Ertuğrul Akbay kimdir? Sözcü sahibinin babası 'Gölge Adam'ın hayatı
Türk basınının “Gölge Adam”ı Ertuğrul Akbay’ın Hürriyet’ten dünya röportajlarına, Gırgır-Fırt döneminden Sözcü’nün kuruluşuna uzanan hikâyesi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Türk basınının “Gölge Adam” adıyla tanıdığı Ertuğrul Akbay, yarım yüzyılı aşan gazetecilik hayatında dünya liderlerinden sıra dışı coğrafyalara uzanan röportajlara imza attı; daha sonra oğlu Burak Akbay’ın kurduğu Sözcü gazetesinin doğuşunda da rol oynadı.
Kamuoyunda bugün daha çok Sözcü’nün kurucusu Burak Akbay’ın babası olarak hatırlansa da Ertuğrul Akbay’ın gazetecilik serüveni 1960’lı yıllara uzanıyor. Hürriyet’in spor servisinden Günaydın’ın yurt dışı muhabirliğine, “Gölge Adam” gazetesinden Gırgır ve Fırt dergilerine kadar farklı yayınlarda çalışan Akbay, özellikle ulaşılması güç kişilere yaptığı röportajlarla döneminin dikkat çeken muhabirlerinden biri oldu.
Galatasaray Lisesi'nden Babıâli'ye uzanan yol
Tam adı Halit Ertuğrul Akbay olan gazetecinin doğum yılı kaynaklarda küçük bir farklılıkla yer alıyor. Sözcü ve Cumhuriyet'in biyografik kayıtları 1939'u verirken, Anadolu Ajansı kaynaklı TRT ve Milliyet haberlerinde 1938 tarihi kullanılıyor. Ortaklaşan bilgiler ise Akbay'ın Galatasaray Lisesi'nden mezun olduğu ve gazeteciliğe 1965 yılında Hürriyet gazetesinin spor servisinde başladığı yönünde.
Akbay daha sonra Günaydın gazetesinde yurt dışı muhabiri olarak çalıştı. Gazeteciliğin masa başından çok sahadaki tarafına ilgi duydu. Meslek arkadaşlarının yıllar sonra anlattığına göre haber için uzun yolculuklara çıkıyor, dünyadaki gelişmeleri yerinde izlemeye ve Türkiye'de daha önce görülmemiş röportajlar üretmeye çalışıyordu.
Meslektaşı Rahmi Turan, Akbay'ın yedi kıtayı ve 177 ülkeyi ziyaret ettiğini aktarırken, bu rakam bağımsız resmî bir seyahat kaydıyla doğrulanmış değil; ancak Akbay'ın Afrika'dan Asya'ya ve Batı dünyasına uzanan geniş bir röportaj coğrafyasına sahip olduğu dönem yayınları ve meslektaşlarının anlatımlarıyla örtüşüyor.
“Gölge Adam” adı nasıl ortaya çıktı?
Ertuğrul Akbay'ın mesleki kimliğiyle en çok özdeşleşen ifade “Gölge Adam” oldu.
1980'li yıllarda bu isimle yaptığı araştırma haberleri, özellikle iş dünyasındaki yolsuzluk iddialarını gündeme taşıyan dosyalarla tanındı. Cumhuriyet ve daha sonraki biyografi kayıtları, Akbay'ın “Gölge Adam” adıyla yayımladığı haberlerin meslek hayatında ayrı bir dönem oluşturduğunu belirtiyor. 1985'te ise bu adı taşıyan kendi gazetesini çıkarmaya başladı.
“Gölge Adam” yalnız bir takma ad olmaktan çıktı; Akbay'ın habercilik anlayışının markasına dönüştü. Dönemin gazetecilik kültüründe telefon, arşiv ve yüz yüze temasın belirleyici olduğu yıllarda Akbay, kapalı kapıların arkasındaki kişilere ulaşabilmesiyle biliniyordu.
Meslektaşlarının aktardığı örneklerden birinde, önemli bir bankacı hakkında hazırladığı yolsuzluk dosyasının, söz konusu iş insanının gazetenin sahibinin evinde misafir olduğu sırada dahi yayımlandığı anlatılıyor. Bu anı yıllar sonra gazeteciler tarafından Akbay'ın haber konusunda patronaj ilişkilerinden etkilenmemesinin örneklerinden biri olarak aktarıldı.

Dünya liderlerinden Pigmeler'e sıra dışı röportajlar
Akbay'ın adını duyurduğu asıl alanlardan biri röportaj gazeteciliğiydi.
