Bayram Ali Öztürk kimdir? İsmailağa’da ilimden şehadete uzanan hayatı

Bayram Ali Öztürk’ün Sakarya’dan İsmailağa’daki Mektûbât derslerine uzanan hayatı, ilmî çalışmaları, 2006’daki öldürülmesi ve bıraktığı miras.

04 Eyl 2026 - 06:38
0
Bayram Ali Öztürk kimdir? İsmailağa’da ilimden şehadete uzanan hayatı

Ahmet Taş | Bizi Unutma

İSTANBUL, TÜRKİYE — İmam, vaiz ve din eğitmeni Bayram Ali Öztürk, İmâm-ı Rabbânî’nin Mektûbât’ı üzerine yıllarca verdiği derslerle tanındı; 3 Eylül 2006’da İstanbul’daki İsmailağa Camii’nde bıçaklı saldırıda öldürüldü.

İsmailağa çevresinde “Mektûbâtçı Bayram Hoca” adıyla bilinen Öztürk, imamlık görevinin yanı sıra tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf alanlarındaki okumalarıyla tanındı. Mahmud Ustaosmanoğlu’nun çevresinde uzun yıllar ders ve vaaz faaliyetlerini sürdüren Öztürk’ün ölümü, üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen yalnız bir anma konusu olarak kalmadı; ailesi ve destekçilerinin oluşturduğu platform 2026’da cinayet soruşturmasının yeniden ele alınması çağrısı yaptı.

1952: Sakarya’da başlayan, yetimlikle şekillenen çocukluk

İsmailağa Câmiası’nın ayrıntılı biyografi kaydına göre Bayram Ali Öztürk 1 Mart 1952’de Sakarya’nın Karasu ilçesine bağlı Konacık köyünde dünyaya geldi. Babası Mehmet Ali Öztürk, annesi Hatice Hanım’dı. Ailenin köklerinin Trabzon’un Of ilçesine uzandığı aktarılıyor. Kurumun bazı daha kısa anma yazılarında doğum yeri Of olarak geçse de 2016 ve 2018 tarihli ayrıntılı biyografiler doğum yerini Karasu olarak kaydediyor.

Öztürk henüz yaklaşık beş aylıkken babasını kaybetti. Annesinin daha sonra yeniden evlenmesi üzerine çocukluğunun önemli bölümünde babaannesi ve halası tarafından büyütüldü. Okul çağından itibaren ise amcası Bilal Öztürk’ün eğitimine yakından ilgi gösterdiği belirtiliyor.

İsmailağa’nın biyografi kayıtlarında çocuk yaşlarından itibaren okumaya ve kitap toplamaya büyük ilgi duyduğu anlatılır. Bu alışkanlık ilerleyen yıllarda oldukça geniş bir şahsi kütüphaneye dönüşecekti. Çevresindeki kişilerin anlatımlarında onun sakin günlük mizacıyla kürsüdeki güçlü hitabeti arasındaki farklılık da sıkça vurgulanmıştır.

İmam-Hatip eğitiminden Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsüne

Bayram Ali Öztürk ilk ve ortaöğrenimini Sakarya’da sürdürdü; İmam-Hatip Lisesini dışarıdan tamamladı. Mezuniyetinin ardından Adapazarı Kuruçeşme köyünde vekil imamlık yapmaya başladı.

1971’de Fatma Hanım ile evlendi. İki yıl sonra, 1973’te Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsüne girdi ve 1978 yılında Hadis ve Tefsir ağırlıklı eğitimini tamamlayarak mezun oldu.

İsmailağa’nın eğitim hayatına ilişkin kayıtlarında Ahmet Vanlıoğlu, Sadrettin Yüksel, Halil Günenç, Mehmet Savaş, Mehmet Tavaslıoğlu ve Tayyib Okiç gibi dönemin din âlimlerinden ve akademisyenlerinden yararlandığı belirtiliyor. Mahmud Ustaosmanoğlu da dinî ve tasavvufî eğitiminde etkili isimlerden biri olarak gösteriliyor.

