Muhsin Yazıcıoğlu kimdir? Mamak'tan BBP liderliğine uzanan hayat
Muhsin Yazıcıoğlu'nun Şarkışla'daki çocukluğundan Mamak Cezaevi'ne, BBP'nin kuruluşundan 25 Mart 2009'daki helikopter kazasına uzanan hayatı.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
ANKARA, TÜRKİYE — Sivas'ın Şarkışla ilçesindeki bir köyden Türk siyasetinin öne çıkan isimleri arasına yükselen Muhsin Yazıcıoğlu, cezaevi yılları, BBP'nin kuruluşu, darbe karşıtı söylemleri ve tartışmaları süren ölümüyle yakın siyasi tarihte iz bıraktı.
31 Aralık 1954'te doğan Yazıcıoğlu'nun yaşamı, Türkiye'nin 1970'lerdeki sert siyasi çatışmalarından 12 Eylül 1980 darbesine, 1990'lardaki parti sisteminden 28 Şubat sürecine ve 2000'lerin siyasi dönüşümüne uzandı. Üç dönem Sivas milletvekilliği yapan Yazıcıoğlu, 29 Ocak 1993'te Büyük Birlik Partisini kurdu ve 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta helikopterin düşmesi sonucu beraberindeki beş kişiyle birlikte yaşamını yitirdi. Ölümüne ilişkin adli süreç ise aradan 17 yıl geçtikten sonra, 2026'da yeni soruşturma ve tutuklamalarla tekrar Türkiye gündeminin merkezine taşındı.
Şarkışla'nın Elmalı köyünden Ankara'ya
Muhsin Yazıcıoğlu, 31 Aralık 1954'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. TBMM'nin resmî kaydına göre babasının adı Halit, annesinin adı Fidan'dı. İlk, orta ve lise öğrenimini Şarkışla'da tamamladıktan sonra 1972'de yükseköğrenim için Ankara'ya gitti ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun oldu.
Siyaset ve teşkilat çalışmalarıyla tanışması üniversiteden önceye uzanıyordu. Henüz 14 yaşındayken Şarkışla'daki Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra Ülkü Ocakları Genel Merkezinde görev aldı; sırasıyla genel başkan yardımcılığı ve genel başkanlık görevlerini yürüttü. 1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneğinin kurucu genel başkanı oldu, 1980'e kadar MHP Genel Başkan Müşavirliği yaptı.
Türkiye'nin sağ-sol çatışmalarıyla sarsıldığı bu yıllarda gençlik hareketlerinin merkezindeki isimlerden biri olması, Yazıcıoğlu'nun sonraki siyasi hayatını da belirledi. Bununla birlikte ilerleyen yıllarda gençlerin eğitimine ilişkin söylemlerini öne çıkardı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre 24 yaşındayken Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gönderdiği bir mektupta “Eller silah değil, kalem tutmalı” ifadesini kullandı.

12 Eylül'den sonra 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kaldı
12 Eylül 1980 askerî darbesi, Yazıcıoğlu'nun yaşamındaki en büyük kırılmalardan biri oldu. “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” kapsamında tutuklanarak Mamak Cezaevi'ne konuldu.
TBMM'nin biyografik kayıtlarına göre Yazıcıoğlu, 5,5 yılı hücrede olmak üzere toplam 7,5 yıl cezaevinde kaldı. Uzun tutukluluk ve yargılama sürecinin sonunda kendisine herhangi bir ceza verilmedi.
Cezaevinden çıktıktan sonra 1980 öncesi ve sonrasındaki olaylardan etkilenen ülkücüler ile ailelerine destek amacıyla faaliyet gösteren Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfının başkanlığını yürüttü. Yazıcıoğlu'nun Mamak yılları, sonraki siyasi söyleminin önemli referanslarından biri oldu; askerî müdahalelere ve siyasi vesayete mesafeli duruşunda bu dönemde yaşadıklarının etkisi sık sık gündeme geldi.
Siyasete resmî dönüşü 1987'de gerçekleşti. Alparslan Türkeş'in daveti üzerine arkadaşlarıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisine katıldı ve partide Genel Sekreter Yardımcılığı görevini üstlendi. Türkiye'nin 1980 darbesi sonrasında yeniden şekillenen siyasi ortamında Yazıcıoğlu bu kez parlamenter siyasetin aktörlerinden biri olmaya hazırlanıyordu.

