Tarık Akan kimdir? Yeşilçam jönlüğünden toplumsal sinemanın simgesine
Tarık Akan'ın Bakırköy'den Yeşilçam'a, Hababam Sınıfı'ndan Sürü ve Yol'a, 12 Eylül günlerinden eğitimciliğe uzanan yaşam hikâyesi.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
İSTANBUL, TÜRKİYE — Yeşilçam'ın “Ferit”i olarak milyonların tanıdığı Tarık Akan, romantik komedilerin en popüler jönlerinden biriyken kariyerinin zirvesinde yön değiştirerek Sürü, Maden ve Yol gibi filmlerle Türk sinemasının toplumsal gerçekçi yüzlerinden biri oldu.
Asıl adı Tahsin Tarık Üregül olan Akan'ın hikâyesi, yalnızca bir sinema yıldızının yükselişinden ibaret değildi. Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki mühendislik öğreniminden Ses dergisinin yarışmasına, Hababam Sınıfı'nın Damat Ferit'inden Cannes'da Altın Palmiye kazanan Yol'a, 12 Eylül sonrasında yaşadığı tutukluluk sürecinden kurduğu okula kadar uzanan hayatı, Türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık kültür ve sinema tarihinin de önemli kesitlerini taşıdı.
Subay bir babanın oğluydu, çocukluğu farklı şehirlerde geçti
Tarık Akan, 13 Aralık 1949'da İstanbul'da dünyaya geldi. Ailenin üçüncü çocuğuydu. Babasının asker olması nedeniyle çocukluğunun bir bölümü Anadolu'nun farklı kentlerinde geçti; ilkokula Erzurum Dumlupınar İlkokulu'nda başladı, eğitimini Kayseri'de sürdürdü. Babasının emekliliğinden sonra aile İstanbul'a yerleşti ve Akan'ın hayatında daha sonra özel bir yere sahip olacak Bakırköy dönemi başladı.
Ortaokul ve lise yıllarını Bakırköy'de geçirdikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nde öğrenim gördü. Ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor; gündüzleri cankurtaranlık, işportacılık, sandal kiralama ve düğün salonu yöneticiliği gibi farklı işlerde çalışırken eğitimini sürdürüyordu.
Akan'ın öğrencilik yıllarındaki hayatı, ileride canlandıracağı işçi, köylü ve sıradan insan karakterlerinden çok uzakta değildi. Sinema araştırmacısı Tuba Deniz de onun halkın içinden gelen ve farklı toplumsal kesimleri yakından tanıyan bir genç olduğunu vurguluyor.

Ses dergisinin yarışması hayatının yönünü değiştirdi
Tarık Akan'ın sinemaya geçişi planlanmış bir kariyer değildi.
1970'te arkadaşı Zeki İrfanoğlu'nun ısrarıyla Ses dergisinin Sinema Artist Yarışması'na katıldı ve birinci oldu. Bunun ardından makine mühendisliğinden ayrılarak Gazetecilik Yüksek Okulu'nda öğrenime devam etti. Yönetmen Mehmet Dinler'in Solan Bir Yaprak Gibi filmiyle 1971'de profesyonel sinemaya girdi. Bu dönemden itibaren Tahsin Tarık Üregül yerine Tarık Akan adını kullanmaya başladı.
Uzun boyu, yeşil gözleri ve dönemin sinema anlayışına uygun görünümü nedeniyle kısa sürede Yeşilçam'ın aranan genç oyuncularından biri oldu. Henüz kariyerinin başlangıcında Filiz Akın'la Emine, Hülya Koçyiğit'le Sev Kardeşim, Emel Sayın'la Mavi Boncuk, Gülşen Bubikoğlu'yla Ah Nerede gibi filmlerde başrol oynadı.
1970'lerin ilk yarısında yılda 10'u aşan filmde kamera karşısına çıktığı dönemler oldu. Filmlerinde sık sık “Ferit” adını taşıyan karakterleri canlandırması nedeniyle izleyicinin zihninde bu isimle de özdeşleşti. Bir süre basında “Kartpostal Çocuk” olarak anıldı.
Damat Ferit ve Canım Kardeşim aynı oyuncunun iki farklı yüzünü gösterdi
Tarık Akan'ın erken döneminin en kalıcı yapımları arasında Ertem Eğilmez filmleri bulunuyor.
1973 yapımı Canım Kardeşim, Akan'ın yalnız romantik jön veya komedi oyuncusu olmadığını gösteren ilk güçlü örneklerden biriydi. Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral'la başrolleri paylaştığı film, yoksulluk ve çocukluk üzerinden ilerleyen dramatik yapısıyla Türk sinemasının klasiklerinden biri haline geldi.
Ardından Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı geldi. Akan'ın canlandırdığı Damat Ferit, Münir Özkul'un Mahmut Hoca'sı, Adile Naşit'in Hafize Ana'sı, Kemal Sunal'ın İnek Şaban'ı ve Halit Akçatepe'nin Güdük Necmi'siyle birlikte serinin en tanınan karakterlerinden oldu.
