Ali Gaffar Okkan: Diyarbakır’ın “Gaffar Baba”sının hayat hikâyesi
Ali Gaffar Okkan’ın Hendek’ten Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne uzanan hayatı, halkla kurduğu bağ, 24 Ocak 2001 suikastı ve bıraktığı miras.
Ahmet Taş | Bizi Unutma
DİYARBAKIR, TÜRKİYE — Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001’de beş polis memuruyla birlikte uğradığı silahlı saldırıda şehit edildi; halkla kurduğu güçlü bağ ise onu “Gaffar Baba” adıyla hafızalara taşıdı.
Sakarya’nın Hendek ilçesinde başlayan yaşamı İzmir, Şanlıurfa, Eskişehir ve Kars’taki görevlerin ardından Diyarbakır’a uzanan Okkan, güvenlik çalışmalarının yanı sıra çocuklara, yaşlılara, ihtiyaç sahibi ailelere ve spora yönelik girişimleriyle de tanındı. Şehadetinin üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen Diyarbakır’da esnafın duvarlarında fotoğrafının bulunması ve çocuklara “Ali Gaffar” adının verilmesi, bıraktığı toplumsal etkinin devam ettiğini gösteriyor.
1952–1973: Hendek’ten emniyet teşkilatına
Ali Gaffar Okkan, 24 Şubat 1952’de Sakarya’nın Hendek ilçesinde dünyaya geldi. Anadolu Ajansı’nın biyografik kayıtları doğum yılını 1952 olarak verirken, çeşitli biyografi kaynaklarında doğum günü 24 Şubat olarak kaydediliyor. Çocukluk ve gençlik yıllarının ardından mesleğini polislik üzerine kurdu.
Okkan, 30 Eylül 1970’te Polis Kolejinden, 29 Eylül 1973’te Polis Akademisinden mezun oldu. Akademi eğitiminin ardından İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandı ve burada emniyet teşkilatının farklı birimlerinde görev yaptı.
Mesleki kariyerini sürdürürken yükseköğrenimine de devam eden Okkan’ın, Anadolu Ajansı tarafından aktarılan öz geçmişine göre Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olduğu kaydedildi.
İzmir’deki görevlerinin ardından 1983 yılında Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğüne atandı. İki yıl sonra, 1985’te şube müdürlüğüne yükseldi. 1986’da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünde göreve başlayan Okkan, burada farklı sorumluluklar üstlendi ve 1992 yılında Emniyet Müdür Yardımcısı oldu.
1993–1997: Kars Emniyet Müdürlüğünden Diyarbakır’a
Ali Gaffar Okkan’ın kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri 6 Aralık 1993’te gerçekleşti. Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi eden Okkan, aynı tarihte Kars İl Emniyet Müdürü olarak atandı.
Yaklaşık dört yıl süren Kars görevinin ardından Türkiye’nin güvenlik açısından en kritik kentlerinden birine gönderildi.
18 Kasım 1997’de Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak göreve başladı.
Diyarbakır, o dönemde terör olayları, yoğun göç, ekonomik ve sosyal sorunların etkisini güçlü biçimde hisseden şehirlerden biriydi. Okkan’ın burada uyguladığı yöntem ise yalnızca güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmadı.
Görev anlayışının merkezinde polis ile vatandaş arasındaki mesafenin azaltılması bulunuyordu. Yıllar sonra Diyarbakırlıların onu anlatırken en fazla hatırladığı özelliklerden biri de bu yaklaşım oldu.
Diyarbakır’da polis ile vatandaş arasındaki mesafeyi azalttı
Ali Gaffar Okkan’ın Diyarbakır yıllarında hayata geçirdiği bazı uygulamalar şehirde dikkat çekti.
Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Okkan, geceleri zaman zaman tebdilikıyafetle esnafı ziyaret ediyor, sokakta karşılaştığı vatandaşlarla konuşuyor ve insanların sorunlarını doğrudan dinliyordu. Vatandaşlara cep telefonu numarasını verdiği, kendisine ulaşan kişileri makamında kabul ettiği ve yolda karşılaştığı yaşlıları zaman zaman makam aracıyla evlerine bıraktırdığı da Okkan’la ilgili hafızalarda kalan uygulamalar arasındaydı.