Biyografik kaynaklarda Hollywood yıldızları, dünya liderleri, güzellik kraliçeleri ve farklı kültürlerden topluluklarla yaptığı söyleşiler özellikle öne çıkıyor. Kongo'daki Pigmeler üzerine hazırladığı yazı dizisi ve Hindistan'daki fakirlerle bir süre yaşayarak yaptığı gözlemler, daha sonraki yıllarda mesleki çalışmalarını anlatan yayınlarda hatırlatıldı.
Türkiye siyasetinde de çok farklı dönemlerin liderleriyle görüştü. Celal Bayar, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal, Akbay'ın röportaj yaptığı siyasi isimler arasındaydı.
Turgut Özal'la ilk röportajına ulaşma hikâyesi, Akbay'ın 2013'te yayımlanan kitabında da yer aldı. Akbay'ın kendi anlatımına göre, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Özal röportaj taleplerine uzun süre olumlu yanıt vermeyince, 1977'de hac sırasında tanıştığı Özal'ın annesi Hafize Özal'dan yardım istedi. Bu temasın ardından Ankara'da görüşme gerçekleşti ve ikili arasındaki röportajlar sonraki yıllarda devam etti.
Bu yönüyle Akbay, bugünkü anlamıyla yalnızca köşe yazarı veya yayın yöneticisi değildi. Kariyerinin merkezinde muhabirlik, seyahat, röportaj ve fotoğraf bulunuyordu.
Gırgır ve Fırt'ın satın alınması tartışmalı bir döneme dönüştü
Akbay'ın yayıncılık serüvenindeki en dikkat çekici ve tartışmalı adımlardan biri 1989'da yaşandı.
Kasım 1989'da Haldun Simavi grubuna ait dönemin çok satan mizah yayınları Gırgır ve Fırt, Ertuğrul Akbay'a satıldı. Satış, Türk mizah basınında büyük kırılmalardan birine dönüştü. Cumhuriyet'in dönemin sıcak haberlerine göre Oğuz Aral ve Tekin Aral'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda çizer, yeni yönetimle çalışmama kararı aldı. Taraflar arasında karikatürlerin orijinalleri, telif hakları ve yayınların geleceği konusunda anlaşmazlık çıktı.
Satış sonrasındaki günlerde konu mahkemeye kadar taşındı. Cumhuriyet'in 16 Kasım 1989 tarihli arşivinde bilirkişi incelemeleri ve çalışanlarla yeni sahiplik arasındaki uyuşmazlık ayrıntılı biçimde yer aldı. Çağdaş Gazeteciler Derneği de satışın çalışanlardan habersiz gerçekleşme biçimini eleştiren bir açıklama yaptı.
Akbay ise eleştirilere karşı, Gırgır ve Fırt'ın eski çizgisinden sapmayacağını ve yayınların daha fazla “halktan yana” olacağını söyledi. Çalışanları gelecekte şirketlere ortak etme düşüncesinden de söz etti. Buna karşın Oğuz Aral ve beraberindeki önemli bir çizer grubu ayrılarak Avni dergisini kurdu.
Bu bölüm, Akbay'ın biyografisinin yalnızca başarı hikâyelerinden oluşmadığını; yayın sahipliğine geçtiği dönemde Türk basın tarihinin en tartışmalı el değiştirme süreçlerinden birinin de merkezinde bulunduğunu gösteriyor.
Baba Ertuğrul Akbay, oğul Burak Akbay ve Sözcü'nün doğuşu
Ertuğrul Akbay'ın gazetecilik mirası, yıllar sonra oğlu Burak Akbay üzerinden başka bir büyük medya markasına taşındı.
Burak Akbay 1971'de İstanbul'da doğdu. İsviçre'de eğitim gördükten sonra Türkiye'ye döndü; matbaa sektörüne girdi ve 2007 yılında Sözcü gazetesini kurdu. Media Ownership Monitor kayıtları da Sözcü'nün kurucusunu Burak Akbay olarak gösteriyor. Gazete 27 Haziran 2007'de yayın hayatına başladı.
Ancak gazetenin kuruluş sürecinin arkasında Ertuğrul Akbay'ın da doğrudan yer aldığına ilişkin önemli bir tanıklık bulunuyor.