1991'de milletvekili seçildi, iki yıl sonra BBP'yi kurdu
1991 genel seçimlerinde Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisinin oluşturduğu seçim ittifakı içinde Sivas'tan aday olan Yazıcıoğlu, 19. Dönem milletvekili olarak TBMM'ye girdi.
Ancak MÇP içindeki siyasi birliktelik uzun sürmedi. Yazıcıoğlu ve beraberindeki bir grup isim Temmuz 1992'de partiden ayrıldı. Bu ayrılığın ardından 29 Ocak 1993'te Büyük Birlik Partisi kuruldu ve Muhsin Yazıcıoğlu partinin kurucu genel başkanı seçildi.
Yeni parti; milliyetçilik, muhafazakâr toplumsal değerler, din ve demokratik siyaset vurgularını bir araya getiren ayrı bir siyasi hat oluşturmaya çalıştı. Yazıcıoğlu'nun BBP'yi kurması, onun MHP ve ülkücü hareket içindeki önceki konumundan bağımsız bir siyasi liderliğe geçişini de simgeliyordu.
24 Aralık 1995 genel seçimlerinde BBP, ANAP ile seçim iş birliğine gitti ve Yazıcıoğlu yeniden Sivas milletvekili seçildi. TBMM kayıtlarına göre 28 Şubat 1996'da ANAP'tan ayrılarak yeniden BBP'ye geçti. 2007 genel seçimlerinde ise seçim barajını aşma zorunluluğunun küçük partiler üzerindeki etkisini eleştirerek Sivas'tan bağımsız aday oldu ve milletvekili seçildi; kısa süre sonra yeniden BBP'ye katıldı.
Böylece Yazıcıoğlu, farklı seçim sistemleri ve ittifak koşulları altında 19, 20 ve 23. dönemlerde Sivas milletvekilliği yaptı. TBMM'nin resmî biyografisinde Büyük Birlik Partisinin kurucu üyesi ve kurucu genel başkanı olarak kayıtlı bulunuyor.
28 Şubat döneminde darbe ve vesayet karşıtı söylemi öne çıktı
Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasi hafızadaki en belirgin yönlerinden biri askerî müdahalelere karşı kullandığı sert ifadeler oldu.
Özellikle 28 Şubat sürecinde söylediği aktarılan:
“Namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam.”
sözü daha sonraki yıllarda onun siyasi kimliğiyle özdeşleşti. Anadolu Ajansı ve TBMM tutanaklarında bu ifade Yazıcıoğlu'nun 28 Şubat dönemindeki tutumunun sembollerinden biri olarak aktarılıyor.
Yazıcıoğlu'nun siyasi çizgisinde devlet ile demokratik irade arasında yaptığı ayrım sıkça öne çıkıyordu. Devlete bağlılık vurgusunu sürdürürken darbeler ve siyaset dışı müdahaleler konusunda eleştirel bir tutum benimsedi. 12 Eylül döneminde uzun süre cezaevinde kalmış olması da bu söylemin kişisel arka planını oluşturuyordu.
Bununla birlikte Yazıcıoğlu'nun siyasi mirası yalnız darbe karşıtlığı üzerinden değerlendirilmedi. Milliyetçilik anlayışı, Kürt meselesi, din-devlet ilişkileri, başörtüsü, terörle mücadele ve sosyal politikalar gibi konulardaki görüşleri dönem dönem siyasi tartışmalara konu oldu. BBP'nin parlamentodaki sınırlı sayısal gücüne rağmen Yazıcıoğlu, kişisel siyasi görünürlüğünü partisinin oy oranının ötesinde tutabilen liderlerden biri haline geldi.

Aile hayatı, şiirleri ve siyasetin dışındaki Muhsin Yazıcıoğlu
Muhsin Yazıcıoğlu, Gülefer Yazıcıoğlu ile evliydi. Çiftin Firuze ve Fatih Furkan adında iki çocuğu vardı. Anadolu Ajansı arşivlerinde Yazıcıoğlu'nun eşi ve çocuklarıyla birlikte çekilmiş çok sayıda aile fotoğrafı bulunuyor.
Siyasetçi kimliğinin yanında şiire ilgisi de biliniyordu. Özellikle cezaevi yıllarında şiirler yazdı. “Gül” ve “Üşüyorum”, ölümünden sonra en çok hatırlanan eserleri arasına girdi. “Üşüyorum” şiiri, 2009'daki helikopter kazasının ardından karla kaplı dağlık bölgede cenazesine ulaşılması nedeniyle sevenleri arasında daha da sembolik bir anlam kazandı.
