Mario Levi kimdir? İstanbul’u anlatan yazarın hayatı, eserleri ve mirası

Mario Levi, İstanbul’u, hafızayı ve aidiyeti odağına alan eserleriyle Türk edebiyatında iz bıraktı; 31 Ocak 2024’te 66 yaşında hayatını kaybetti.

15 Eyl 2026 - 21:35
0
Mario Levi kimdir? İstanbul’u anlatan yazarın hayatı, eserleri ve mirası

Ahmet Taş | Bizi Unutma

İSTANBUL, TÜRKİYE — İstanbul’u yalnız bir şehir değil, hatıraların, kayıpların, aidiyetlerin ve farklı kültürlerin kesiştiği bir edebiyat evreni olarak anlatan Mario Levi, 31 Ocak 2024’te İstanbul’da 66 yaşında hayatını kaybetti.

Roman, öykü, gazetecilik ve iletişim eğitmenliğini bir arada sürdüren Levi; Bir Şehre Gidememek, İstanbul Bir Masaldı, En Güzel Aşk Hikayemiz, Lunapark Kapandı ve Size Pandispanya Yaptım gibi eserleriyle tanındı. Yazılarında İstanbul’un semtleri, aile belleği, göç, yalnızlık ve farklı kimliklerle bir arada yaşama deneyimi belirgin bir yer tuttu.

İstanbul’da başlayan bir hayat

Tam adı Mario Moris Levi olan yazar, 25 Şubat 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’ndeki biyografisine göre ailesinin kökleri, yüzyıllar önce İber Yarımadası’ndan Osmanlı topraklarına gelen Sefarad Yahudilerine uzanıyordu. Çocukluk yılları Şişli, Feriköy ve çevresindeki İstanbul semtlerinde geçti.

Levi, 1975’te Saint Michel Fransız Lisesi’nden, 1980’de ise İstanbul Üniversitesi Fransız ve Roman Filolojisi Bölümünden mezun oldu. İlk öyküsünü daha lise yıllarında, 1975’te kaleme aldı.

Fransızca ve Ladino gibi farklı dillerin duyulduğu bir çevrede büyüse de edebiyatının temel dili Türkçe oldu. Yıllar sonra verdiği bir röportajda Türkçeyle kurduğu ilişkiyi, hafızalarda kalan “Benim en derin vatanım Türkçedir” sözüyle ifade etti.

İstanbul ise bu dilin içindeki asıl sahnesiydi.

İlk kitabından Haldun Taner Öykü Ödülü’ne

Mario Levi’nin yayımlanan ilk kitabı, üniversite bitirme tezinden hareketle hazırladığı Jacques Brel: Bir Yalnız Adam oldu. Eser 1986’da okurla buluştu.

Asıl edebî çıkışını ise 1990’da yayımlanan Bir Şehre Gidememek ile yaptı. Otobiyografik izler taşıyan kitapta aşk, çocukluk, gençlik, özlem ve bir yere ait olamama duyguları öne çıktı.

Kitaba adını veren öykü, Haldun Taner Öykü Ödülüne değer görüldü. Dönemin Cumhuriyet gazetesine konuşan Levi, Haldun Taner’in üniversite yıllarında hocası olduğunu ve ondan yalnız edebiyat değil insan ilişkileri konusunda da çok şey öğrendiğini anlatmıştı.

1991’de yayımlanan Madam Floridis Dönmeyebilir ise İstanbul’daki azınlık çevreleri, göç ve topluma uyum sağlamakta zorlanan insanların dünyasına yöneldi.

Bu temalar, Levi’nin sonraki eserlerinde de farklı biçimlerde yaşamaya devam etti.

‘İstanbul Bir Masaldı’ edebiyatındaki dönüm noktası oldu

Levi’nin en çok bilinen eserlerinden biri İstanbul Bir Masaldı oldu.

1993’te yazmaya başladığı ve yaklaşık altı yılda tamamladığı roman, 1999’da yayımlandı. Eserde 1920’lerden 1980’lere uzanan dönemde İstanbul’da yaşayan bir Yahudi ailenin hikâyesi üzerinden kent, aile, kayıp, göç ve farklı toplulukların bir arada yaşama deneyimi anlatıldı.

Roman, Mario Levi’ye 2000 Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandırdı.

Levi’nin İstanbul’a yaklaşımı romantik bir şehir güzellemesinden ibaret değildi. Anadolu Ajansına verdiği bir röportajda İstanbul’un kendisi için sürekli bir ilham kaynağı olduğunu söylerken, şehrin tarihinin ve bugününün aynı zamanda yaşamı zorlaştıran yanları bulunduğuna da dikkat çekmişti.

Onun kitaplarındaki İstanbul; Beyoğlu’ndan Büyükada’ya, eski apartmanlardan aile sofralarına kadar insanların hatıralarıyla anlam kazanan bir şehirdi.