Gazeteci Rahmi Turan, Sözcü davasında tanık olarak verdiği ve İhlas Haber Ajansı tarafından aktarılan ifadesinde, Doğan Grubu'nun Gözcü gazetesini kapatmasının ardından eski arkadaşı Ertuğrul Akbay'ı aradığını anlattı. Turan'a göre Akbay ailesinin matbaa altyapısı hazırdı; Gözcü'nün kadrosunun da işsiz kalmasını istemiyordu. Bunun üzerine Rahmi Turan, Ertuğrul Akbay ve Burak Akbay birlikte görüştü ve yeni gazete projesi şekillendi.
Turan'ın mahkemedeki anlatımına göre, Gözcü isminde bir harfin değiştirilmesi fikri üzerinden Sözcü adı ortaya çıktı ve eski kadronun önemli bölümü yeni gazeteye geçti. Ertuğrul Akbay böylece gazetenin hukuki sahibi olmasa da kuruluş aşamasındaki ilk görüşmelerin içinde bulunan isimlerden biri oldu.
Sözcü yöneticileri de sonraki yıllardaki anma törenlerinde bu bağı vurguladı. Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz, Burak Akbay'ı babası Ertuğrul Akbay aracılığıyla tanıdığını ve bu tanışıklığın Sözcü'nün temelinin atılmasına uzandığını anlattı.
Gazeteciliğin yanında sağlıklı yaşam tutkusu
Ertuğrul Akbay'ın yaşamının son dönemlerinde kamuoyundaki ikinci kimliği sağlıklı yaşam ve spor oldu.
Tenis oynayan, yüzme ve düzenli sporla ilgilenen Akbay, 2013'te “Yaş 75 Yolun Yarısı” adlı kitabını yayımladı. Kitapta beslenme ve spor konusundaki kişisel deneyimlerini anlatırken gazetecilik anılarına da yer verdi.
Akbay kitabın önsözünde doktor, diyetisyen veya spor uzmanı olmadığını özellikle belirterek anlattıklarını kendi yaşamındaki denemelere dayandırdı. Bu ayrım önemliydi; kitap tıbbi bir çalışma olmaktan çok Akbay'ın kendi hayat tarzını ve yaşlanmaya bakışını anlatan kişisel bir deneyim kitabıydı.
Meslektaşı Ruhat Mengi de gazeteciliğe 1980'lerde Akbay'ın Gölge Adam gazetesinde başladığını, onu yıllar boyunca yoğun çalışan, spor yapan ve sağlığına dikkat eden biri olarak hatırladığını yazdı.
7 Mart 2019'da sona eren yarım asırlık gazetecilik
Ertuğrul Akbay, Mart 2019'un ilk günlerinde geçirdiği ani rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerde tedavi gördüğü hastanede 7 Mart 2019 sabahı hayatını kaybettiği bildirildi.
Cenazesi için önce Sözcü gazetesinin Halkalı'daki merkezinde tören düzenlendi. Ardından Zincirlikuyu Camii'nde cenaze namazı kılındı ve Akbay Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi. Eşi Mine Akbay, meslektaşları, gazete çalışanları ve siyaset dünyasından isimler cenaze ve sonraki anma törenlerine katıldı.
Ölümünden sonra Sözcü çalışanları tarafından her yıl mezarı başında düzenlenen anmalarda en fazla üzerinde durulan özelliklerinden biri, patronluk yaptığı dönemlerde dahi kendisini öncelikle gazeteci olarak görmesiydi. Meslek arkadaşları, gece geç saatlerde dahi haber için arayan, yapılan bir hatayı fark ettiğinde müdahale eden ve haber tartışmalarında yayıncılık unvanından çok muhabir refleksiyle davranan bir gazeteci portresi çiziyor.
Ertuğrul Akbay'ın hayatı böylece Türk basınının yaklaşık yarım asırlık dönüşümünün farklı aşamalarını aynı biyografide bir araya getiriyor: Hürriyet'in spor servisinde başlayan klasik Babıâli muhabirliği; dünyanın dört bir yanındaki röportajlar; “Gölge Adam” adıyla araştırma gazeteciliği; kendi gazetesini çıkaran bir yayıncıya dönüşmesi; Gırgır ve Fırt'ın tartışmalı el değiştirmesi ve son olarak oğlunun kurduğu Sözcü'nün ilk hazırlık toplantıları.
Bugün “Sözcü sahibinin babası” diye aranan Ertuğrul Akbay, aslında oğlunun medya kariyerinden onlarca yıl önce kendi adıyla Türk basınında yer edinmiş bir muhabir ve yayıncıydı. “Gölge Adam” adı ise hem çıkardığı gazetenin hem de gazetecilik tarihinde kendisiyle özdeşleşen mesleki kimliğin adı olarak kaldı.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)