Yazıcıoğlu'nun konuşmalarında kullandığı kısa ve doğrudan ifadeler, siyasi kimliğinin önemli parçalarından biri oldu. Anadolu Ajansı'nın derlediği sözleri arasında “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya gerek yok” ifadesi de yer aldı. Bu söz, sonraki yıllarda onun siyasette ilke ve kişisel tutarlılık vurgusuyla birlikte anıldı.
25 Mart 2009'da helikopter Keş Dağı'na düştü
2009 yerel seçimleri sırasında Yazıcıoğlu yoğun bir miting programı yürütüyordu. 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesindeki mitingin ardından Yozgat'ın Yerköy ilçesine gitmek üzere kiralık helikoptere bindi.
Helikopterde Yazıcıoğlu'nun yanı sıra BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, belediye meclis üyesi adayı Murat Çetinkaya, İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş ve pilot Mustafa Kaya İstektepe bulunuyordu. Helikopter, Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesindeki dağlık bölgede düştü.
Kazanın ardından geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti başlatıldı. Enkaz ile helikopterdekilerin cenazeleri yaklaşık iki gün sonra Keş Dağı, Kurudere Kanlıçukur mevkisinde bulundu. İlk saatlerden itibaren arama çalışmalarındaki koordinasyon, yanlış konum bilgileri, haberleşme süreçleri ve kazadan sonra enkazdaki bazı teknik cihazlara ilişkin iddialar uzun yıllar kamuoyunda tartışıldı ve çok sayıda soruşturma ile davaya konu oldu.
Muhsin Yazıcıoğlu için 31 Mart 2009'da TBMM'de tören düzenlendi. Meclis bahçesindeki törene binlerce kişi ile farklı siyasi partilerden çok sayıda isim katıldı. Ardından Kocatepe Camisi'nde cenaze namazı kılındı ve Yazıcıoğlu'nun naaşı Taceddin Dergâhı'na defnedildi.
Ölüm soruşturması 2026'da yeniden kritik bir aşamaya geldi
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin ölümüyle ilgili adli süreç, 2009'dan sonra farklı soruşturmalar ve davalar halinde devam etti. Dosya 2011'de Malatya'daki özel yetkili savcılığa gönderildi; bu savcılıkların kaldırılmasının ardından 2014'te yeniden Kahramanmaraş'a döndü. Haziran 2026'da ise Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek ana soruşturma dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Temmuz 2026'da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın Fetullahçı Terör Örgütü'nün faaliyetleri kapsamında gerçekleştiğine ilişkin şüpheler doğrultusunda 29 kişi hakkında işlem başlattı. On ilde yürütülen operasyonda 27 kişi gözaltına alındı; bunlardan 19'u tutuklandı, sekizi hakkında adli kontrol kararı verildi. Savcılık soruşturmanın çok yönlü biçimde sürdüğünü bildirdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek daha sonra soruşturma dosyasında FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına, örgütsel bağlantılara, ByLock kayıtlarına ve Adil Öksüz bağlantısına ilişkin hususların değerlendirildiğini açıkladı. 10 Ağustos 2026'da Yazıcıoğlu ailesiyle yaptığı görüşmede dosyada o tarih itibarıyla 21 tutuklu kişinin bulunduğunu ve soruşturmanın devam edeceğini söyledi.
Bu noktada hukuki ayrım önemli: Savcılık ve Adalet Bakanlığının 2026'da açıkladığı bulgular devam eden ceza soruşturmasının iddia ve değerlendirmeleridir. Olayın bir örgüt tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin kesinleşmiş nihai mahkeme hükmü henüz bulunmadığından, soruşturmadaki şüphe ve iddiaların kesinleşmiş olgu olarak aktarılmaması gerekiyor.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünün üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen dosyanın yeniden geniş kapsamlı bir ceza soruşturmasına dönüşmesi, onun ölümüne ilişkin tartışmaların henüz kapanmadığını gösteriyor.
Şarkışla'nın Elmalı köyünde başlayan yaşam; Ülkü Ocakları, Mamak Cezaevi, TBMM ve Büyük Birlik Partisi üzerinden Türkiye'nin yakın siyasi tarihine uzandı. Yazıcıoğlu'nun adı bugün siyasi görüşlerinden bağımsız olarak darbe karşıtı söylemleri, uzun cezaevi yılları, BBP'nin kuruluşu, şiirleri ve hâlâ aydınlatılmaya çalışılan ölümüyle hatırlanıyor.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)