Sadık Ahmet kimdir? Batı Trakya Türklerinin liderinin hayatı ve mirası

Dr. Sadık Ahmet’in Gümülcine’de başlayan hayatı, Batı Trakya Türklerinin hak mücadelesi, milletvekilliği, DEB Partisi ve 1995’teki vefatı.

06 Eyl 2026 - 00:41
0
Sadık Ahmet kimdir? Batı Trakya Türklerinin liderinin hayatı ve mirası

Ahmet Taş | Bizi Unutma

GÜMÜLCİNE, YUNANİSTAN — Batı Trakya’daki Müslüman Türk toplumunun hak mücadelesinin sembol isimlerinden Dr. Sadık Ahmet, hekimlikten bağımsız milletvekilliğine ve DEB Partisi’nin kuruluşuna uzanan yaşamıyla Yunanistan’ın yakın siyasi tarihinde iz bıraktı.

7 Ocak 1947’de Gümülcine’ye bağlı Küçük Sirkeli köyünde doğan Sadık Ahmet, tıp eğitimini tamamladıktan sonra memleketine doktor olarak döndü; 1980’lerden itibaren azınlığın eğitim, siyasi temsil, vatandaşlık ve kimlik sorunlarını daha görünür biçimde gündeme taşıdı. 1989 ve 1990’da Yunanistan Parlamentosuna bağımsız milletvekili seçildi, 1991’de Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi’ni kurdu. 24 Temmuz 1995’te, 48 yaşındayken Gümülcine yakınlarında geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi.

Küçük Sirkeli’de başlayan hayatı

Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947’de Batı Trakya’nın Rodop bölgesinde, Gümülcine’ye bağlı Küçük Sirkeli, Yunanca adıyla Agra köyünde dünyaya geldi. Babası Ahmet, annesi Fehime idi. Ailenin en büyük ve tek erkek çocuğuydu; Hatice ve Fatma adlarında iki kız kardeşi bulunuyordu. Çocukluğu, Yunanistan İç Savaşı’nın son dönemine rastlayan ekonomik ve toplumsal bakımdan zor yıllarda geçti.

İlkokulu doğduğu köyde tamamladı. 1960’ta Gümülcine’deki ve Batı Trakya Türk toplumunun eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olan Celal Bayar Ortaokul ve Lisesine başladı. YTB’nin biyografik çalışmasına göre yatılı kaldığı okul yıllarında yalnız dersleriyle değil, atletizm, jimnastik, cirit ve futbolla da ilgilendi. Lise öğrencisiyken yerel Akın gazetesinde “Batıl İnanışlar”, “Müslümanlık ve Türklük”, “Beklenen Güneş” ve “Kültür Merkezi” başlıklı yazıları yayımlandı.

1966’da liseden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine kaydoldu. Ankara’daki bir yılın ardından eğitimini Selanik Aristoteles Üniversitesi Tıp Fakültesinde sürdürdü ve 1974’te doktor olarak mezun oldu. Üniversite yılları, Yunanistan’da 1967-1974 arasında hüküm süren askerî cunta dönemine rastladı.

Doktor olarak Batı Trakya’ya döndü

Sadık Ahmet tıp eğitiminden sonra yaklaşık üç yıl Yunan ordusunda zorunlu askerlik yaptı. YTB’nin ayrıntılı biyografisine göre Mayıs 1974’te askere alınmış, askerlik süresi aldığı cezalarla birlikte yaklaşık 34,5 aya kadar uzamıştı. Ardından Orta Yunanistan’da zorunlu hekimlik hizmetini tamamladı.

1978’de Gümülcine’ye döndüğünde Sismanoglio Devlet Hastanesinde ihtisasa başladı ve aynı zamanda özel muayenehane açtı. Cerrahi eğitimine daha sonra Dedeağaç’taki hastanede devam etti; 1984’te operatör doktor unvanını aldı. Doktorluğu, ilerleyen yıllarda köy köy dolaşıp Batı Trakya’daki insanlarla doğrudan temas kurabilmesinin de önemli araçlarından biri oldu.

7 Ekim 1978’de Işık Müminoğlu ile evlendi. Çiftin 1979’da Levent, 1982’de Funda adlı çocukları dünyaya geldi. Işık Sadık Ahmet, eşinin ölümünden sonra DEB Partisi’nde genel başkanlık görevini de üstlendi.

Sadık Ahmet’in toplumsal faaliyetleri hekimlikten kısa süre sonra daha örgütlü bir yapıya dönüştü. 1982’de kurulan Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneğinin 28 kurucusundan biri oldu ve bir dönem genel sekreterlik yaptı. Eğitimli azınlık mensuplarının bir araya geldiği bu çevrede Batı Trakya’daki sorunların Yunan makamlarına ve gerektiğinde uluslararası kuruluşlara taşınması fikri güçlendi.

