Ayla Algan kimdir? Tiyatro, sinema ve müzikte iz bırakan usta sanatçı
Ayla Algan’ın İstanbul’dan New York ve Paris’e uzanan sanat yolculuğu, tiyatro ve sinema çalışmaları, müzik kariyeri, ödülleri ve bıraktığı miras.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Türk tiyatrosunun çok yönlü sanatçılarından Ayla Algan, oyunculuk, yönetmenlik, müzik ve eğitmenliği bir araya getiren 60 yılı aşkın sanat yolculuğunun ardından 4 Ocak 2024’te İstanbul’da 86 yaşında hayatını kaybetti.
Algan, yalnızca tiyatro ve sinemadaki rolleriyle değil, Yunus Emre’nin şiirlerini farklı dillerde dünyaya taşıması, deneysel tiyatro çalışmaları ve yetiştirdiği oyuncularla da Türkiye’nin kültür-sanat yaşamında kalıcı iz bıraktı. Sadri Alışık’la başrolü paylaştığı “Ah Güzel İstanbul” ise sanatçının sinemadaki en çok hatırlanan çalışmalarından biri oldu.
İstanbul’dan Fransa ve New York’a uzanan eğitim yılları
Ayla Algan, 29 Ekim 1937’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Girit göçmeni tüccar Vedat Kasman, annesi ise ressam Nevzat Kasman’dı. Çocukluk yıllarında piyano, bale ve şan dersleri alan Algan, sanatla erken yaşta tanıştı. Ortaokulu İstanbul’daki Notre Dame de Sion’da okudu, lise eğitimini Fransa’daki Versailles Lisesinde sürdürdü.
Lise yıllarında tanıştığı Beklan Algan ile 1957’de evlendi. Çift daha sonra ABD’ye gitti. Beklan Algan’ın mühendislik eğitimi için bulunduğu Amerika’da iki isim de tiyatroya yöneldi; Actor’s Repertory Theatre ve New York’taki Actors Studio çevresinde sahne ve oyunculuk eğitimi aldılar.
Algan’ın ABD’deki yılları yalnızca teknik oyunculuk eğitimi açısından değil, çağdaş tiyatro anlayışını yakından gözlemlemesi bakımından da belirleyici oldu. Daha sonra Türkiye’ye taşıyacağı oyunculuk ve eğitim yaklaşımının temelleri bu dönemde oluştu.
1960’ta Türkiye’ye dönen Ayla Algan, Muhsin Ertuğrul döneminde İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna katıldı. Böylece ilerleyen yıllarda tiyatro, sinema, müzik ve eğitim arasında gidip gelecek uzun sanat yolculuğunun Türkiye’deki dönemi başladı.

Hamlet’i de Ophelia’yı da aynı sahnede canlandırdı
Ayla Algan, Türkiye’de profesyonel sahneye 1961’de “Tarla Kuşu” ile çıktı. Aynı dönemde William Shakespeare’in “Hamlet” oyununda önce Ophelia’yı, ardından Hamlet’i canlandırması sanat yaşamının dikkat çeken dönüm noktalarından biri oldu.
Bir kadın oyuncunun Hamlet karakterini üstlenmesi dönemi açısından sıra dışı bir tercihti. Algan daha sonraki yıllarda da klasik metinlerden çağdaş tiyatroya uzanan geniş bir repertuvarda çalıştı.
“Sezuan’ın İyi İnsanı”, “Fizikçiler”, “Sinekler”, “Üç Kuruşluk Opera”, “Ölü Canlar”, “Peer Gynt”, “Troyalı Kadınlar”, “Kurban” ve “Aşk Hastası” rol aldığı veya çalışmalarına katıldığı yapımlar arasındaydı. Paris’te Odeon Tiyatrosu’nda Fransızca başrol oynayan sanatçı, Berlin’deki Schaubühne Tiyatrosu’nda da çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi.
Algan’ın tiyatro anlayışı yalnızca oyunculuk üzerine kurulmadı. Sahneyi araştırma, eğitim ve yeni yöntemlerin denendiği bir alan olarak gördü. Bu yaklaşım, ilerleyen yıllarda Tiyatro Araştırma Laboratuvarı ve oyuncu eğitimi çalışmalarında daha belirgin hale geldi.

‘Ah Güzel İstanbul’ ile sinemada unutulmaz bir iz bıraktı
Ayla Algan sinemaya 1964’te, Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı ve Ertem Göreç’in yönettiği “Karanlıkta Uyananlar” filmiyle adım attı. Filmde Beklan Algan ve Fikret Hakan’la birlikte rol aldı.
Ancak geniş kitlelerin hafızasında yer etmesini sağlayan yapımların başında Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Ah Güzel İstanbul” geldi. Sadri Alışık’la başrolü paylaşan Algan, bu filmdeki performansıyla Türk sinemasının unutulmaz oyuncuları arasına girdi.
Algan yıllar sonra Anadolu Ajansı’na yaptığı değerlendirmede Sadri Alışık’tan oyunculuk konusunda çok şey öğrendiğini anlatmış, “Ah Güzel İstanbul”un kendi sanat yaşamında da özel bir yeri bulunduğunu ifade etmişti.
Sonraki yıllarda “Harem Suare”, “O da Beni Seviyor”, “Yüreğine Sor” gibi filmlerin yanı sıra “Aliye”, “Binbir Gece”, “Unutulmaz”, “O Hayat Benim” ve “Kurtlar Vadisi Pusu” gibi televizyon yapımlarında da yer aldı. Böylece kariyerinin farklı dönemlerinde yeni kuşak seyirciler tarafından yeniden tanındı.