Öztürk yalnız klasik dinî ilimlerle ilgilenmedi. Cemaat kaynaklarında felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih ve edebiyat alanlarında da yoğun okuma yaptığı, Arapça, Farsça ve Osmanlıcanın yanı sıra Batı dillerinde eserlerle ilgilendiği aktarılıyor. Bu ayrıntıların önemli bölümü yakın çevresi ve İsmailağa kaynaklarının tanıklıklarına dayanıyor.

Mahmud Ustaosmanoğlu’nun davetiyle İstanbul’a yerleşti

Üniversiteyi bitirmeye yaklaştığı dönemde gelecekte ne yapması gerektiği konusunda Mahmud Ustaosmanoğlu’na danışan Öztürk’ün, onun tavsiyesi üzerine İstanbul’a yerleştiği aktarılıyor.

Kısa süre vekil imamlık yaptıktan sonra 1978-1985 yılları arasında Şehzadebaşı’ndaki Damat İbrahim Paşa Camii’nde kadrolu imam olarak görev yaptı. İsmailağa’nın biyografisine göre Fener’de oturuyor, sabah namazından yatsıya kadar camide bulunuyor ve görev yerine çoğu zaman yürüyerek gidip geliyordu. Aynı dönemde, yaklaşık 30 yaşındayken hafızlığını da tamamladı.

1985’te Karagümrük’teki Draman Kara Ali Camii’ne tayin edildi.

İsmailağa’nın kayıtlarına göre 1997’den sonra 28 Şubat sürecinde görev yeri değiştirilerek Arnavutköy Hacımaçlı Köyü Camii’ne gönderildi. 2001’de yeniden tayin talebinde bulundu ve Küçükköy’deki Mevlânâ Camii’nde yaklaşık bir yıl görev yaptıktan sonra 2002’de emekliye ayrıldı.

Emekli olması vaaz ve derslerini sona erdirmedi.

“Mektûbâtçı Bayram Hoca” adı nereden geldi?

Bayram Ali Öztürk’ün İsmailağa çevresindeki tanınırlığını belirleyen en önemli unsur İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’nin Mektûbât adlı eseri üzerine yaptığı dersler oldu.

Mektûbât, İmâm-ı Rabbânî’nin farklı kişilere gönderdiği mektupları bir araya getiren ve Nakşibendî-Müceddidî geleneğinde önemli yere sahip olan kapsamlı bir tasavvuf eseridir.

İsmailağa’nın kendi tarihçesine göre Mahmud Ustaosmanoğlu, Öztürk’ün Mektûbât üzerindeki çalışmalarına önem verdi ve bu eseri cemaate okuyup açıklama görevini ona verdi.

Öztürk zaman içerisinde özellikle bu derslerle özdeşleşti ve “Mektûbâtçı Bayram Hoca” adıyla anılmaya başladı.

İsmailağa Camii avlusundaki Şeyhülislâm Mehmed Esad Efendi Medresesi, yaygın adıyla Taşmedrese’de öğrencilere dersler veriyor; camide ise Mektûbât okumaları gerçekleştiriyordu. Emekliliğinden sonra da özellikle sabah namazlarının ardından dinî sohbetlerini sürdürdü.

Kendisinden sonra ders kayıtlarının bir bölümü kitaplaştırıldı. Mektûbât sohbetlerinin çok ciltli yayınlar halinde yayımlanması, onun isminin ölümünden sonra da bu eserle birlikte anılmasını sağladı.

Çevresindeki kaynaklar, Öztürk’ün çok büyük bir kişisel kütüphane oluşturduğunu da aktarıyor. Bazı biyografiler koleksiyonun yaklaşık 20 bin cilde ulaştığını ileri sürmektedir; ancak bu rakamın bağımsız bir kütüphane envanteriyle doğrulandığına ilişkin açık bir kayıt bulunmadığından bunu yakın çevre kaynaklarının verdiği tahmini bilgi olarak değerlendirmek gerekir.