İmza kampanyası siyasi hayatındaki dönüm noktası oldu

1980’lerin ortalarına gelindiğinde Sadık Ahmet artık yalnız doktor değil, azınlık hakları konusundaki en görünür isimlerden biriydi.

1985’te Batı Trakya’daki sorunların duyurulması amacıyla kapsamlı bir imza kampanyası başlattı. Kampanyada eğitim, kimlik, ekonomik koşullar ve idari uygulamalar gibi sorunların ilgili makamlara ve uluslararası kuruluşlara taşınması amaçlanıyordu. Anadolu Ajansı, bu faaliyetleri nedeniyle 1988’de 30 ay hapis cezasına çarptırıldığını aktarıyor.

Sadık Ahmet’in yükselişinin arka planında Batı Trakya’daki kimlik tartışması da vardı. Lozan Antlaşması Yunanistan’daki grubu hukuken “Müslüman azınlık” şeklinde tanımlarken, topluluğun önemli bir bölümü kendisini etnik olarak Türk kabul ediyor ve Türkiye resmî olarak “Batı Trakya Türk Azınlığı” ifadesini kullanıyor. Yunan makamlarının özellikle 1980’lerde dernek adlarında “Türk” kelimesinin kullanılmasına yönelik müdahaleleri ise ciddi uyuşmazlıklara yol açtı. AİHM belgeleri, Yunan Yargıtayının 1987’de adında “Türk” geçen bazı azınlık dernekleriyle ilgili yasak kararlarını da kayda geçiriyor.

Sadık Ahmet’in sonraki siyasi mücadelesinin merkezinde de bu kimlik meselesi yer aldı.

Bağımsız milletvekilliği ve “Türk” kelimesi nedeniyle yargılama

Sadık Ahmet, 18 Haziran 1989 genel seçimlerinde Rodop bölgesinden bağımsız aday olarak Yunanistan Parlamentosuna girdi. Seçimlerden istikrarlı bir hükümet çıkmaması üzerine aynı yıl kasım ayında yeniden sandığa gidildi. Ancak Sadık Ahmet’in kasım seçimlerindeki adaylığı, başvuru belgesindeki teknik bir eksiklik gerekçesiyle geçersiz sayıldı.

Bu dönemde yayımladığı seçim bildirilerinde “Türk”, “Batı Trakya Türk Müslüman azınlığı” ve “Türk toplumu” ifadelerini kullanması nedeniyle hakkında dava açıldı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dava dosyası, Rodop Ceza Mahkemesinin 26 Ocak 1990’da Sadık Ahmet’i seçim hilesi suçlamasından beraat ettirdiğini ancak kamu barışını bozma suçundan mahkûm ederek 18 ay hapis cezasına çarptırdığını gösteriyor. Sadık Ahmet 26 Ocak-30 Mart 1990 arasında tutuklu kaldı. Patras İstinaf Mahkemesi cezayı 15 aya indirdi ve para cezasına çevirdi.

Bu dava sırasında Sadık Ahmet’le özdeşleşen sözlerden biri kamuoyunun hafızasına yerleşti:

“Eğer Türk olmak suçsa, şunu tekrarlıyorum: Türk'üm ve öyle kalacağım.”

Sadık Ahmet serbest bırakılmasından yalnız günler sonra, 8 Nisan 1990 seçimlerinde yeniden bağımsız milletvekili seçildi.

Davası Avrupa İnsan Hakları sistemine taşındı

Sadık Ahmet hakkındaki mahkûmiyet daha sonra Avrupa insan hakları mekanizmasının da gündemine geldi.

1991’de Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurdu. Dosyada özellikle ifade özgürlüğünü düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini savundu.

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu 4 Nisan 1995 tarihli raporunda oybirliğiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği görüşüne vardı. Ancak dosya daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ulaştığında farklı bir usul sonucu ortaya çıktı.

Sadık Ahmet dava sonuçlanmadan hayatını kaybettiği için eşi Işık ile çocukları Levent ve Funda davayı sürdürdü. AİHM, 15 Kasım 1996 tarihli kararında ailenin davayı sürdürme hakkını kabul etti; ancak Sadık Ahmet’in Yunan mahkemeleri önünde Sözleşme’nin 10. maddesine dayalı ifade özgürlüğü itirazını yeterli biçimde ileri sürmediği gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmediğine karar verdi ve davanın esasını incelemedi. Karar altıya karşı üç oyla alındı.