Yunus Emre’yi dünyanın farklı ülkelerinde anlattı
Ayla Algan’ın sanat yaşamının dikkat çekici bir başka yönü müzikti.
Yunus Emre’nin şiirlerini ve düşünce dünyasını Fransızca, İngilizce ve Almanca yorumlayan Algan, Fransa’dan ABD’ye, Avrupa’dan Afrika ve Orta Asya’ya kadar farklı coğrafyalarda konserler ve dinletiler gerçekleştirdi.
1971’de Paris’in ünlü Olympia salonunda sahneye çıktı. Bir yıl sonra Bulgaristan’da gerçekleştirilen Uluslararası Altın Orfe Müzik Yarışması’nda ikinci oldu. Halk müziğinden esinlenerek hazırladığı Fransızca ve Türkçe çalışmalar Paris’te Barclay etiketiyle plak olarak yayımlandı.
“Yunus Emre”, “Ayla Algan” ve “Aşka Veda” başlıklı albümleri, onun tiyatro dışındaki üretiminin örnekleri arasında yer aldı. Algan, Yunus Emre’nin “sevelim, sevilelim” anlayışını kendi sanat yaklaşımının da önemli unsurlarından biri olarak görüyordu.
Anadolu Ajansı’na verdiği bir röportajda sanatı özellikle güç zamanlarda gerekli gördüğünü anlatan Algan’ın yaklaşımı kısa bir cümlede özetleniyordu:
“Sanat aslında zor zamanlar içindir.”
Oyunculuğun yanında kuşaklar yetiştiren bir eğitmen oldu
Ayla Algan’ın sanat yaşamındaki en önemli başlıklardan biri de oyuncu yetiştirmekti.
Muhsin Ertuğrul ve Beklan Algan’la yürüttüğü çalışmaların ardından LCC Tiyatro Okulunda eğitim verdi. Daha sonraki yıllarda Tiyatro Araştırma Laboratuvarı’nın çalışmalarında yer aldı ve çağdaş oyunculuk yöntemleri üzerine genç sanatçılarla çalıştı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde de Algan’ın tiyatro atölyesi ve Tiyatro Araştırma Laboratuvarı yoluyla Türkiye’de tiyatronun gelişmesine yaptığı katkıya dikkat çekildi.
Hayatının son dönemine kadar İstanbul Drama Sanat Akademisinde eğitim vermeyi sürdürdü. Bergüzar Korel, Hazal Kaya ve Onur Tuna dahil olmak üzere televizyon ve sinemada tanınan çok sayıda oyuncuyla eğitim çalışmaları yaptı.
Algan’ın eğitim yaklaşımında yalnızca rol ezberlemek değil; kişinin bedenini, sesini, çevresini ve insan davranışlarını gözlemlemeyi öğrenmesi öne çıkıyordu.
Sanat yaşamı boyunca çeşitli ödüllere değer görülen Algan, 1996’da Türkiye Yazarlar Birliği En İyi Oyuncu Ödülü’nü aldı. Devlet sanatçısı unvanı bulunan Algan, 2022’de ise tiyatro alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

Senaryo okurken rahatsızlandı, 86 yaşında hayatını kaybetti
Ayla Algan’ın sanatla ilişkisi yaşamının son gününe kadar sürdü.
Ailesinden Anadolu Ajansı’na verilen bilgiye göre Algan, 4 Ocak 2024 akşamı İstanbul’daki evinde senaryo okurken aniden rahatsızlandı. Yakınlarının çağırdığı ambulansla Taksim Acıbadem Hastanesine kaldırılan sanatçının beyin kanaması geçirdiği belirtildi. Yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayan Algan, 86 yaşında hayatını kaybetti.
Sanatçı için 6 Ocak’ta İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Kızı Sevi Algan, yakınları, oyuncular, tiyatro çalışanları ve sevenleri törende hazır bulundu. Sanat dünyasından birçok isim, Algan’ın özellikle genç oyuncular üzerindeki etkisini ve eğitmen kimliğini anlattı.
Törenin ardından Teşvikiye Camisi’nde cenaze namazı kılındı. Ayla Algan’ın naaşı, yaşamını ve çalışmalarını uzun yıllar birlikte sürdürdüğü eşi Beklan Algan’ın da bulunduğu Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.
29 Ekim 1937’de İstanbul’da başlayan yaşamı 4 Ocak 2024’te yine İstanbul’da sona erdi. Geride tiyatro sahneleri, filmler, plaklar ve televizyon yapımlarının ötesinde, yetiştirdiği oyunculara aktardığı uzun bir sanat birikimi kaldı.
Ayla Algan; Hamlet’ten Yunus Emre’ye, Sadri Alışık’la paylaştığı Yeşilçam setlerinden Paris’teki Olympia sahnesine kadar uzanan kariyeriyle tiyatro, sinema ve müziği aynı yaşamın içinde buluşturan çok yönlü sanatçılardan biri olarak Türkiye’nin kültürel hafızasındaki yerini koruyor.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)