İhtiyaç sahibi aileler için meslektaşlarından ve hayırseverlerden yardım toplanmasına öncülük etti. Özellikle sokakta çalıştırılan çocukların eğitim hayatına dönmesi için aileleriyle temas kuruldu ve maddi destek sağlandı.
Gençlerin suç, uyuşturucu ve terör yapılanmalarından uzak tutulmasında sporun önemli olduğuna inanan Okkan, amatör spor kulüplerine malzeme desteğinde de bulundu.
Kentte güvenlik teknolojisinin kullanımını da artırdı. Kritik noktalara yerleştirilen kameraların görüntülerini gece geç saatlere kadar makamındaki ekrandan takip ettiği bildirildi.
Bu yaklaşım, güvenlik güçlerinin vatandaşla doğrudan temasının artırılmasını esas alan bir çalışma modeli oluşturdu.
Kadın polisler, çocuklar, yaşlılar ve Diyarbakırspor
Okkan döneminin sembolik uygulamalarından biri kadın polislerin Diyarbakır sokaklarında aktif biçimde görevlendirilmesi oldu.
Kadın polisler onun talimatıyla şehir merkezinde trafik hizmetlerinde görev almaya başladı. Ayrıca iki küçük otomobil mavi ve beyaz renklere boyatıldı ve araçlarda ikişer kadın polis görevlendirildi. Araçlardan biri kaybolan çocukların ailelerine ulaştırılmasına, diğeri yürümekte güçlük çeken yaşlı vatandaşlara yardımcı olunmasına tahsis edildi.
Okkan’ın kentle kurduğu ilişkinin en dikkat çekici alanlarından biri de Diyarbakırspor oldu.
Diyarbakırspor’un üst lige yükselmesi için kulübe destek veren Okkan, iç saha maçlarını yakından takip ediyor ve futbolcuların gol sevinçlerine ortak oluyordu. Kulüp yönetimi, yaptığı katkılar nedeniyle kendisini “Diyarbakırspor Onursal Başkanı” ilan etti.
Bu yakınlık yalnız sporla sınırlı kalmadı. Okkan’ın Diyarbakır’da kazandığı toplumsal karşılık nedeniyle halk arasında adı giderek “Gaffar Baba” şeklinde anılmaya başladı.
Şehadetinin ardından bu bağın en çarpıcı göstergelerinden biri çocuklara verilen isimler oldu. Anadolu Ajansı’nın 2020 tarihli çalışmasında Diyarbakır’da 142 çocuğun “Ali Gaffar” adını taşıdığı belirtilmişti. Daha sonraki haberlerde de ailelerin çocuklarına onun ismini vermeye devam ettiği aktarıldı.
24 Ocak 2001: Diyarbakır’da kurulan pusu
Takvimler 24 Ocak 2001’i gösterdiğinde Ali Gaffar Okkan Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğündeki görevini sürdürüyordu.
Anadolu Ajansı’nın kayıtlarına göre Okkan, o gün saat 17.40 sıralarında makamından ayrıldı ve Valilik binasına doğru hareket etti.
Konvoy, Diyarbakır’ın Şehitlik semtindeki Sezai Karakoç Bulvarı’nda silahlı saldırıya uğradı.
Saldırıda Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy şehit oldu.
Okkan evli ve iki çocuk babasıydı.
Saldırı haberi Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye genelinde büyük yankı uyandırdı. Okkan’ın yalnızca bir emniyet müdürü olarak değil, şehrin günlük hayatının içinde tanınan bir isim olması, Diyarbakır’daki yasın boyutunu daha da artırdı.
Aradan geçen yıllarda saldırının gerçekleştirildiği noktada her 24 Ocak’ta anma törenleri düzenlenmeye devam etti.
Suikastın soruşturması ve Hizbullah bağlantılı davalar
Ali Gaffar Okkan suikastının ardından geniş kapsamlı soruşturmalar yürütüldü ve farklı dönemlerde Hizbullah bağlantılı olduğu belirtilen kişiler hakkında davalar açıldı.
Yargı süreçleri oldukça karmaşık ilerledi. Bazı sanıklar hakkında örgütsel faaliyetlerden mahkûmiyet kararları verilirken, saldırıya doğrudan katıldıklarına ilişkin yeterli somut delil bulunamadığı gerekçesiyle bazı sanıkların suikast yönünden cezalandırılmadığı görüldü.
