Beril Gebeş kimdir? Gökyüzü tutkusu, kaptanlık ve İran’daki son uçuş
Jeoloji mühendisliğinden kaptan pilotluğa uzanan Beril Gebeş’in THY ve Challenger 604 kariyeri, 2018 İran faciası ve bulunamayan naaşının hikâyesi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Jeoloji mühendisi olarak mezun olduktan sonra çocukluğundan beri yakından tanıdığı havacılığı meslek seçen Beril Gebeş, kadın pilotların henüz sayılı olduğu yıllarda başlayan kariyerini kaptanlığa taşıdı; 11 Mart 2018’de İran’daki özel jet kazasında hayatını kaybetti.
İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği mezunu Gebeş, uçuş okulundan sonra Türk Hava Yolları’nda Airbus A320 filosunda görev yaptı; daha sonra özel havacılığa geçti ve Bombardier Challenger 604 tipi iş jetinde kaptan oldu. İran’daki nihai kaza raporundaki verilere dayanan havacılık kaynaklarına göre toplam uçuş deneyimi yaklaşık 4.888 saat, Challenger serisindeki tecrübesi ise yaklaşık 1.600 saatti. Kazanın ardından uçakta bulunan diğer 10 kişinin naaşına ulaşılırken Beril Gebeş’in naaşı bulunamadı; ulaşabildiğimiz en güncel açık kayıt olan Haziran 2024 tarihli havacılık haberinde de aramaların sonuç vermediği belirtiliyordu.
Jeoloji okudu ama kalbi gökyüzündeydi
Beril Gebeş’in hayatında havacılık tesadüfen karşısına çıkan bir meslek değildi.
Babası Mehmet Vasıf Gebeş, Türk Hava Yolları’nda uzun yıllar kaptan pilot olarak görev yapmış, daha sonra emekli olmuş deneyimli bir havacıydı. Böylece Beril çocukluğundan itibaren pilotluk mesleğini ve uçuş dünyasını yakından tanıyarak büyüdü.
Buna rağmen ilk üniversite tercihi havacılık olmadı.
Hürriyet ve Habertürk’ün yakın çevresine dayandırdığı biyografik kayıtlara göre İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Çocukluğunda doğal taşlara, böceklere ve yeryüzünün yapısına ilgi duyuyor; özellikle ametist gibi taşları tanımaktan hoşlanıyordu.
Üniversiteden sonra önünde iki seçenek vardı.
Babası ona yurt dışında yüksek lisans yapmak mı, yoksa uçuş okuluna gitmek mi istediğini sordu.
Beril’in tercihi hiç tereddütsüz gökyüzü oldu.
Yıllar önce bir havacılık platformunda anlattığı sözler, mesleğine duyduğu tutkuyu özetliyordu:
“Bıraksalar 24 saat uçarım.”
O dönem uçuş kursundaki kadın öğrenci sayısının yalnızca üç olduğunu, çevresinden “kadından pilot olmaz” şeklinde sözler duyduğunu ancak eğitmenlerinin yeteneğine güvendiğini anlatmıştı.

Ayjet’te eğitim aldı, THY’de Airbus A320 uçurdu
Beril Gebeş profesyonel pilot olmak için Ayjet Uçuş Okulu’nda eğitim aldı ve pilot lisansını elde etti.
Dönemin havacılık haberlerine göre eğitim sürecinde çalışkanlığı ve uçuş kabiliyetiyle dikkati çekti. Eğitmenlerinden Fehmi Karaeminoğulları, Beril’in öğrenirken sistemleri yalnız dinlemekle yetinmediğini, göstergeleri ve uçuş ekipmanını fiziksel olarak incelemeyi sevdiğini anlatıyordu.
Ardından Türkiye’de birçok genç pilotun hedeflediği Türk Hava Yolları’na girdi.
THY’nin Airbus A320 filosunda ikinci pilot olarak görev yaptı. Böylece uçuş okulundaki küçük eğitim uçaklarından kısa sürede büyük yolcu uçaklarının kokpitine geçti.
Beril’in THY kariyerinin neden sona erdiğine ilişkin ilk haberlerde yalnızca “istifa etti” ifadesi kullanıldı.
Ancak Habertürk’ün arkadaşları ve uçuş eğitmenleriyle yaptığı ayrıntılı araştırmada, babası Vasıf Gebeş’in ciddi bir sağlık problemi yaşadığı, Beril’in onun tedavisiyle ilgilenmek için izin istediği; yoğun uçuş programı nedeniyle istediği izni alamayınca babasının yanında olmayı seçerek THY’den ayrıldığı anlatıldı.
Bu ayrıntı, onun hayatındaki iki güçlü bağın kesiştiği noktaydı:
Havacılığı kendisine sevdiren babası ve tutkuyla yaptığı pilotluk mesleği.