Bu ayrıntı önemlidir: Sadık Ahmet’in davası için “AİHM Yunanistan’ı mahkûm etti” demek teknik olarak doğru değildir. Komisyon ihlal bulmuş, fakat Mahkeme usul nedeniyle esas hakkında karar vermemiştir.

DEB Partisi’ni kurdu, yüzde 3 barajıyla karşılaştı

Sadık Ahmet, milletvekilliğinin yanında kalıcı bir siyasi örgütlenme oluşturmak amacıyla 13 Eylül 1991’de Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi’ni, kısa adıyla DEB’i kurdu.

Partinin Yunanca adı Komma Isotitas, Irinis ke Filias idi. Ambleminde zeytin dalları ve beyaz güvercin kullanıldı. Nisan 1992’deki ilk kurultayında Sadık Ahmet partinin genel başkanı seçildi. Ayrıca Batı Trakya kamuoyuna yönelik Balkan adlı gazeteyi yayımladı.

Ancak Yunanistan seçim sisteminde 24 Ekim 1990’da yapılan değişiklikle getirilen ülke çapındaki %3 seçim barajı bağımsız adaylara da uygulanmaya başladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, bu düzenlemenin Batı Trakya’daki azınlığın bağımsız milletvekili çıkarma imkânını fiilen ortadan kaldırdığını savunuyor.

1993 seçimlerinde Sadık Ahmet 24.952 oy almasına rağmen ülke genelindeki %3 barajına ulaşamadığı için parlamentoya giremedi. Bundan sonra DEB, Batı Trakya’daki azınlık siyasetinin kurumsal aktörlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürdü.

48 yaşında trafik kazasında hayatını kaybetti

Sadık Ahmet’in hayatı 24 Temmuz 1995’te sona erdi.

Ailesiyle birlikte Gümülcine’den İskeçe yönüne giderken, Susurköy yakınlarında kullandığı otomobil bir traktörle çarpıştı. 25 Temmuz 1995 tarihli Cumhuriyet gazetesinin dönemin haberinde kazanın yaklaşık saat 20.30’da meydana geldiği, Sadık Ahmet’in hayatını kaybettiği, eşi ve çocuklarının ise yaralandığı bildirildi.

Kazanın Lozan Antlaşması’nın yıldönümü olan 24 Temmuz’da yaşanması nedeniyle olay yıllar boyunca Sadık Ahmet’in ailesi, destekçileri ve bazı Türk kaynaklarında “şüpheli kaza” olarak nitelendirildi. Buna karşılık kamuya açık tarihî kayıtlarda ölümün kasıtlı bir saldırı olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı ortaya konmuş değildir. Bu nedenle biyografik olarak doğrulanmış bilgi, Sadık Ahmet’in Susurköy kavşağında meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitirdiğidir.

Henüz 48 yaşındaydı.

Cenazesi Gümülcine’de büyük bir katılımla kaldırıldı ve Kahveci Mezarlığı’na defnedildi. Mezarı bugün de her yıl 24 Temmuz’da düzenlenen anma törenlerinin merkezi olmaya devam ediyor.

Sadık Ahmet’in ölümünün ardından eşi Işık Sadık Ahmet, DEB Partisi’nin yönetiminde görev aldı; çocukları Levent ve Funda da babalarının hatırasının yaşatılmasına yönelik çalışmalarda bulundu.

Onun hayatı 2024’te sinemaya da taşındı. Hakan Yonat’ın yönettiği TRT ortak yapımı “Sadık Ahmet” filminde Sadık Ahmet’i Turgay Aydın, eşi Işık’ı ise Nur Fettahoğlu canlandırdı. Film 2 Şubat 2024’te gösterime girdi.

Doktor olarak başladığı meslek hayatını azınlık hakları mücadelesiyle birleştiren Sadık Ahmet; imza kampanyaları, mahkemeler, iki bağımsız milletvekilliği dönemi ve kurduğu DEB Partisi nedeniyle Batı Trakya Türk toplumunun yakın tarihindeki en etkili siyasi figürlerden biri olarak hatırlanıyor.

Yunanistan ile Batı Trakya’daki Müslüman toplum arasında etnik kimliğin tanımlanması, derneklerin statüsü, eğitim, vakıflar ve siyasi temsil gibi başlıklardaki tartışmalar Sadık Ahmet’in ölümünden sonra da tamamen sona ermedi. Bu nedenle onun 1980’lerde başlattığı mücadele, yalnız tarihî bir biyografi konusu değil; Batı Trakya’nın bugün de devam eden kimlik ve azınlık hakları tartışmalarının önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User