Örneğin 2007’de görülen davalardan birinde mahkeme, Hizbullah adına faaliyet gösterdiği kabul edilen bir sanığın Okkan suikastına katıldığına ilişkin “kesin, şüpheden uzak ve inandırıcı” delil elde edilemediği gerekçesiyle saldırıdan mahkûmiyet kurmadı; örgütsel faaliyetleri nedeniyle ceza verdi.
Başka bir davada Mehmet Fidancı hakkında verilen karar Yargıtay tarafından delil değerlendirmesi yönünden bozulmuş; yeniden yargılamada savcılık, Okkan saldırısına katılım konusunda kolluk ifadesi dışında yeterli delil bulunmadığını belirtmişti.
Bu nedenle Ali Gaffar Okkan suikastına ilişkin tarihsel anlatımda, Hizbullah bağlantılı kişiler ve davalar bulunduğu, ancak bütün saldırganların rollerinin aynı ölçüde ve tartışmasız biçimde yargı kararıyla ortaya konmadığı ayrımının korunması önem taşıyor.
“Gaffar Baba” 25 yıl sonra da unutulmadı
Ali Gaffar Okkan’ın adı şehadetinin ardından Türkiye’nin farklı şehirlerinde caddelere, okullara, tesislere ve kamu kurumlarına verildi.
Diyarbakır’daki polis eğitim kurumunun adı 2014 yılında “Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Eğitim Merkezi” olarak değiştirildi. Kurum, bugün de yeni polislerin eğitim gördüğü merkezlerden biri olarak faaliyet gösteriyor.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde oluşturulan Şehitler Köşesi’nde Okkan’ın balmumu heykeli bulunuyor. Kentteki bazı esnaflar ise ölümünden çeyrek asır sonra dahi onun fotoğrafını iş yerlerinin duvarlarında tutuyor.
Diyarbakırspor ile kurduğu bağ da unutulmadı. 2024 yılında Diyarbakır Stadyumu’nda Okkan ve birlikte şehit olduğu polislerin anısına futbol karşılaşması düzenlendi. Sahaya çıkan takımlar, üzerinde Okkan’ın fotoğrafının bulunduğu formalar giydi.
24 Ocak 2026’da, şehadetinin 25. yılında, hem Diyarbakır’da hem de memleketi Sakarya’nın Hendek ilçesinde anma programları gerçekleştirildi.
Hendek’te ailesi, yakınları, kamu görevlileri ve vatandaşlar mezarı başında bir araya gelirken Kur’an-ı Kerim okundu ve mezarına karanfiller bırakıldı. Diyarbakır’da ise Okkan ile Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy, saldırının gerçekleştiği Sezai Karakoç Bulvarı’nda düzenlenen törenle anıldı.
Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, 25. yıl anmasında Okkan’ın görev dönemini değerlendirirken onun Diyarbakır halkına “devletin ve polisin şefkatli yüzünü” gösterdiğini ifade etti. Aynı törende, Diyarbakırlı ailelerin çocuklarına Ali Gaffar adını vermesi de Okkan’a duyulan sevginin göstergelerinden biri olarak hatırlatıldı.
Ali Gaffar Okkan’ın yaklaşık 49 yıllık hayatının son dört yılı Diyarbakır’da geçti. Ancak bu kısa dönem, adının şehirle özdeşleşmesine yetti.
Hendek’te doğan bir polis müdürünün adı, yıllar sonra yüzlerce kilometre uzaktaki Diyarbakır’da çocukların isminde, esnafın duvarındaki fotoğrafta, bir polis okulunda, spor karşılaşmalarında ve her 24 Ocak’ta düzenlenen anmalarda yaşamaya devam ediyor.
Onunla birlikte aynı saldırıda şehit olan Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy’un isimleri de Ali Gaffar Okkan’ın hikâyesinin ayrılmaz bir parçası olarak anılıyor.
Çeyrek asır sonra geriye kalan en güçlü hatıralardan biri ise Diyarbakır halkının ona verdiği isim:
Gaffar Baba.
BiziUnutma.com
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0
Yorumlar (0)