü cumhurbaşkanlığı sistemi

Ziyaülhak 1980’lerin ortalarında askerî yönetimden kontrollü bir parlamenter sisteme geçiş süreci başlattı.

19 Aralık 1984’te referandum düzenlendi. Referandum sonucunun Ziyaülhak’a beş yıllık devlet başkanlığı dönemi sağladığı daha sonra anayasal düzenlemelere işlendi.

25 Şubat 1985’te genel seçimler gerçekleştirildi; ancak seçimler siyasi partilerin resmî olarak yarışmadığı partisiz sistemle yapıldı. Seçimlerden sonra Muhammed Han Junejo başbakan oldu. Pakistan Ulusal Meclisinin resmî tarihçesine göre parlamento 20 Mart 1985’te yeniden toplandı.

Aynı yıl kabul edilen Sekizinci Anayasa Değişikliği, devlet başkanının yetkilerini önemli ölçüde genişletti. Özellikle Anayasa’nın 58(2)(b) maddesi, cumhurbaşkanına belirli şartlar altında Ulusal Meclisi feshetme yetkisi verdi.

Sıkıyönetim ise 30 Aralık 1985’te resmen kaldırıldı. Buna rağmen Ziyaülhak hem devlet başkanlığını hem de ordu üzerindeki etkisini sürdürdü.

Başbakan Junejo ile Ziyaülhak arasındaki ilişkiler zamanla bozuldu. 29 Mayıs 1988’de Ziyaülhak, Sekizinci Değişiklikle elde ettiği yetkiye dayanarak Ulusal Meclisi feshetti ve Junejo hükümetini görevden aldı. Pakistan Ulusal Meclisinin resmî kayıtları da fesih işleminin 58(2)(b) maddesine dayanılarak gerçekleştirildiğini belirtiyor.

17 Ağustos 1988’deki uçak kazasının nedeni hâlâ tartışılıyor

Ziyaülhak’ın yaklaşık 11 yıllık iktidarı bir seçim veya siyasi devir teslimle değil, ani bir uçak kazasıyla sona erdi.

17 Ağustos 1988’de Ziyaülhak, Bahawalpur’da gerçekleştirilen bir askerî tank gösterisini izledikten sonra İslamabad’a dönmek üzere Pakistan Hava Kuvvetlerine ait C-130 Hercules uçağına bindi.

Uçakta Ziyaülhak’ın yanı sıra Pakistan Genelkurmay Başkanlığı Müşterek Komitesi Başkanı General Akhtar Abdur Rahman, ABD’nin Pakistan Büyükelçisi Arnold Raphel, ABD askerî yardım misyonunun üst düzey yöneticisi Tuğgeneral Herbert M. Wassom ve Pakistanlı üst düzey askerler bulunuyordu.

Uçak kalkıştan kısa süre sonra kontrolünü kaybederek Bahawalpur yakınlarında yere çakıldı. Ziyaülhak ve uçaktaki diğer kişiler hayatını kaybetti.

Kazanın nedeni hiçbir zaman kamuoyunun üzerinde uzlaştığı kesin bir sonuca bağlanmadı. Pakistan tarafından oluşturulan soruşturma heyeti teknik arıza, füze saldırısı ve başka ihtimalleri değerlendirdi. Dawn gazetesinin soruşturma dosyasına ilişkin aktarımına göre heyet, teknik incelemeler sonrasında sabotaj ihtimalini en güçlü açıklamalardan biri olarak değerlendirdi; ancak sabotajı kimin ve nasıl gerçekleştirdiğine ilişkin kesin bir fail ortaya konulamadı.

Bu nedenle olayın arkasında Sovyetler Birliği’nden Pakistan içindeki gruplara veya yabancı istihbarat servislerine kadar uzanan çok sayıda teori ortaya atıldı. Bunların hiçbiri kesinleşmiş bir adli gerçek olarak kabul edilmiş değil.

Ziyaülhak’ın ölümünün ardından Senato Başkanı Gulam İshak Han devlet başkanlığı görevini üstlendi. Aynı yıl yapılan seçimleri takiben Zülfikar Ali Butto’nun kızı Benazir Butto, 2 Aralık 1988’de Pakistan Başbakanı oldu.

Muhammed Ziyaülhak’ın mirası Pakistan’da bugün de keskin biçimde tartışılıyor. Bir kesim onu Sovyet yayılmasına karşı Pakistan’ın güvenliğini koruyan, İslami kurumları güçlendiren ve ülkenin stratejik önemini artıran bir lider olarak değerlendirirken; eleştirmenleri seçilmiş bir hükümeti darbeyle devirmesi, siyasal özgürlükleri kısıtlaması, Butto’nun idamı ve bazı İslamlaştırma uygulamalarının toplumsal sonuçlarına dikkat çekiyor.

Tartışmasız olan nokta ise Ziyaülhak’ın 1977-1988 arasındaki 11 yıllık yönetiminin Pakistan devletinin yapısında kalıcı izler bırakmış olması. Ordunun siyasetteki rolünden cumhurbaşkanlığı yetkilerine, İslami hukuk kurumlarından Afganistan politikasına kadar pek çok alandaki kararları, ölümünden onlarca yıl sonra bile Pakistan’ın siyasi tarihini anlamak için temel başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User