3 Eylül 2006: İsmailağa Camii’nde bıçaklı saldırı

Bayram Ali Öztürk’ün hayatı 3 Eylül 2006 Pazar sabahı sona erdi.

İsmailağa’nın kayıtlarına göre Öztürk saat 07.30 sıralarında, İsmailağa Camii’nde yaptığı sabah vaazının ardından dua ettiği sırada Mustafa Erdal isimli kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Aldığı yara sonucu olay yerinde hayatını kaybetti.

Saldırgan olduğu belirtilen Mustafa Erdal da camide yaşanan olayların ardından hayatını kaybetti.

Erdal’ın ölümünün nasıl gerçekleştiği o tarihte tartışma konusu oldu. Konu 7 Kasım 2006’da TBMM’de verilen bir yazılı soru önergesine dahi yansıdı; önergede basına yansıyan farklı açıklamalar ve saldırganın ölüm biçimiyle ilgili iddialar İçişleri Bakanlığına soruldu.

Bu nedenle olayın sonrasına ilişkin “şu yapı yaptı”, “şu kişiler azmettirdi” gibi iddiaları kesin hüküm halinde vermek mümkün değildir. Öztürk’ü öldüren fiilî saldırganın kimliği bilinse de cinayetin daha geniş bir organizasyonun parçası olup olmadığı meselesi yıllar boyunca tartışıldı.

İsmailağa kaynakları cenaze namazının Fatih Camii’nde on binlerce kişinin katılımıyla kılındığını ve Öztürk’ün Edirnekapı’daki Sakızağacı Mezarlığına defnedildiğini aktarıyor. Cemaatin biyografisinde katılım yaklaşık 50 bin kişi olarak belirtiliyor.

20 yıl sonra dosyanın yeniden incelenmesi istendi

Bayram Ali Öztürk’ün öldürülmesinden tam 20 yıl sonra, 3 Eylül 2026’da, mezarı başında yeni bir anma programı düzenlendi.

Anadolu Ajansının haberine göre Eyüpsultan’daki Sakız Ağacı Kabristanlığı’nda bir araya gelen Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu temsilcileri ve hukukçular, soruşturmanın yeniden ele alınmasını talep etti. Platform adına konuşan avukat Emrecan Çetin, yalnız fiilî failin bilindiğini; olası azmettirenler, bağlantılar ve organizasyon iddialarının yeterince aydınlatılmadığını savundu.

Platform, herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmediklerini vurgulayarak mevcut belgelerin ve geçmiş soruşturma işlemlerinin bağımsız biçimde yeniden incelenmesini istedi. Kampanyalarına yaklaşık 20 bin kişinin destek verdiğini de açıkladı. Bunlar platformun talepleri ve değerlendirmeleridir; cinayetin arkasında belirli bir örgütün bulunduğuna ilişkin kesinleşmiş yeni bir yargı kararı anlamına gelmemektedir.

Öztürk’ün adı ölümünün ardından özellikle Mektûbât dersleri, yetiştirdiği öğrenciler ve İsmailağa çevresindeki vaaz geleneğiyle yaşamaya devam etti.

1952’de Sakarya’da başlayan hayatı; Erzurum’daki yüksek din eğitimi, İstanbul’un farklı camilerindeki imamlık görevleri, Taşmedrese’deki dersler ve İmâm-ı Rabbânî’nin Mektûbât’ını yıllarca açıklayan sohbetlerle şekillendi.

Onun biyografisinin son bölümü ise hâlâ yalnız geçmişe ait değil.

3 Eylül 2006’da meydana gelen cinayetin arka planının bütünüyle aydınlatılıp aydınlatılmadığı sorusu, ölümünden 20 yıl sonra dahi ailesi, öğrencileri ve hukukçular tarafından gündemde tutuluyor.

Bayram Ali Öztürk ise onu tanıyan çevrelerin hafızasında en çok kendisiyle özdeşleşen isimle yaşamaya devam ediyor:

“Mektûbâtçı Bayram Hoca.”

BiziUnutma.com

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 1
Beğenme Beğenme 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0

Yorumlar (0)

User