Roman, öykü, gazetecilik ve radyo bir arada

Mario Levi yalnız kitap yazan bir romancı değildi.

1984’ten itibaren Şalom, Cumhuriyet, Cumhuriyet Dergi, Gösteri, Milliyet Sanat, Argos ve daha sonraki yıllarda Oksijen’in de aralarında bulunduğu çeşitli yayınlarda yazılar kaleme aldı.

Gazetecilik, Fransızca öğretmenliği, reklam yazarlığı ve radyo programcılığı da yaptı. Biyografik kayıtlara göre radyo yayınlarında dünya müzikleri üzerine çok sayıda program hazırladı; üniversite ve özel atölyelerde yazı ve iletişim eğitimi verdi.

Öğretmenlik yönü yaşamının son dönemine kadar sürdü. Cenaze töreninde konuşan öğrencileri ve dostları da Levi’nin genç yazarlarla kurduğu ilişkiye ve yazma eğitimine verdiği öneme dikkat çekti.

Bu nedenle onun ardında yalnız basılı kitaplardan oluşan bir miras değil, yetişmesine katkıda bulunduğu çok sayıda öğrenci de kaldı.

Eserlerinde hafıza, yemek, aşk ve İstanbul

Levi’nin sonraki yıllardaki eserlerinde de geçmişin bugünün içindeki izleri temel konulardan biri oldu.

Lunapark Kapandı, Karanlık Çökerken Neredeydiniz, Size Pandispanya Yaptım ve Bir Cümlelik Aşklar farklı biçimlerde aşk, geçmiş, aile ilişkileri ve insanın kendi hikâyesiyle hesaplaşmasını ele aldı.

Size Pandispanya Yaptım, Sefaradların yüzyıllar boyunca taşıdığı yemek kültürünü bir aile hikâyesi, aşk, mektuplar ve hatıralarla bir araya getirdi.

Bir Cümlelik Aşklar ise yüz aşkı kısa anlatılar üzerinden ele alan farklı biçimli bir çalışma olarak 2016’da yayımlandı.

Levi’nin ölümünden yalnız birkaç ay önce, Kasım 2023’te yayımlanan Çünkü Fısıltılar Vardı, Beyoğlu ve Büyükada’nın sokaklarıyla geçmişten kalan fotoğrafları ve hatıraları yeniden edebiyatının merkezine taşıdı.

Böylece yazarlığının son döneminde dahi ilk kitaplarından beri peşinden gittiği hafıza, şehir ve geçmiş temalarından kopmadı.

31 Ocak 2024’te hayatını kaybetti

Mario Levi’nin ölüm haberi 31 Ocak 2024 sabahı, ders verdiği Buart Sanat Atölyesi tarafından duyuruldu.

Yazar 66 yaşındaydı. Kamuoyuna yapılan ilk açıklamalarda ölümünün kesin tıbbi nedenine ilişkin ayrıntılı bir bilgi paylaşılmadı. Bu nedenle güvenilir kaynaklarda doğrulanmayan bir ölüm nedeni belirtmek doğru değil.

Levi için 1 Şubat’ta İstanbul’daki Acıbadem Musevi Mezarlığında cenaze töreni düzenlendi.

Törene ailesi, arkadaşları, öğrencileri, edebiyat ve basın dünyasından isimler katıldı. Duaların ardından Mario Levi aynı mezarlıkta toprağa verildi.

Arkadaşları onu anlatırken özellikle İstanbul sevgisine, Türkçeyle kurduğu bağa ve öğrencileri üzerindeki etkisine vurgu yaptı.

Mario Levi’nin ardından kalan miras

Mario Levi’nin edebiyatındaki en belirgin iz, İstanbul ile insan hafızasını birbirinden ayırmamasıydı.

Şehir onun kitaplarında yalnız sokaklardan, binalardan veya semtlerden oluşmadı. İstanbul; geride kalan sevgililerin, kaybolan aile fertlerinin, gidilemeyen şehirlerin, unutulmayan sofraların ve farklı kültürlerden insanların ortak hafızasına dönüştü.

Bir Şehre Gidememek ona Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, İstanbul Bir Masaldı ise Yunus Nadi Roman Ödülü’nü getirdi. Ancak Levi’nin edebiyattaki yeri yalnız bu ödüllerle sınırlı kalmadı.

Onu tanıyanların cenazesinden sonra da tekrar ettiği bir cümle, yazarın yaşamı ve eserleri arasındaki bağı en kısa biçimde anlatıyordu: Türkçeyi kendi “derin vatanı” olarak görüyordu.

25 Şubat 1957 – 31 Ocak 2024.

Mario Levi, ardında İstanbul’un sokaklarını, kaybolan dünyaları ve insanların birbirlerine anlattıkları hikâyeleri saklayan geniş bir edebiyat mirası bıraktı.

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User