Bu filmler onu Türkiye'nin en popüler oyuncularından biri yaptı. Ancak Tarık Akan birkaç yıl sonra, böylesine güçlü bir ticari başarıyı geride bırakmayı göze alarak bambaşka bir sinema çizgisine yöneldi.
Sinema araştırmacısı Tuba Deniz'in değerlendirmesine göre Akan'ın kariyerindeki en önemli özelliklerden biri tam da buydu: Yeşilçam'daki konumu çok güçlüyken kendisine sunulan benzer rolleri reddederek, işsiz kalma ihtimalini göze alıp başka bir oyunculuk arayışına girmesi.

Maden ve Sürü ile jön kimliğinin dışına çıktı
1970'lerin ikinci yarısından itibaren Tarık Akan'ın filmografisi belirgin biçimde değişti. Tiyatro yazarı ve yönetmen Vasıf Öngören, oyuncunun kendi anlatımına göre düşünce ve oyunculuk dünyasını etkileyen önemli isimlerden biri oldu. Akan, Öngören'in insanları kıyafetlerinden, davranışlarından ve toplumsal konumlarından gözlemlemeyi öğrettiğini yıllar sonra anlatacaktı.
Bu değişimin en güçlü örneklerinden biri, Yavuz Özkan'ın yönettiği Maden oldu. Cüneyt Arkın'la birlikte oynadığı 1978 yapımı filmde maden işçilerinin çalışma şartları, emek-sermaye ilişkisi ve sendikal mücadele ele alındı.
Akan yıllar sonra Maden'in işçi sendikaları tarafından Türkiye'nin farklı bölgelerinde gösterildiğini ve kendi kariyerindeki en önemli filmlerden biri olduğunu anlattı.
Aynı dönemde Zeki Ökten'in yönettiği, senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı Sürü, kırsal yaşam, feodal ilişkiler, yoksulluk ve göç üzerinden farklı bir Türkiye tablosu çizdi. Akan, artık yalnız salon komedilerinin yakışıklı genci değil; toplumsal dönüşümlerin içindeki karakterleri canlandıran bir oyuncuydu.
Adak, Kanal, Pehlivan, Karartma Geceleri ve daha sonraki pek çok film bu çizginin devamını oluşturdu.
Yol, Tarık Akan'ı Cannes tarihinin parçası yaptı
Tarık Akan'ın uluslararası alanda en fazla bilinen filmi Yol oldu.
Senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı ve çekimlerini Şerif Gören'in gerçekleştirdiği filmde Akan; Meral Orhonsay, Halil Ergün, Şerif Sezer, Necmettin Çobanoğlu ve Tuncay Akça gibi oyuncularla birlikte rol aldı. Film, cezaevinden kısa süreli izinle çıkan mahkûmların farklı hayat hikâyeleri üzerinden Türkiye'nin toplumsal yapısına bakıyordu.
Yol, 1982 Cannes Film Festivali'nde Costa-Gavras'ın Missing filmiyle birlikte Altın Palmiye'yi paylaştı. Film aynı festivalde Uluslararası Eleştirmenler Ödülü FIPRESCI'ye de değer görüldü. Cannes'ın resmî kayıtları, Yol'un festival tarihindeki Altın Palmiye kazanan yapımlar arasında bulunduğunu doğruluyor.
Böylece Tarık Akan'ın yer aldığı film, Türk sinemasının uluslararası alandaki en önemli başarılarından birine imza attı.
12 Eylül sonrasında tutuklandı, yıllar sonra yaşadıklarını kitaplaştırdı
Tarık Akan'ın hayatının sinema dışındaki en çarpıcı dönemlerinden biri 12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından yaşandı.
Can Yayınları'nın Anne Kafamda Bit Var kitabı için verdiği bilgiye göre Akan, 1981'in başlarında Almanya'da yaptığı bir konuşmaya ilişkin bir gazetenin yayımladığı haber nedeniyle Türkiye'ye dönüşünde gözaltına alınıp tutuklandı. Hakkında uzun bir yargılama süreci başladı; siyasi şubedeki sorguları, hücreleri ve cezaevi koşullarını yaşadıktan sonra beraat etti.
Akan bu dönemi yaklaşık 20 yıl sonra, 2002'de yayımladığı Anne Kafamda Bit Var: 12 Eylül Anıları kitabında anlattı. Kitapta yalnız kendi tutukluluk sürecini değil, dönemin siyasi atmosferini ve Yılmaz Güney cezaevindeyken Yol'un nasıl çekildiğine ilişkin hatıralarını da aktardı.
Bu dönem, Akan'ın toplumsal meselelerle kurduğu ilişkinin sinemanın dışına taştığı yılların da başlangıcı oldu.
