Süleyman Turan kimdi? Yeşilçam’ın sadık dostu ve çok yönlü sanatçı
Süleyman Turan, vefatının 7. yılında Yeşilçam’daki unutulmaz rolleri, çizimleri, senaryoları ve yarım asrı aşan sanat yaşamıyla anılıyor.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Türk sinemasının unutulmaz karakter oyuncularından Süleyman Turan, 10 Eylül 2019’daki vefatının yedinci yılında; oyunculuğu, senaristliği, çizimleri ve Yeşilçam’ın “sadık dost” rolleriyle anılıyor.
19 Kasım 1936’da İstanbul’un Kadıköy ilçesinde dünyaya gelen Turan, yalnızca kamera karşısındaki performanslarıyla değil, resimden karikatüre, çizgi romandan senaryo yazarlığına uzanan çok yönlü sanat yaşamıyla Türk sinemasında kendine özgü bir yer edindi. Anadolu Ajansı’nın 2026’da yayımladığı anma portresine göre yaklaşık 200 yapımda rol alan sanatçı, özellikle dürüst, sevecen, fedakâr ve başrol oyuncusunun yanında duran dost karakterleriyle kuşakların hafızasında yer etti.
Kadıköy’de başlayan sanat merakı
Süleyman Turan’ın çocukluğu ve gençliği Kadıköy’de geçti. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra Haydarpaşa Lisesi’nde eğitim gördü. Daha küçük yaşlarda resme ilgi duyan Turan, çeşitli atölyelere katılarak çizim yeteneğini geliştirdi.
Üniversite eğitimine İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nde başladı. Ancak üçüncü sınıfta öğrenimini bırakarak yaşamına farklı bir yön verdi. Yıllar sonra anlattığı anılarında Kadıköy’ün kendisi için özel bir yer taşıdığını vurgulayan Turan, semtin sanatçı yetiştiren kültürel ortamının kişiliğinde önemli izler bıraktığını söylemişti.
Onun sanat yaşamının dikkat çekici taraflarından biri, oyunculuğun başlangıçta tek hedefi olmamasıydı. Resim yapıyor, karikatür çiziyor ve yeni şeyler üretmenin yollarını arıyordu. Bu üretme isteği ilerleyen yıllarda onu tiyatro, sinema, çizgi roman ve senaryo yazarlığında buluşturacaktı.

Kore’den Japonya’ya uzanan sıra dışı yolculuk
Turan’ın yaşam öyküsünün en sıra dışı bölümlerinden biri askerlik yıllarıydı.
Yedek subay olarak askerlik görevini yaparken gönüllü olarak Kore Savaşı’nda görev yapan Türk birliğine katıldı. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, NATO bünyesindeki askerler arasında düzenlenen bir tiyatro yarışmasına Türk askerleriyle birlikte katıldı ve ekip birinci oldu. Bu deneyim onun sahne sanatlarına olan ilgisini güçlendirdi.
Daha sonra Tokyo’da bir film çekimine rastladı. Japonya-Brezilya ortak yapımı bir filmde figüran olarak kamera karşısına geçmesi, sinema setiyle ilk doğrudan temaslarından biri oldu.
Askerliğin ardından bir süre Uzak Doğu ve ABD’de yaşayan Turan, Almanya ve Azor Adaları dahil farklı yerleri de dolaştığını yıllar sonra anlatacaktı. Bu seyahatlerin ardından Türkiye’ye döndü ve profesyonel sanat yaşamı giderek belirginleşmeye başladı.
Tiyatro kulisinden Yeşilçam setlerine
Profesyonel tiyatro macerası 1962’de başladı.
Tiyatro oyuncusu Saim Alpago’nun kurduğu özel tiyatroya sık sık giden Turan, provaları izlerken oyundaki repliklerin büyük bölümünü ezberledi. Bir gün Selim Naşit’in sahneye çıkamaması üzerine apar topar onun yerine oyuna dahil edildi. Turan’ın daha sonra anlattığına göre, beklenmedik biçimde gerçekleşen bu deneyim profesyonel tiyatro yaşamının başlangıcı oldu.
1963’te Ses dergisinin düzenlediği sinema oyunculuğu yarışması aracılığıyla Yeşilçam’a adım attı. Aynı yarışmada Ediz Hun ve Ajda Pekkan gibi sonradan Türk sinemasında önemli yer edinecek isimler de öne çıktı.
Turan’ın ilk sinema filmi, Osman Seden’in yönettiği “Sayın Bayan” oldu. Türkan Şoray, Tamer Yiğit, Öztürk Serengil ve Hulusi Kentmen’in yer aldığı yapımda küçük bir rol üstlendi. Ardından “Koçum Benim” filminde Ayhan Işık ile kamera karşısına geçti.
Böylece başlayan sinema kariyeri, onu kısa süre içinde Yeşilçam’ın en tanınan karakter oyuncularından birine dönüştürdü.
Başrol değildi ama filmin vazgeçilmez dostuydu
Süleyman Turan’ın Türk sinemasındaki özel yerini belirleyen unsur çoğu zaman başrol oynamamasıydı.
Yeşilçam’ın klasik anlatılarında esas oğlanın yanında güvenilir bir arkadaş gerekiyorsa, seyircinin karşısına sık sık Turan çıkıyordu. Bazen aşkta kaybeden ama dostluğundan vazgeçmeyen bir karakter, bazen iyi kalpli bir arkadaş, bazen de komedi ile hüznü aynı anda taşıyan bir yan roldü.
Bu nedenle sinema tarihine yalnız oynadığı film sayısıyla değil, oluşturduğu karakter tipiyle geçti.
“Dikkat Kan Aranıyor”, “Yarın Son Gündür” ve “Güllü” kariyerinin öne çıkan filmleri arasında bulunuyor. Daha sonraki yıllarda “100 Numaralı Adam”, “Küçük Ağa”, “İngiliz Kemal”, “Çöl Kartalı”, “Kabadayı”, “Yahşi Batı” ve “Yılan Hikayesi” gibi farklı dönemlerin yapımlarında da izleyici karşısına çıktı. Anadolu Ajansı, Turan’ın kariyeri boyunca yaklaşık 200 yapımda yer aldığını belirtiyor.
Yönetmen Tunç Başaran da uzun yıllar birlikte çalıştığı Turan’ın yalnız belirli bir karakter kalıbından ibaret olmadığını vurgulamış, onun için kısa ama anlamlı biçimde “Türk sinemasının büyük kazancıdır” demişti.