Uçuşa ara verdi, sonra özel havacılıkla kokpite döndü
THY’den ayrıldıktan sonra Gebeş bir süre farklı işler yaptı ve eski eğitimi olan jeolojiyle bağlantısını tamamen koparmadı.
Habertürk’e konuşan arkadaşları, doğal taşlarla ilgilenmeye devam ettiğini ve zaman zaman taşlardan arkadaşlarına tespihler yaptığını anlattı. Kitap okumayı seven, özellikle tarih, tasavvuf ve Mimar Sinan üzerine yoğunlaşan bir kişiliği olduğu da yakın çevresinin aktardığı ayrıntılar arasında.
Motosiklete de ilgi duyuyordu.
Arkadaşları Beril’i, fırsat bulduğunda tek başına motosikletiyle seyahate çıkan, özgürlüğüne düşkün ancak ailesiyle güçlü bağlarını koruyan biri olarak anlatıyordu.
Bir süre sonra uçmanın hayatındaki yerini yeniden fark etti.
Kokpite geri dönmek istedi.
Özel havacılık sektöründe iş aradıktan sonra Başaran Grubu’nun havacılık şirketinde göreve başladı. MC Havacılık yönetiminin kazanın ardından yaptığı açıklamalara göre Beril, Başaran Grubu’ndan önce de özel havacılık sektöründe çalışmış ve Challenger tipi uçaklarda önemli deneyim edinmişti.
Başlangıçta Challenger 604’te ikinci pilot olarak uçtu.
Kısa süre içerisinde tip deneyimini artırdı ve kaptanlığa yükseldi.

Yaklaşık 4.900 saat uçmuş deneyimli bir kaptandı
Kazanın ardından sosyal medyada ve bazı haberlerde pilotların deneyimsiz olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.
Ancak daha sonra açıklanan uçuş kayıtları bu değerlendirmeyi desteklemedi.
Kaza raporunu inceleyen havacılık kaynaklarına göre Beril Gebeş’in toplam uçuş deneyimi yaklaşık 4.888 saat, Challenger 600 serisi uçaklardaki uçuş süresi ise yaklaşık 1.600 saat düzeyindeydi.
MC Havacılık Genel Müdürü Basri Demiroğlu da kazanın hemen ardından yaptığı açıklamada Gebeş’in yaklaşık 4.500 saat toplam, 1.600-1.700 saat Challenger tecrübesi bulunduğunu söyledi.
Habertürk’e konuşan pilot arkadaşları ise onu prosedürlere sıkı biçimde bağlı bir kaptan olarak tanımlıyordu.
Bir meslektaşı, Beril’in kontrolleri birkaç kez tekrarladığını, uçağa çok özen gösterdiğini ve uçuş sırasında kurallar konusunda taviz vermediğini aktardı.
Kazadan yaklaşık üç hafta önce eski uçuş eğitmenlerinden birine kullandığı Challenger 604’ü gezdirmişti.
Uçağın bakımlarının düzenli yapılmasından memnun olduğunu ve özel jetin yalnızca aile uçuşlarında kullanıldığını anlattığı kayıtlara geçti.
11 Mart 2018: Kokpitte Beril Gebeş ve Melike Kuvvet vardı
Son uçuş 11 Mart 2018’de gerçekleşti.
TC-TRB tescilli Bombardier Challenger 604, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Uluslararası Havalimanı’ndan İstanbul Atatürk Havalimanı’na doğru havalandı.
Kaptan koltuğunda Beril Gebeş, ikinci pilot koltuğunda Melike Kuvvet bulunuyordu.
Kabin görevlisi Eda Uslu ile birlikte uçuş ekibinin tamamı kadındı.
Yolcular ise Mina Başaran ve Dubai seyahatine birlikte gittiği yedi arkadaşıydı.
Toplam 11 kişi vardı.
İran’ın 10 Mart 2020 tarihli nihai kaza raporuna göre uçak yaklaşık 36 bin feet seviyesinde ilerlerken ekip 38 bin feet’e yükselmek için izin aldı. Tırmanış sırasında kaptan ve yardımcı pilot tarafındaki hava hızı göstergeleri farklı değerler göstermeye başladı.
Kokpit ses kayıtlarında Beril Gebeş’in iki göstergedeki farklılığı fark ettiği ve yardımcı pilotundan kontrol listesini açmasını istediği görülüyor.
Ardından sorun büyüdü.
Motor gücü azaltıldı ancak gerçekte uçak hız kaybediyordu. Stall uyarıları devreye girdi ve uçağın burnunu aşağı yönlendirerek hız kazanmasını sağlamaya çalışan stick-pusher sistemi çalıştı.