Yedi Altın Portakal ve uluslararası ödüller
Tarık Akan, oyunculuk kariyerinde Türkiye'nin en önemli sinema ödüllerinden çok sayıda kazandı.
Anadolu Ajansı'nın festival kayıtlarından derlediği biyografiye göre En İyi Erkek Oyuncu dalında yedi kez Altın Portakal kazanarak bu kategorinin en çok ödül alan oyuncularından biri oldu.
İlk ödülünü 1973'te Suçlu ile aldı. Daha sonra Maden, Adak ve Sürü, Pehlivan, Üçüncü Göz, Karartma Geceleri ve Gülüm filmlerindeki performanslarıyla aynı ödüle yeniden değer görüldü.
1985'te Pehlivan ile Berlin Uluslararası Film Festivali'nde mansiyon aldı. 1992'de Adana Altın Koza'da En İyi Erkek Oyuncu, 1996'da Antalya'da Yaşam Boyu Onur Ödülü, 2006'da Sinema Yazarları Derneği Onur Ödülü ve 2007'de ÇASOD Sinema Emek Ödülü kazandı.
Kariyeri boyunca film sayısına ilişkin kaynaklarda 111 ile 120 arasında farklı rakamlar bulunuyor. Anadolu Ajansı'nın bazı biyografilerinde 111 film ve dört televizyon dizisi, sonraki portrelerinde ise yaklaşık 120 film bilgisi yer alıyor. Bu nedenle Akan'ın 100'ü aşkın, yaklaşık 120 sinema yapımında rol aldığını söylemek daha sağlıklı.

Sinema yıldızlığının yanında bir okul kurdu
Tarık Akan'ın daha az bilinen fakat kalıcı miraslarından biri eğitim alanındaydı.
Bakırköy'deki tarihî Taş Mektep binasını restore ettirerek 1991'de Özel Taş İlkokulu'nu eğitim hayatına kazandırdı. Okulun kendi tarihçesine göre 1884 yapımı tarihî bina daha önce farklı eğitim ve sosyal amaçlarla kullanılmış, Akan tarafından aslına uygun biçimde düzenlendikten sonra yeniden okul haline getirilmişti.
Bugün Özel Taş İlkokulu ve Ortaokulu olarak faaliyet gösteren kurum, Akan'ı kurucusu olarak anıyor ve onun eğitim anlayışının sorgulayan, araştıran, bilim ve sanatla ilişki kuran öğrenciler yetiştirmek üzerine kurulduğunu belirtiyor.
Akan ayrıca Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın çalışmalarında etkin biçimde yer aldı, Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği'nde görev üstlendi ve çeşitli kültür, tarih ve belgesel çalışmalarında bulundu.
Üç çocuk babasıydı; 66 yaşında hayatını kaybetti
Tarık Akan, 1986'da Yasemin Erkut ile evlendi. Aynı yıl oğulları Barış Zeki, 1988'de ise ikiz çocukları Yaşar Özgür ve Özlem dünyaya geldi. Çift daha sonra ayrıldı. Akan'ın oğlu Barış Zeki Üregül, 2009 yapımı Deli Deli Olma filminde babasının canlandırdığı karakterin gençliğini oynayarak kamera karşısına geçti.
Hayatının son döneminde akciğer kanseri tedavisi gören Tarık Akan, 16 Eylül 2016'da İstanbul'da, 66 yaşında hayatını kaybetti. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ölümünü duyururken Akan'ın vakfın kuruluşundan itibaren aktif üyelerinden biri olduğunu belirtti.
18 Eylül'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen anmanın ardından Teşvikiye Camisi'nde cenaze namazı kılındı. Törene ailesinin yanı sıra sinema, siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda isim ve binlerce seveni katıldı. Akan, Bakırköy Zuhuratbaba Mezarlığı'na defnedildi.
Tarık Akan'ın sinema tarihindeki yerini özel kılan yalnızca yakışıklı bir Yeşilçam yıldızı olması değildi. Kariyerinin en güvenli döneminde kendisine başarı getiren kalıpların dışına çıkması, Maden'deki işçiden Sürü'deki Şivan'a, Yol'daki Seyit Ali'den Karartma Geceleri'ndeki öğretmene kadar birbirinden farklı toplumsal karakterlere yönelmesi, onun oyunculuk çizgisini değiştirdi.
Bir kuşak onu Damat Ferit olarak sevdi; başka bir kuşak Maden, Sürü ve Yol ile tanıdı. Ardından gelenler filmlerini televizyon tekrarlarından ve dijital arşivlerden izledi.
Tarık Akan böylece yalnız Yeşilçam'ın “yakışıklı jönü” olarak değil, şöhretinin zirvesinde kendi oyunculuk kimliğini yeniden kurabilmiş, sinemayı eğitim ve toplumsal sorumlulukla bir araya getirmiş isimlerden biri olarak Türk sinema tarihindeki yerini korudu.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)