Karikatür, çizgi roman ve üç sinema senaryosu
Turan’ın yalnızca oyuncu olarak anılması, sanat yaşamının önemli bir bölümünü eksik bırakıyor.
Uzun yıllar resim ve karikatürle uğraştı. Çizimleri dönemin önemli mizah dergilerinden Akbaba’da yayımlandı. Akşam gazetesinde çizgi roman çizmeye başladı; afişler ve kitap kapakları hazırladı. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Sabah gazetesinde de 15 yıldan uzun süre çizgi roman çalışmaları yaptı.
Yeşilçam’ın ekonomik sıkıntılar yaşadığı dönemlerde bir süre sinemadan uzaklaşması, Turan’ın sanat üretimini durdurmadı. Çizgi roman ve senaryo çalışmalarına ağırlık verdi.
Üç sinema filminin senaryosunda imzası bulunuyor: “Sevgili Dayım” (1977), “Baş Belası” (1982) ve “Dönme Dolap” (1983). SinemaTürk kayıtlarında da Turan’ın bu üç yapımda senarist olarak yer aldığı görülüyor.
TRT’nin teklifini kabul ederek dönemin erken sesli televizyon yapımlarından **“Sarıpınar 1914”**te rol alması da sanatçının sinema ile televizyon arasındaki dönüşüme uyum sağlayan yönünü gösterdi.
Altın Koza’dan Altın Portakal’a uzanan ödüller
Süleyman Turan’ın karakter oyunculuğundaki başarısı önemli sinema ödülleriyle de karşılık buldu.
TRT Haber’in biyografik kayıtlarına göre Turan, Yılmaz Güney’in yönettiği “Yarın Son Gündür” filmindeki performansıyla 1971 Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı.
Bir yıl sonra “Güllü” filmindeki Faruk karakteri Turan’a Antalya’da bir başka önemli ödül getirdi. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin resmî tarihçesine göre, 1972’de düzenlenen 9. festivalde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünün sahibi Süleyman Turan oldu.
Türkan Şoray da “Güllü” filmindeki rol arkadaşının filme kattığı katkıyı yıllar sonra anarken Turan’ın sempatikliğinin yapıma güç verdiğini ifade etmişti.
2003’te ise Antalya Altın Portakal Film Festivali, Turan’ı Yaşam Boyu Onur Ödülüne değer gördü. Festivalin tarihçe kayıtlarında Turan; Kadri Yurdatap, Tunç Başaran, Çolpan İlhan, Muhterem Nur, Tanju Gürsu ve Rafet Şiriner ile birlikte o yılın onur ödülü sahipleri arasında yer alıyor.

10 Eylül 2019’da Yeşilçam bir dostunu kaybetti
Süleyman Turan, 10 Eylül 2019’da İstanbul Kadıköy’deki evinde hayatını kaybetti. Dönemin Anadolu Ajansı ve TRT Haber kayıtlarında ölüm nedeninin kalp krizi olduğu bildirildi.
Ertesi gün Şakirin Camisi’nde cenaze namazı kılındı ve sanatçı Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze töreninde kızı Beliz Sipahi taziyeleri kabul ederken Ediz Hun, Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay, Kadir İnanır, İlyas Salman, Kerem Alışık ve çok sayıda sanatçı Turan’ı son yolculuğunda yalnız bırakmadı.

10 Eylül 2026 itibarıyla vefatının üzerinden yedi yıl geçti.
Fakat Süleyman Turan’ın Yeşilçam’daki yeri yalnız geçmişte oynadığı filmlerin jeneriklerinde yaşamıyor. Başrolün yanında duran, dostluğuyla hikâyeyi tamamlayan karakterleri; çizdiği karikatürler, yazdığı senaryolar ve sinemaya taşıdığı sıcaklık onu Türk kültür hafızasının kalıcı isimlerinden biri haline getirdi. Anadolu Ajansı da 2026’daki anma haberinde sanatçıyı, Türk sinemasında “iyi kalpli dost” karakterleriyle iz bırakan oyuncu, karikatürist ve çizer olarak hatırlattı.
Süleyman Turan’ın ardında bıraktığı miras, sinemanın yalnız başrollerden oluşmadığını da hatırlatıyor. Bazen bir filmi unutulmaz yapan, hikâyenin merkezinde değil hemen yanında duran o güvenilir yüzdür.
Yeşilçam’ın o yüzlerinden biri de Süleyman Turan’dı.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)