Nihai rapor, olay sırasında uygun “unreliable airspeed” prosedürünün tam olarak uygulanamadığını ve kokpitte ekip koordinasyonunun bozulduğunu değerlendirdi.
Challenger kısa sürede çok büyük irtifa kaybetti ve Zagros Dağları çevresindeki araziye çarptı.
Uçaktaki 11 kişinin tamamı yaşamını yitirdi.
Son anlarda yolcuları sakinleştirmeye çalıştı
Kara kutuların çözülmesinden sonra uçuşun son dakikalarına ilişkin önemli bir insani ayrıntı da ortaya çıktı.
Uçakta sorun başladığında yolcuların endişelendiği anlaşılıyordu.
Kokpit kayıtlarında Beril Gebeş’in kabindeki yolcuları sakinleştirmek amacıyla “Korkmanıza gerek yok, problem yok” dediği aktarıldı.
O sırada kokpitte hız göstergelerindeki uyuşmazlığın nedeni anlaşılmaya çalışılıyor ve ekip uçağın kontrolünü korumaya çabalıyordu.
Bu kayıtlar kazadan aylar sonra yayımlandığında tartışmalar yeniden alevlendi.
Ancak kazanın nedenini tek bir cümleyle “pilot hatası” diye açıklamak, raporun bütün teknik içeriğini sadeleştirmek olur.
Nihai rapor; hatalı hava hızı göstergesi, yanlış hız algısı, uygun prosedürün tamamlanamaması, uçuş ekibi koordinasyonu ve stall durumuna verilen tepkilerin oluşturduğu bir olaylar zincirine işaret etti.
10 cenaze Türkiye’ye döndü; Beril Gebeş’in naaşı bulunamadı
Kazanın ardından İranlı arama-kurtarma ekipleri sarp dağlık bölgeye ulaştı.
Enkazdan insan kalıntıları toplandı ve ailelerden alınan DNA örnekleriyle kimlik tespiti yapıldı.
Sonuçta elde edilen naaşların 10 kişiye ait olduğu anlaşıldı.
Beril Gebeş’in kalıntıları tespit edilemedi.
Diğer cenazeleri Türkiye’ye taşıyan askerî uçak İstanbul’a gelirken yaşanan bir olay ise kazanın en hüzünlü anlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Beril’in babası, emekli kaptan pilot Mehmet Vasıf Gebeş, Ankara Esenboğa Hava Trafik Kontrol Merkezi’ni aradı.
Askerî uçağın pilotuna kızının da uçakta olup olmadığını sordurmak istedi.
Kule görevlisi, babanın talebini kokpite iletti:
“Gebeş kaptanın babası özellikle rica etti, kızının olup olmadığını merak ediyor.”
Ancak askeri uçuş ekibi konu hakkında bilgi veremeyeceğini bildirdi.
Aylar geçmesine rağmen sonuç değişmedi.
Mehmet Vasıf Gebeş, beş ay sonra yaptığı açıklamada yalnız kızının naaşının bulunmasını ve ziyaret edebilecekleri bir mezarı olmasını istediklerini anlattı.
Aramalar İran’da farklı dönemlerde yeniden başlatıldı ancak sonuç alınamadı.
Kamuya açık olarak bulabildiğimiz en güncel kayıt, 26 Haziran 2024 tarihli Airkule haberi. Haberde kazanın üzerinden altı yıldan fazla süre geçmesine rağmen Beril Gebeş’in naaşına hâlâ ulaşılamadığı bildiriliyor. 2025 veya 2026’da naaşın bulunduğunu doğrulayan güvenilir yeni bir kamu kaydına rastlanmıyor.
Beril Gebeş’in hayatını diğer kazazedelerden ayıran en ağır ayrıntılardan biri de bu oldu:
Ailesi kızlarını kaybetti, fakat yıllarca başında dua edebilecekleri bir mezara dahi sahip olamadı.
Oysa Beril’in kendi yaşamının merkezi hep gökyüzüydü.
Jeoloji mühendisliğini bitirdi fakat başka bir mesleğin peşinden gitti.
Kadın pilotlara kuşkuyla bakıldığı bir dönemde uçuş okuluna başladı.
Airbus A320 kokpitine ulaştı.
Bir dönem uçmaya ara vermek zorunda kaldı ama yeniden gökyüzüne döndü.
Özel jetlerde binlerce saat uçtu ve kaptan pilot oldu.
Hayatının henüz 30’lu yaşlarında son bulduğu gün, yine sevdiği işi yapıyordu.
Onun yıllar önce söylediği birkaç kelime bugün bütün yaşam öyküsünü anlatmaya yetiyor:
“Bıraksalar 24 saat uçarım.”
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)